Kıla nedir, Kıla ne demek

Teknik terim anlamı:

Taşlanan demirin uç kısmında oluşan demir tozları. (Zeyve Söğüt Bilecik).

Kıla ile ilgili Cümleler

  • Ürün kullanma kılavuzuna göre kullanılmalı.
  • Çalışmak özgür kılar.
  • Bilgisayar kullanma kılavuzu yazabilen bir kişi arıyorum.
  • Kılavuza göre bu çevredeki en iyi restoran burası.
  • Görünen köy kılavuz istemez.
  • Kimini mutlu kılan şey, diğerini huzursuz eder.
  • Kullanıcı kılavuzunu okudun mu?
  • Beni öldürmeyen şey, beni daha güçlü kılar.
  • “Ölümden kaçana halk ne demez? / Kurt sürüsünde köpek kılavuzluk edemez”
  • Kılavuz mümkün olduğu kadar erken işe koyulsak iyi olur dedi.
  • Payulcum hayat bir rüya ise şimdi o kadehi elinden bırak ve kılavyenin başından kalk.
  • Fransızca ses kılavuzları var mı?
  • Tatoeba'yı güvenilir kılan, doğru çevirilerin çokluğudur.

Kıla ile ilgili Atasözü veya Deyim

görünen köy kılavuz istemez : “ne kadar gizlense de gerçekler ortadadır” anlamında kullanılan bir söz.

kılağısını almak : kesici araçları bileği taşına veya kayışa sürterek keskinliğini artırmak.

kılavuzluk etmek : yol göstermek, rehberlik etmek.

kılavuzu karga olanın burnu boktan kalkmaz : “kötü kimsenin arkasına düşen kişinin başı dertten kurtulmaz” anlamında kullanılan bir söz.

Kıla anlamı, kısaca tanımı

 

Akademi kılavuzu : Piyasaya çıkarılan bütün makaralarda filmin baş ve sonlarında yer alan, filmin göstericiye takılmasını kolaylaştıran, gösterimci için bilgiler taşıyan kılavuz çeşidi

Arama kılavuzu : Tecimevleri ve yapımcıların çalışma ve yasal oturum yerlerini ve telefon numaralarını çalışma dallarına göre abeceli sıralayarak açıklayan kılavuz.

Art kılavuz : Bir film makarasının sonuna takılan kılavuz çeşidi.

Dalga kılavuzu : İçinde çok kısa dalga boylu akımmıknatıssal dalgaları ileten çembersel ya da dikdörtgen kesitli metal boru.

Eğitsel kılavuzluk : Öğrencilerin, kendi olanaklarıyle bir öğrenim dalını ya da bir öğrenim programını seçmeleri ve ona göre ilerlemeleri konusunda onlara yardım etmeyi amaçlayan kılavuzluk alanı. Meslekle ilgili, toplumsal ve kişisel konular yerine dersler, türlü öğretim programları ve okul yaşayışı ile ilgili sorunlar üzerinde öğrencilere yardımı öngören kılavuzluk etkinliklerine verilen ad. Öğrencilerin, öğrenme güçleri, ilgileri, dilekleri ve genel yaşamın gerekleri açısından en elverişli eğitim ve öğretim programını seçmesinde ve bunları uygulamasında yol gösterme işi.

Eğitsel kol kılavuzu : Okullarda eğitsel kollar ya da öğrenci kolları adı verilen gönüllü kuruluşların çalışmalarını düzenleme ve yürütmede öğrencilere yol gösteren öğretmen.

Eşleme kılavuzu : Kılavuzun eşlemeyle ilgili bilgiler taşıyan, özellikle, Akademi kılavuzu, gösterim kılavuzu ve televizyon kılavuzunda yer alan bölümü.

Görüşme kılavuzu : Görüşme yordamında başvurulan ve görüşme sırasında sağlanacak bilgileri genel başlık ya da alt başlıklar biçiminde dizelgeleyen açıkuçlu gözlem aracı.

 

Gösterim kılavuzu : Gösterimciye gösterimde yardımcı olacak bilgileri taşıyan kılavuz.

Iso 9000 seçim ve kullanım kılavuzu : Kalite güvencesi modellerinin hangi kuruluşlara uygulanabileceği konusunda bilgi veren ve hangi kuruluşların uluslararası kabul görmüş ölçütlere ulaştığını gösteren kullanım belgesi.

Işığa duyarlı kılan bitkiler : Fotodinamik bitkiler.

Kılabilme : Kılabilmek işi.

Kılabilmek : Kılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kılacuk : Çiçekken yenen bir çeşit ekin.

