Kesa nedir, Kesa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kestirme, kısa (yol vb.).

Kese.

Kesa ile ilgili Cümleler

  • İşler gerçekten kesatlaştı.
  • Bu günlerde iş çok kesat.

Kesa anlamı, kısaca tanımı

Kesak : Kesek

Kesakça : Beşyüz kuruş : Bu ata dört kesakça verdim de vermediler.

Kesan : Bitki köklerini yiyen, dana burnu da denilen bir böcek.

Kesatlaşma : Kesatlaşmak durumu.

Kesatlaşmak : İşlerde, satışlarda azalmak.

Kesatma : Çelme : Bir kesatma yüzünden ayağım topal kaldı.

Kesatmak : Ayağı çelmelemek.

Kesayak : Toptan (pazarlık için).

Kesafet : Çokluk, sıklık. Saydam olmama durumu, bulanıklık. Yoğunluk.

Kesat : Alışverişte durgunluk. Yokluk, kıtlık.

Kesatlık : Kesat olma durumu. Kıtlık zamanı.

Nüfus kesafeti : Nüfus yoğunluğu.

Kestirme : Kestirmek işi. Tahmin. Oturduğu yerde hafif ve kısa süreli uyuma. Kaynatılıp limon sıkılarak koyulaştırılmış şeker şerbeti. Kısaca, özet olarak. Amacı fazla uzatmadan anlatan. Alışılanın dışında kısa olan (yol), kese.

Kestir : Yaman.

Kısa : Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı. Kısaca, kısaltarak. Ayrıntısı çok olmayan. Az süren, uzun olmayan. Kısa olan şey.

Kese : Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. Kısa, kestirme (yol). Beş yüz kuruşluk para birimi. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. Bir kimsenin mal varlığı. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. Organizmanın bazı boşlukları. Bu küçük torba miktarında olan. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.

 

Yol : Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

Diğer dillerde Kertme geçme anlamı nedir?

Osmanlıca Kertme geçme : kertme geçme