Kili nedir, Kili ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bağ ve bahçe duvarı.

Tarla sınırı.

Kabuksuz ceviz.

Eşyanın ince, zayıf kısmı.

Dört ölçek : Beş kili buğdayım var.

Sonra.

Kili ile ilgili Cümleler

  • Sana kapıyı kilitlediğimi söyledim.
  • O, kapıyı kilitlemedi.
  • Ali kilisenin papazıdır.
  • “Kendini tutamıyorsun, bari ağzını kapa, sus, küçülme.”
  • Kilise şehrin kenarında yer almaktadır.
  • “O gün her tarafı kilit kürek altına aldı.”
  • Kiliseye gidiyoruz.
  • Kiliseye gittik.
  • Kilise benim evimle seninki arasındadır.
  • Kilise hala ayakta duruyor. Her şey tahrip edildi.
  • Giriş kapısı kilitli olduğu için biz eve giremedik.
  • Kilise tıka basa doluydu.
  • “Yolun iki tarafına arabalar park ettiği için çöp kamyonu kolay manevra yapamaz ve muhakkak trafik kilitlenirdi.”
  • Burak bile kapılarını kilitlemedi.
  • Polis, Tom'un kelepçesinin kilidini açtı.
  • “... evime kilit kürek ol diye onun sırtını okşar.”
  • Ali sadece ismen Hristiyan'dır. O hiç kiliseye gitmez.

Kili hakkında bilgiler

Kiliya (Ukraynaca: Кілія, , Türkçe: Kili, Rumence: Chilia , Rusça: Килия), Ukrayna' nın güneybatısında, Odessa Oblastı' nda bulunan Kiliya Rayon (yönetim)unun merkez şehridir. Tuna Nehri deltasında, tarihi Besarabya topraklarında yer almaktadır. Yerleşimle ilgili ilk kaynaklar 14. yüzyıla aittir. Bizans, Eflak ve Boğdan Prensliği egemenliklerinde bulunan yerleşim II. Bayezid' in Boğdan Seferi esnasında 15 Temmuz 1484 yılında Osmanlı kuvvetlerince fethedildi. Fetihten sonraki dönemde yerleşim sancakbeyliği haline getirildi. Osmanlı yönetiminde balıkçılık ve transit ticaret yönüyle gelişti. Hem Balkan hem Tuna Karadeniz ticaretinin önemli bir merkezi, diğer Tuna iskeleleri için bir kavşak nok­tası, İstanbul'a gönderilecek malların top­lanma yeri oldu. 16. yüzyılın ikinci yarısın­da kaza haline getirilerek Akkerman san­cağına bağlandı. 1790 yılında Rusya İmparatorluğu generallerinden Ivan Gudovich tarafından ele geçirildi. 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşması ile Osmanlı' ya geri verildi. 1806'da yeniden Rus işgaline uğradı. Bükreş Antlaşması (1812) ile yeniden Osmanlı yönetimine bırakıldı. Paris Antlaşması (1856) ile Osmanlı himayesinde olmak üzere Boğdan Prensliği' ne bırakıldı. 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması ile Eflak ve Boğdan tamamen Osmanlı egemenliğinden çıktı. Yerleşim, 1878'den 1918'e kadar Rus işgali altında kaldı. 1918 yılında Romanya topraklarına katıldı. 1944 yılında Kızıl Ordu tarafından ele geçirildi. 1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği' nin dağılmasıyla Ukrayna topraklarında katıldı. Kili, Tuna Nehri limanı Karadeniz güzergahında önemli bir geçiş noktasıdır. Şehirde tersane, şaraphane, süt ve et tesisi ile diğer bazı büyük işletmeler bulunmaktadır. Ayrıca Kili, Ukrayna' nın pirinç üretimi olarak en büyük merkezlerindendir.

 

Kili ile ilgili Atasözü veya Deyim

ağzına kilit takmak (veya vurmak) : susmak susturmak.

 

ağzını kapamak (veya kilitlemek) : susmak, bir şey söylemek istememek.

hırsıza kilit olmaz : “kötü bir iş yapmaya kararlı olan kişiyi önlemek için alınacak tedbirler yararsızdır” anlamında kullanılan bir söz.

kapısına kilit vurmak : girilip çıkılmasını önlemek için bir yeri kapamak bir yerin çalışmasına son vermek.

kilidi küreği olmamak : her şeyi açıkta bulunmak, kilitli yere saklanmamış olmak.

kilimci ile kör hacı : herhangi birileri.

kilit altına almak : kilitlemek.

kilit gibi olmak : birbirine çok bağlı ve dayanışmalı olmak.

kilit kürek altına almak : bir şeyi kilitli yere koyarak saklamak.

kilit kürek olmak : bir yeri korumak, o yerin güvenilir, sağlam adamı olmak.

kilit vurmak : kilitlemek.

kuru hasır (veya kilim) üstünde kalmak : aç, parasız, evsiz kalmak.

trafik kilitlenmek : herhangi bir sebepten dolayı araç yolu tıkanmak, işlemez duruma gelmek.