Kılaç : İnce ve beyaz tüyleri olan yulafa benzer bir ot.

Kılaçna : Çobanların giydikleri keçi derisinden yapılmış şalvar.

Kılade : Gerdanlık, boyna takılan süs eşyası.

Kılafatlı : İri yarı, gösterişli (insan için).

Kılagı : Keskinlik (Bıçak, makas ve benzerleri şeyler için).

Kılaglı : Keskin.

Kılağ : Keskinlik (Bıçak, makas ve benzerleri şeyler için).

Kılağı vurmak : Keskinletmek, bilemek.

Kılağız : Puhu kuşu.

Kılağlamak : Keskinletmek, bilemek.

Kılağlanmak : Süslenmek, boyanmak: Şimdiki kızlar kılağlanıp çarşıya çıkıyorlar.

Kılağlı : Keskin. Kahramanmaraş kenti, Ağabeyli nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kılalanmak : Kızmak, öfkelenmek.

Kılalı : Kavga ve gürültü etmeye hazır olan kimse, öfkeli: Ahmet'in ağzı kılalı ona uymaya gelmez. Keskin.

Kılama : Budanmış bağ çubuklarından yapılmış deste.

Kılamada : Bağ çubuğu, kurumuş bağ çubuğu : Kılamada getir, ocağı yakalım. Budandıktan sonra kurumuş asma dalı.

Kılamık : Bağ çubuğu, kurumuş bağ çubuğu. Süpürgeotu.

Kılamuk : Bağ çubuğu, kurumuş bağ çubuğu.

Kılan : Sert keçi kılı. Tiftik keçisi azmanı. Karar : Ne kılansız oğlan oldu. Yapılarda kullanılan, kısa ve kirişten daha ince ardıç dalı : Elin gözündeki çöpü görür de, kendi gözündeki kılanı görmez. Çevre, kıyı, kenar, uç. Tüyü bozulmuş, kılı çoğalmış tiftik keçi.

Kılanı : Tüyü bozulmuş, kılı çoğalmış tiftik keçi.

Kılanlı : Keskin.

Kılap : Eskiden kadınların feslerine sardıkları ince ipekli kumaş.

Kılapa : Hatılların üzerine vurulan yarım metre uzunluğundaki ağaçlar. İyi gelişmemiş ekin.

Kılaptan : Pirinç, bakır, kalay ve benzerleri madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldız vurulmuş ince metal iplik. Pamuk ipliğine sırma katılarak eğrilmiş iplik. Bu tür iplikten yapılmış. Süslü, giyimli kuşamlı.

Kılatma : Birinin arkasından söylenen kötü söz.

Kılav : Keskinlik (Bıçak, makas ve benzerleri şeyler için). Yerli yerinde, düzenli. Düzeltme, çeki düzen verme işi, cila. Korku. Öfke. 3.Dikkat. Bağırıp çağırma, uyarma. Dinçlik, beden sağlığı, neşe. Yarış. Keçe. Süs, boya, cila. Keskin.

Kılav vermek : Keskinletmek, bilemek.

Kılavan : Düğün halkı. Gömütlerin başına dikilen söğüt dalı.

Kılavat : Yüz. Yaradılış, huy.

Kılavlamak : Keskinletmek, bilemek. At yarışı yapmak. Bilemek, keskinleştirmek.

Kılavlanmak : Süslenmek, boyanmak. Göz koymak (kadın ve erkek arkadaşlık etmek için).

Kılavlı : Keskin. Yaşı büyük olup da genç görünen. İştahlı, istekli, sağlıklı.

Kılavma getirmek : Sırasına getirmek : Tam kılavına getirdi ve öyle bir söz söyledi ki garşısındaki ne diyeceğini bilemedi.

Kılavulamak : Keskinletmek, bilemek.

Kılavuz açıklama : Açıklamanın ses kuşağına alınmasına yardımcı olması için, filmin gösterilişi sırasında çekim çekim yapılan anlatım.

Kılavuz çavuş : Törenlerde padişaha ve sadrazamlara yol açan görevli.

Kılavuz fiş : Katalogda yer alan fişler arasına konulan ve aranılanın daha kolay bulunmasını sağlayan fiş.

Kılavuz katman : Belli bir yer düzeyine ya da kuşağa özellik veren katman. Kayaç dizileri içinde süreli olarak bulunan ve birbirlerine yakın bölümlerin bağlanabilmesini sağlayan özel bir katman.

Kılavuz kitap : Bir kurumda, bir uğraş dalında, bir kentte ve benzerleri çalışanların kimliklerini ve oturdukları yeri belirten danışma kitabı. Bir kent, bir bölge ya da bir ülke ve benzerleri üstüne bilgi veren danışma kitabı.

