Körük nedir, Körük ne demek

Körük; müzik, Yerleşim Merkezi alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç
  • Bazı araçların açılıp kapanabilir üst üste katlanmış bölümü.
  • Bazı müzik araçlarında hava vermeye yarayan, el veya ayakla işletilen meşin veya kâğıt bölüm.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Eşek yavrusu, sıpa.

Demirci dükkânı : Bu demiri götür de körükte dövdür.

Fayton.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Yozgat şehri, Akdağmadeni ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: kürük].

Körük ile ilgili Cümleler

  • Körükler çalışmıyor.
  • Yangına körükle giden sensin.
  • “Biz faytonun körüğü altında fotoğraf çekmeye uğraşıyorduk.”
  • Yangına körükle gitmemeliyiz.
  • Yangına körükle gitme!
  • Rüzgarla körüklendiği için, alevler her yöne yayıldı.
  • Adalet bir ülkenin kurucu milletini örselemek onu zarara uğratmaksa adalet, adalet dünyada etnik milliyetçiliği körükleyip ülkelerde iç savaş çıkarmaksa adalet, adalet zenginin daha da zenginleşmesi fakirin hep fakir kalmasıysa adalet, adalet bir insanı toplum içerisinde küçük düşürmeye çalışmaksa adalet, adalet bir insanın cinsel eğilimlerine göre onu yargılayıp küçük görmekse adalet, adalet parayla satın alınabiliyorsa adalet, işte bu adaletler yerin dibine batsın.
  • Akordiyon körüğü.
  • “Bey, bana teselli verecek yerde sen de yangına körükle gidiyorsun.”
  • O ateşi körükledi.
  • Savaşları körükleyen insanları sevmiyorum.
  • Şimdi dışarıya gelmen ve o tür bir şey söylemen yangına körükle gitmek olur.
  • Yangına körükle gidiyorsun.
  • Eşitlikten, adil olmaktan ve demokrasiden söz edersiniz ama etnik milliyetçiliği körüklemekten geri durmazsınız, değil mi?
  • “Bir taraftan ha bire körüğün ipini çekiyordu.”
 

Körük ile ilgili Atasözü veya Deyim

yangına körükle gitmek : gerginliği, uzlaşmazlığı artıracak biçimde davranmak.

yangını körüklemek : gerginliği, anlaşmazlığı artırmak.

Körük kısaca anlamı, tanımı

Körü : Çalım, caka

Körük mıhı : Ayakkabı tamircilerinin kullandığı 1-1,5 santimetre uzunluğunda siyah bir çivi.

Körük virmek : Bir kimseyi başka birinin kötülüğü için kışkırtmak.

Körükler : Malatya kenti, Darende ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Körükleyebilme : Körükleyebilmek işi.

Körükleyebilmek : Körükleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Körükleyicilik : Kışkırtıcılık.

Körüklük : Demirci dükkânı.

Körükmek : Kuvvetini, gücünü yitirmek. Yılmak, pusmak, durgunlaşmak. Onmaz duruma getirmek, yok etmek.

Körüksü : Korkak olarak yetişme, korkaklığa alışma.

Körüktaşı : Çanakkale kenti, Ezine belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Körüktürmek : Bir kimseyi başka birinin kötülüğü için kışkırtmak. Yıldırmak, ürkütmek, yürek gücünü sarsmak. Bir hayvan diğerini korkutmak. Bıktırmak, bezdirmek.

 

Metal körük : Ateş ayarlayıcı, uzama parçaları gibi yerlerde kullanılan, basınç ile açılıp kapanan metalden yapılmış körük.

Sesyayar körük : Sesyayarın ağzı; sesin titreşimlerini denetleyen esnek gereç.

Körükçü : Körük yapan veya satan kimse. Körükleyici. Körük kullanan kimse.

Körükçülük : Körükçünün yaptığı iş.

Körükleme : Körükleme işi, ajitasyon.

Körüklemek : Körükle hava vermek. Çıkar sağlamak için kendini acındırmak, ajite etmek. Harekete geçirmek, ajite etmek. Kızıştırmak, şiddetlendirmek.

Körüklenme : Körüklenmek işi.

Körüklenmek : Körükleme işine konu olmak veya körükleme işi yapılmak.

Körükleyici : Heyecana getiren, çıkar sağlamak için kendini acındıran, ajitatör.

Körüklü : Körüğü olan. Körüklü otobüs.

Körüklü otobüs : Körükle birbirine bağlanan iki parçadan oluşan ve şehir içi toplu taşımacılığında kullanılan otobüs.

Körüksüz : Körüğü olmayan.

Diğer dillerde Körpe ton anlamı nedir?

İngilizce'de Körpe ton ne demek ? : crisp tone