Kili kısaca anlamı, tanımı

Ala kilim : Renkli keçeden sergi, yaygı

Anahtar ve kilit modeli : Bir enzim üzerindeki etkin merkezin substratın üç boyutlu yapısına tam olarak uyduğunu ileri süren teori.

Çaput kilimi : Eskimiş bezden dokunan kilim.

Çember kilit halkası : Parçalı çemberlerde lastik topuğunun oturduğu, çemberle yan halka arasına sıkışan kesik halka.

Çubuklu kilit : Büyük kapakların alt ve üst kenarlarından bağlantı sağlayan, uzun madensel çubuklu kilit.

Demirci kilidi : Büyük asma kilit.

Ev kilisesi : (Mimarlık) Hıristiyan evlerinde tapınmaya ayrılmış yer.

Geçgotik kilisesi : Orta ve yansahınları aynı yükseklikte olan gotik kilise.

Gurgurum kili : Tebeşir toprağı.

Güvenli kilit : Silindir biçimindeki kapama düzeni ve çok kertikli anahtarı ile öbür kilitlerden daha çok güven sağlayan bir tür kilit.

Hürriyet kilimi : Bir çeşit kilim.

Kalça kilitlenmesi : İneklerde doğum sırasında buzağının kalçasının pelvis kanalından geçememesi ve bölgeye sıkışıp kalması durumu. Güç doğuma neden olur.

Kancalı kilit : Sürgüsü kancalı olan ve istorlu kapaklarda kullanılan özel kilit.

Kertmeli kilim : Bir kilim türü. (Taşpınar Aksaray Niğde).

Kırk kilit : Tilki kuyruğu da denilen su kenarlarında, çayırlarda biten boğum boğum olan dalları süpürge çöpüne benzeyen ve yiyen hayvanları ishale uğratan bir ot.

Kırmızı derin deniz kili : Özellikle, yanardağ kırıntılarının demirli kil durumunda ayrışma ürünlerinden bileşik derin deniz tortulu.

Kiliç : Kılıç// kiliç çakmak: kılıçla karşı gelmek, kılıç çekmek.

Kilid : Kilit.

Kilidülbahir : Çanakkale kenti, Eceabat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Kilih : Kılık, kıyafet, bk. kiloh.

Kilij : Kılıç.

Kilik : Çekirdek : Kabak kiliğim kalmadı. Çocuk için yapılan ekmek. Kilit. Yüz : Kiliksiz herif. Tahta kova. Çocuklar için yapılan küçük pide. Bir çeşit ağaç.

Kililemek : Kilitlemek.

Kilim ucu : Itır çiçeği.

Kilimcilik : Kilimcinin yaptığı iş.

Kilimi suya bırakmak : Kötü bir durumu düzeltmek gayretinden vazgeçmek, işi oluruna bırakmak.

Kilimli : Batman kenti, Sason ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Erzincan kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzurum şehrinde, Kışlaköy bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kırşehir şehrinde, Akçakent ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Mardin ili, Kızıltepe ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Van şehrinde, Çaldıran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Zonguldak şehrinde, Kilimli nahiyesine bağlı bir bölge.

Kilimli büğe : Boz renkli, uzun gagalı, çulluğa benzeyen bir kuş.

Kilindar : Dalyanda balıkların sıkıştırıldığı köşe ağı.

Kilindir : Küçük testi, emzikli su kabı.

Kiline : Budanmış asma çubuğu.

Kilinti : Orak.

Kilis : Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Kilis, Gaziantep'in ilçesi.

Kilis keçisi : Halep keçisi.

Kilis sığırı : Güney Anadolu Kırmızısı Sığırı.

Kilisa : Killi toprak : Şu tepedeki tarlam kilisadır, pek bereket vermez.

Kilise direği gibi : Çok kalın (ense).

Kilise oyunu : Kilise tarafından yönetilen ve denetlenen, çoğu kez rahiplerin oynadığı Hıristiyan öğretisini yaymaya yönelik oyun.

