Capable türkçesi Capable nedir

Capable ile ilgili cümleler

English: Ali is a capable lawyer.
Turkish: Ali yetenekli bir avukat.

English: Ali is a pretty capable guy.
Turkish: Ali oldukça yetenekli bir adam.

English: Ali is a very capable businessman.
Turkish: Ali çok yetenekli bir iş adamı.

English: Ali and Mary are so delighted that they found an honest and capable painter.
Turkish: Ali ve Meryem dürüst ve becerikli bir boyacı buldukları için çok memnun.

English: Ali is capable of almost anything.
Turkish: Ali neredeyse her şeyi yapabilir.

Capable ingilizcede ne demek, Capable nerede nasıl kullanılır?

Capable of : -ebilmek. -ebilir. Yeterli. Yetenekli. Onun kabiliyetleri dahilinde. Ehil. Yapabilir.

Be capable of : -mayı yapma becerisi olmak. -maya ehil olmak. -ebilmek. Yeterliliği olmak. -maya uygun olmak. Yapabilmek.

Graphics capable workstation : Grafik gösterebilen iş istasyonu.

He is capable of : - yeteneğine sahip. - kabiliyetine sahip. - yeterliliğine sahip.

Voice capable modem : Ses özellikli modem. Sesleri işlemden geçirebilen modem.

Escapable : Kaçınılabilir. Sakınılabilir. Terk edilebilen.

Graphics capable : Grafik gösterebilen.

 

Drunk and incapable : Sarhoş ve kendini bilmez. Körkütük sarhoş.

Incapable of working : İş göremez. Sakat. Çalışamaz.

Capableness : Potansiyel. Muktedir olma. Ehliyet. Yeteneklilik. Kabiliyet. Yetenek.

İngilizce Capable Türkçe anlamı, Capable eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Capable ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sciential : Bilimsel. Bilimle alakalı. Bilgi ile alakalı. Bilgili. Bilgi sahibi olan.

Subject : Bilgisayar, eğitim, gramer, sinema, televizyon, tarih, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çeken. Denek. Mecbur etmek. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu. Boyun eğdirmek. Bir konunun, bir düşünceyi belirtmek için işlenmesiyle ortaya çıkan düşünce. bir oyunda asal düşünce yanısıra, o düşünceyi destekleyici, renklendirici ya da anlamlandırıcı yan düşünceler yer alır. Asal düşünce. Bir oyunun en kestirme biçimde anlatılabilecek baş olgusu. Bir bilginin konusunu bilen ya da bir yargıda yüklemde bulunan öğe.

Deft : Eli yatkın. Usta. Eliçabuk. Marifetli. Eli çabuk.

Cleverest : Cin gibi. Zeki. Esprili. Akıllı. Zarif.

Catercorner : Çapraz veya diyagonal. Çapraz. Çaprazında. Diyagonal. Eğimli. Eğri.

Emotional : Duygulu. Coşkun. Duysal. Coşkulara ilişkin olan ya da bireyde coşku uyandırma niteliği taşıyan (şey). olağandan daha çok coşkulanan ya da coşkuların etkisi altında davranan(kişi). Müteessir edici. Hissi. Coşkusal. İçli.

 

Apt : Kavrayışlı. Yerinde. Yatkınlık. Zeki. Münasip. Çabuk kavrayan. Muhtemel.

Susceptible : Kolay etkilenen. Müsait. Duygusal. Çevresindeki hastalık etkenlerinden kolaylıkla etkilenen birey. ilaçların etkilerine duyarlı mikroorganizma. hassas, duygu alıcı, hissedilir, sensibl. Duygulu. Hassas. Şıpsevdi. Duygularına kolaylıkla kapılan (biri).

Biased : Önyargılı. Etki altında kalmış. Tarafgir. Taraflı. Yanlı. Etkilenmiş. Peşin hükümlü.

Affected : Etkilenmiş. Numaracı. Sahte. Üzülmüş. Yakalanmış (medikal tıp terimi). Edalı. Etki altında kalmış. Yapmacıklı. Taklitçi.

Capable synonyms : adepts, stales, stalwarts, open, declivous, efficient, recipient, downhill, cleverer, intelligent, competent, stale, biasness, licenced, adroit, disagreeable, staled, clever, apt to, potentiality, egregious, declivitous, disposed, inclined, dandiest, talented, capable of, deteriorated, impressible, full fledged, skilful, violent, proficient.

Capable zıt anlamlı kelimeler, Capable kelime anlamı

Incapableness : Yetersizlik. Elverişsizlik. Ehliyetsizlik. Elinden gelmezlik. Kabiliyetsizlik. Acizlik. Acziyet. Yeteneksizlik.

Incompetent : Eksik. Beceriksiz (kimse). Yetkisiz. Gereken yetenekte olmayan. Na-ehil. Kabiliyetsiz. Ehliyetsiz. Beceriksiz. İstidatsız. Yetersiz.

Incapable : Kabiliyetsiz. Elverişsiz. Kudretsiz. Gücü yetmeyen. Liyakatsiz. Elinden gelmez. Aciz. Güçsüz. İktidarsız.

Capable antonyms : incapability, unsusceptible.

Capable ingilizce tanımı, definition of Capable

Capable kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Having capacity. A castle capable of resisting a long assault. Of sufficient size or strength. Possessing ability, qualification, or susceptibility. As, a room capable of holding a large number.