Knowing türkçesi Knowing nedir

  • Bilme.
  • Akıllı.
  • Uyanık.
  • Bilen.
  • Bilgiç.
  • Anlayan.
  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Kültürlü.
  • Haberi olan.
  • Arif.
  • Alim.
  • Şeytan.
  • Bilgili.
  • Kurnaz.
  • Becerikli.
  • Haberdar.
  • Bir şeyi anlamış ya da öğrenmiş bulunma. bir şeyi yapmaya alışmış olma, elinden gelme. tanıma, anımsama.
  • Açıkgöz.

Knowing ile ilgili cümleler

English: Ali can't figure out how Mary was able to plan a surprise party without him knowing about it.
Turkish: Ali onun hakkında ona haber vermeden Mary'nin sürpriz bir partiyi nasıl planlayacağını çözemiyor.

English: Ali denied knowing anything about it.
Turkish: Ali bu konuda hiçbir şey bildiğini reddetti.

English: Ali couldn't stand Mary not knowing what had happened.
Turkish: Ali Mary'nin ne olduğunu bilmemesine dayanamadı.

English: Ali and Mary ran off to Boston and got married after knowing each other only a few weeks.
Turkish: Ali ve Mary Boston'a kaçtılar ve sadece birkaç hafta birbirlerini tanıdıktan sonra evlendiler.

English: Ali accused Mary of not knowing how to love or how to accept someone's love.
Turkish: Ali Mary'yi sevmeyi ya da birinin aşkını kabul etmeyi bilmemekle suçladı.

Knowing ingilizcede ne demek, Knowing nerede nasıl kullanılır?

Knowing look : Kötü niyetli bir şekilde bakma. İyi anlayan bir bakış. Sinsice bakış. Kurnaz bakış. Anlama kabiliyeti olan bakış.

 

Knowing the area : Bölgeyi iyi bilmek. Çevreyi iyi bilmek. Bölgeyi iyi tanımak.

All knowing : Alim. Bilmiş. Her şeyi bilen.

Had no way of knowing : Bilemezdi. Haberdar olamazdı. Anlamanın bir yolu yoktu.

Without knowing : Ezbere. Bilmeden.

Know a friend from a foe : Dost ve düşman arasında ayırım yapmak. Dostla düşmanı ayırt etmek.

Foreknowing : Önceden haberi olmak. Önceden bilmek.

Unknowing : Bilgisiz. Cahil. Bilmeyen. Habersiz. Farkında olmayan.

Knowingly : Bilmişçe. Bilerek. Anlayışla. Kurnazlıkla. Kasten. Bilgiçlikle. Bile bile.

Knowings : Haberi olan. Bilgili. Bilen. Kültürlü. Haberdar. Alim. Şeytan. Arif. Açıkgöz. Akıllı.

İngilizce Knowing Türkçe anlamı, Knowing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Knowing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accomplished : Hünerli. Mükemmel. Yetenekli. Tam. İşini iyi bilen. Tamamlanan. Başarıyla sonlandırılmış. Yapılmış. Kusursuz. Başarılı.

Deeply read : Çok okumuş. Muttali.

Cognizant : Farkında olan. İdrak yeteneği olan. Bilincinde olan.

Archenemy : Baş düşman. Çizgi roman dünyasında en güçlü kötüleri temsil eden grup.

Geeks : İnek. Zamanının çoğunu internette geçiren kişi. İnek öğrenci. Bilgisayar. Popüler olmayan veya tuhaf kimse (argo terim). Moron. Bilim. Zeki. Eblek.

Far out : Değişik. Uzaklarda. Alakasız. Eğlendirici. Olağanüstü. Gurbette. Geçerli. Acayip ama hoş. Değişik ve tatlı.

Capable : -e açık. Yetenekli. Muktedir. Kabiliyetli. Meyilli. Eğilimli. Yaman. Ehliyetli. Etki altında kalabilen.

Cunning : Hinlik. Açıkgözlülük. Tilkilik. Kurnazlık. Şeytanlık. Beceri. Marifetli. Sevimli.

 

Alert : Alarma geçmek. Atik. Alarma geçirmek. Gözünü açmak. Uyarmak. Tetik. Ayık kalmak.

Knowing synonyms : wise to, scholarly person, bookmen, archfiend, judgmatic, catty, bogey, abnormal child, conceptual, cutes, alive to, cagier, archfiends, couths, arch fiend, acute, acquainted, intelligent, achievement tests, sophisticated, adept, cleverest, achromatopsia, clearheaded, cuter, achievement age, astute, aleck, gnostic, au courant, in the know, prig, scholar.

Knowing zıt anlamlı kelimeler, Knowing kelime anlamı

Uninformed : Malumatsız. Haberdar edilmemiş. Bihaber. Habersiz. Cahilce yapılmış. Bilgisiz. Haber verilmemiş. Cahil.

Knowing ingilizce tanımı, definition of Knowing

Knowing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A knowing dog. Skilful. Well informed. As, a knowing man. Knowledge. Hence, experience. Intelligent.