Kilise tiyatrosu : Dinsel günlerde rahiplerin ya da kiliseye gelenlerin oynadıkları dinsel oyunları sunan topluluk. Ortaçağ'ın ilk yarısından bu yana sürüp gelen bir tiyatro geleneğini kapsar. Ortaçağın ilk yarısından (XI.-XII. yüzyıllar) bu yana sürüp gelen bir tiyatro geleneğidir. Dinsel günlerde (Noel ve Paskalya) kiliseye gelenlere rahiplerin oynadıkları dinsel oyunlar.

Kilisecik : Saraylarda Hıristiyan ermişlerinin giysilerinin saklandığı yer. Saraylarda yapılan küçük tapınma yeri. Kiliselerin yan sahınlarında bulunan hücrelerde hazırlanmış tapınma köşeleri.

Kilisli : Kilis ilinden olan kimse.

Kilislilik : Kilisli olma durumu.

Kilit işçi : Varlığı öteki işçilerin verimliliğini artıran; yokluğu ise verimliliğin düşmesine yol açan, diğer bir deyişle üretime katkısı yüksek olan nitelikli işçi.

Kilitleme sistemi : Reaktör güvenliğini etkileyen bazı manevraların çalışmasını engelleyen koruma sistemi.

Kilitlemesiz durduraç dizgesi : Durdurma sırasında tekerleklerin kilitlenmesini ve bunun yardımıyla kaymasını önleyen yardımcı düzenek dizgesi.

Kilitlenme : Kilitlenmek işi.

Kilitletme : Kilitletmek işi.

Kilitleyebilme : Kilitleyebilmek işi.

Kilitleyebilmek : Kilitleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kilitli burgu : Üzerinde bulunan vida yardımıyla teli sıkıştıran ve telin burgu etrafında sarımına ihtiyaç bırakmayan burgu türü.

Kilitli dikiş : İlk düğüm konulduktan sonra ipliğin kesilmeden iplik ucunun her defasında yara dudaklarını saran bir önceki iplik halkasının içinden geçirilerek gerilmesi ve işlemin yara sonuna kadar sürdürülüp son bir düğüm konulmasıyla uygulanan dikiş.

Kilitli eşik : Hareketli köprüye sahip gitarlarda akort kararlılığını artırmak amacıyla kullanılan, üzerindeki vidalar yoluyla telleri sıkıştırarak burguları devre dışı bırakan eşik türü.

Kilitli kanca : Dekor panolarını, ışıldakları tutturmada kullanılan kilitli kanca.

Kilitliiğne : Çengelliiğne.

Kilitlilik : Kilitli olma durumu.

Kilitmek : El ve ayakları ip ya da zincirle bağlamak.

Kilitperi : Kilitlerin içinde anahtarın geçtiği ince dil. Kilitlerin içindeki dil bölümü.

Kilitpörü : Kilitlerin içindeki dil bölümü.

Kilittaşı : (Mimarlık) Kemer, kubbe ve tonozların tepe noktalarına konan, üstüne yukarıdan ve yanlardan binen ağırlığı yastık taşlarına aktaran taş. Kars şehrinde, Digor ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kilizme : Toprağı diz boyu sürerek, kazarak altını üstüne getirme.

Kolan kilimi : Çiçeksiz, nakışsız düz kilim.

Küpe kilit : Asma kilit.

Nacak kilim : Bir çeşit kilim.

Omuz kilitlenmesi : İneklerde doğum sırasında buzağının omuz kısmının pelvis kanalından geçememesi ve bölgeye sıkışıp kalması durumu. Güç doğuma neden olur.

Ondan kili : Ondan sonra, ondan dolayı.

Öz kilitli burgu : İçerdiği tel deliğinin yapısı sayesinde telin kaymasını önleyen ve tel takışını kolaylaştıran burgu türü.

Sandık kilidi : Sandıklarda ve üstten bindirmeli kapaklarda kullanılan özel kilit.

Sisterna kili : Lenf sarnıcı.

Soy kilim : İşlemesiz, düz dokuma kilim.

Sürme kapak kilidi : Sürme kapaklarda kullanılan özel kilit.

Sürme kilit : Sürgü.

Sürüntü kili : Buzulun alın kesiminde ya da geri çekilmesi sırasında yolları üzerinde bırakıp yaydığı, az çok kalın kil, kum, buzul taş karışımı birikintilere verilen ad.

Tırmanma kilidi : Halat, sırık gibi tırmanma araçlarında, kollara kolay devinim olanağı sağlamak için diz ve baldırların çapraz olarak aracı sıkıştırması.