Kılavuz makara : Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi araçlarda filmin belirli bir yolu izlemesi için yerleştirilmiş makaralar.

Kılavuz öğretmen : Okulda kılavuzluk etkinlikleri bakımından kendi kümesine düşen öğrencileri yakından tanımak, onların kişisel ya da derslerle ilgili her türlü sorunlarını çözmek,.çalışmalarında ve toplumsal ilişkilerinde başarılarını arttırmak ile görevli öğretmen.

Kılavuz ses : Görüntü kuşağıyla aynı zamanda saptanan, fakat tamamlanmış filmde kullanılma amacı taşımayan, konuşmaların işlikte daha iyi koşullarda sonradan seslendirme yoluyla saptanmasında yol gösterici olarak yararlanılan eşlemeli ses.

Kılavuz ses kuşağı : Sesin gürlüğünü artırmak ya da sesyayarları çalıştırmak üzere, asıl ses kuşağından ayrı olarak hazırlanan yardımcı ses kuşağı.

Kılavuz ses yolu : Kılavuz sesi taşıyan ses yolu.

Kılavuz sormaca : Sormaca uygulamasına geçmeden önce sormacanın iyi hazırlanıp hazırlanmadığını incelemek için yapılan ön uygulama, anlamdaş önsormaca.

Kılavuz söz : Eskiden yazmalarda, bugün genellikte ansiklopedi ve sözlüklerde kullanılan, bir sayfanın son satırının sağ alt köşesine yazılan bir sonraki sayfanın ilk sözcüğü.

Kılavuz taşıl : Kısa bir süre yaşamış, evrimsel olaylarla çabuk değişmiş, çok sayıda geniş alanlara yayılmış olmasıyle, içinde bulunduğu katmanın yaşını belirtmeğe yarayan taşıl.

Kılavuz yatak : Bir yer, düzey ya da kuşağı ayıran yatak.

Kılavuz yıldız : Bulunması güç sönük bir yıldızın yöresinde seçilen parlak bir yıldız. Önce parlak yıldız bulunur; sonra onun yardımıyla sönük yıldıza gidilir.

Kılavuzlar : Aydın kenti, Atça bucağına bağlı bir bölge. Aydın şehri, Bozdoğan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bolu şehrinde, Göynük ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Burdur şehrinde, Karamanlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bursa şehrinde, Harmancık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehri, Demirci belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Kılavuzlu : Kahramanmaraş şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun şehri, Asarcık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tekirdağ kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kılavuzlu görüşme : Bilgi amaçlı konuşmaları kendiliğinden gidişine bırakmaksızın önceden hazırlanmış ve görüşülecek konuları genel çizgileriyle saptayan bir kılavuz uyarınca belli bir çerçeveyle sınırlandıran görüşme.

Kılavuzluk : Kılavuz olma durumu veya kılavuzun işi, rehberlik. Bir gemiyi limana sokma veya limandan çıkarma işi. Bireyleri ilgi, anıklık ve yeteneklerine en uygun etkinliklere yöneltmek amacıyla uzmanlarca yapılan düzenli ve sürekli yardım. Öğrencilerin bağımsız birer kişilik kazanmalarını amaç edinen düzenli ve sürekli yol gösterme etkinliği. Kişiye, özellikle okul çalışmalarında ya da işinde kendisine en çok yarar, olanak sağlayabilecek etkinlikleri seçmesinde yardımcı olup yol gösterme.

Kılavuzluk kurulu : Okulun ilgili yönetici ve öğretmenleri ile veli ve öğrencilerden oluşan, kılavuzluk programının öğrencilerin gereksinmelerine uygun ve gerçekçi bir yaklaşımla hazırlanmasını sağlamakla görevli geçici danışma kurulu.

Kılavuzluk programı : Öğrenci gereksinmeleri, çevresel iş ve meslek olanakları göz önünde bulundurularak okuldaki kılavuzluk çalışmalarının amaçlarını, kapsamını ve yöntemlerini belirleyen program.

Kılavuzluk servisi : Bir eğitim kurumunda okuyan öğrencilere kendilerini ve çevrelerini tanıyabilmeleri, yeteneklerini anlayabilmeleri konusunda yardımcı olmak amacıyla örgütlenen kuruluş.

Kılavuzluk ve araştırma merkezi : Okul öncesinden üniversiteye değin her öğrenim basamağındaki okulda başarısızlığa uğrayan öğrencilerin durumlarını incelemek, gerekli düzeltici önlemleri almak ve bu işleri yaparken aile, okul ve öteki ilgili kurumlar ile sıkı işbirliği yapmak üzere kurulan merkez.