Top kilit : Asma kilit.

Turunç kilimi : Bir çeşit kilim.

Üç sunaklı kilise : (Mimarlık) Yonca biçiminde, yuvarlak üç sunağı bulunan ortodoks kilisesi. a. bk. apsis.

Ağzı kilitli : Sır saklayan. Oruç tutan (kimse), oruçlu.

Asma kilit : Kilitlenecek şeyin üstündeki halkalara geçirilip kapatılacak bir biçimde yapılmış kilit.

Bagaj kilidi : Bagaj kapağını kilitlemeye yarayan alet.

Baston kilidi : Yelkenlide seren ucunun çatlamasını engelleyen çember.

Bindirme kilit : Gövdesi kutu biçiminde olan, kapak veya kapının arkasına doğrudan vidalanan, basit mekanizmalı kilit.

Donanım kilidi : Bilgisayarda bazı programların izinsiz kullanılmasını engelleyen kilit.

Emniyet kilidi : Kapı, kasa vb.nde güvenliği sağlayan kilit.

Gömme kilit : Gövdesi kapak veya çekmecenin kenarına açılan yuvaya gömülerek takılan kilit.

İspanyolet kilit : Elbise dolabı, büro dolabı vb. eşyaların kapaklarına takılan, sürgü kolları ile kapağın altından ve üstünden kilitleme yapan bir gömme kilit türü.

Kız kilimi : Göçebe kızların işledikleri süslü çeyizlik kilim.

Kilim : Döşeme, divan gibi yerlere serilen, genellikle desenli, havsız, kalın, kıl veya yün dokuma.

Kilimci : Kilim dokuyan veya satan kimse.

Kilise : Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer. Hristiyanlıkla ilgili dinî kuruluş. Hristiyanlığın öğretilmesi, dinî işlerin yönetimi vb. ile ilgilenen papa ve piskoposlar topluluğu.

Kilise çanı : Kiliselerde saat başlarında ve dinî törenlerde çalınan büyük çan.

Kilise hukuku : Kilisenin kuruluşunu ve iç düzenini sağlayan kurallar.

Kilit : Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti. Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka. Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.

Kilit dili : Kilidin anahtarla sürülen parçası.

Kilit mevki : Kilit nokta.

Kilit nokta : Bütün işlerin bağlı olduğu önemli nokta, makam veya yer, kilit mevki.

Kilit sarma : İki veya daha çok bağ boyundurukları altına karşılıklı olarak atılmış ve birbirine fırçalarla bağlanmış olan bir çift sarma.

Kilit taşı : Anahtar taşı.

Kilit yeri : Kilidin yerleştiği yuva.

Kilitleme : Kilitlemek işi.

Kilitlemek : Anahtarla kilidi kapamak. Bir nesne veya bir kimseyi kilitli bir yere kapamak. Karşılıklı çıkıntı ve girintileri olan şeyleri birbirine geçirmek, kenetlemek. Sıkıca tutmak. Kapatmak.

Kilitlenmek : Kilitleme işi yapılmak. Odaklanmak. Çalışmaz hâle gelmek. Fiziksel, ruhsal vb. nedenlerle hareket edemez, kıpırdayamaz duruma gelmek.

Kilitletmek : Kilitlenmesini sağlamak.

Kilitli : Kilidi olan. Kilitlenmiş.

Kilitsiz : Kilidi olmayan. Kilitlenmemiş.

Kilitsiz küreksiz : Açık, kilitlenmemiş.

Kiliz : Hasır otu.

Kiliz balığı : Sazangillerden bir tür balık (Tinca tinca).

Kilizman : Sazlık, kamışlık.

Komple kilit : Bir mobilyanın sadece bir çekmece veya kapağına takılan, kilitlendiğinde mobilyanın bütün kapak ve çekmecelerini kilitleyebilen özel bir kilit türü.

Lekeci kili : Kumaşlardaki lekeleri çıkarmak için kullanılan bir kil türü.

Şifreli kilit : Üstünde her birinde çepeçevre birçok harf yazılı bir sıra tekerlek bulunan, bunlar çevrilerek bilinen bir kelime ortaya çıkarıldığında açılabilen kilit.

Topuzlu kilit : Kilit sistemini bünyesinde bulunduran kapı kolu.

Yol kilimi : Dar ve uzun olarak dokunmuş kilim türü.

Diğer dillerde Kiler kuramı anlamı nedir?

İngilizce'de Kiler kuramı ne demek ? : wardrobe theory