Kılavuzömer : Ordu şehrinde, Bolaman bucağına bağlı bir bölge.

Kılavuzsuz görüşme : Konuların genel çerçevesiyle önceden kestirilemediği durumlarda başvurulan, ölçünlü bir araç kullanmadan karşılıklı konuşmayı kendi akışına bırakarak kendiliğinden ortaya çıkan konularda yoğunlaşan görüşme.

Kılavuztepe : Diyarbakır kenti, Tepe nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kılayaklılar : Çeşitli türleri, birçok asalak solucanın arakonakçılığını yapan halkalılar sınıfı.

Kıldan kıla : İnceden inceye.

Kişisel kılavuzluk : Bireye kişisel alışkanlıkları ve tutumları ile özel sorunlarına ilişkin konularda yardımı öngören kılavuzluk türü.

Koruyucu kılavuz : Filmin, çeşitli kuşakların ucuna takılıp çeşitli aygıtlarda kullanıldığında, bunları zedelenmekten koruyan sert, saydamsız kılavuz çeşidi.

Küme kılavuzluğu : Tek tek öğrenciler yerine küme durumundaki öğrencilere yardımı öngören kılavuzluk alanı. Okul kılavuzluk programına göre öğrencilerin kişisel ya da ortak sorunlarını bir küme içinde inceleyip tartışarak çözme yöntemi.

Mavi kılavuz : Teknik bilginin yer aldığı mavi sayfalı kitap.

Meslek kılavuzluğu : Bireyin kendi nitelik ve koşullarına uygun bir mesleği seçmesi, o meslek için yetişmesi ve girmesi, o meslekte ilerlemesi ile ilgili sorunları inceleme konusu yapan kılavuzluk alanı. Öğrencilere meslek seçimi, mesleğe yetiştirme ve işe yerleştirme konularında yapılan planlı yardım işlemine verilen ad.

Niceleme kılavuzu : Niceleme işlemini ölçünlemek amacıyla çizinlikteki her soru ve seçeneği sayılarıyla birlikte sıralayan ve yine her soru için veri kartında işleneceği dikeç numarasını gösteren açkı.

Ön kılavuz : Bir film makarasının başına takılan, makaraların birbiriyle olan ilişkilerini belirten bilgiler taşıyan kılavuz çeşidi.

Renk kılavuzu : Renkli filmlerin, siyah-beyaz olarak hazırlanan günlük çekimlerinin sonuna eklenen 50 cm uzunluğunda renkli basım.

Saydam kılavuz : Kılavuzun saydam çeşidi.

Saydamsız kılavuz : Kılavuzun saydamsız çeşidi.

Sözlendirme kılavuzu : Sözlendirmeyi kolaylaştırmakta kullanılan, sözlendirilecek film görüntülükte gösterilirken görüntünün altında verilen, üzerinde söyleşme metni ve dudakların deviniminin bu metinle uyuşmasını sağlayacak ışıklı noktalar bulunan kuşak.

Takım kılavuzu : Bir bölük kişi ad ve sayışımına takım sözleşmesi yapmaya yetkili olan kişi.

Tanıtıcı kılavuz : Makara başlarında filmin adını, makara sayısını belirten kılavuz çeşidi ya da ön kılavuzun bu bilgileri veren bölümü.

Televizyon kılavuzu : Filmlerin televizyonda gösterimi için film yayıncısına gerekli bilgileri veren kılavuz çeşidi.

Testere kılavuzu : Şerit testere makinesinde, testere lamasının hareketini düzenleyen eklenti.

El kılavuzu : Herhangi bir konuda basit konuları ve bilgileri içeren kitapçık.

Kılağı : Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları, zağ.

Kılağılama : Kılağılamak işi, zağlama.

Kılağılamak : Bilemek.

Kılağılı : Kılağılanmış, keskin duruma getirilmiş olan, zağlı.

Kılağısız : Kılağılanmamış, keskin olmayan, zağsız.

Kılavuz : Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Kılavuz kaptan. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Kılavuz gemisi. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.

Kılavuz gemisi : Boğaz vb. geçişi tehlikeli yerlerden büyük gemilerin kolaylıkla geçişini sağlamak için yol gösteren gemi, kılavuz.

Kılavuz kaptan : Bir devletin kılavuz alınması zorunlu olan sularında gemilere yol gösteren kimse, kılavuz.

Kılavuzlama : Kılavuzlamak işi.

Kılavuzlamak : Kılavuzluk etmek.

Diğer dillerde Kıl yılanları anlamı nedir?

İngilizce'de Kıl yılanları ne demek ? : hair worm