Catercorner türkçesi Catercorner nedir

İngilizce Catercorner Türkçe anlamı, Catercorner eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Catercorner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disposed : Atılmış. İstekli. Hevesli. Niyetli. Hazır. Mütemayil. Eğilimli.

On the bias : Verev. Verevine.

Pitched : Taş döşemek (yol). Çakmak. Sunmak (mal). Yüklemek. Yalpalamak. Sokaklarda satmak. Yerleştirmek. Taraklanmış. Eğimli olmak.

Declivitous : Dik yokuşlu. İnişli.

Inclinable : Eğrilebilir. Arzulu. İstekli. Eğilimli. Eğiliminde.

Catawampus : Yıkıcı. Çarpık. Acımasız. Yabani. Yatkın.

Cross : Eski romalılarda suçluyu öldürmek için kullanılan bir araç. hıristiyanlığın simgesi olan, birbirini dik kesen iki doğrunun oluşturduğu biçim, put. Kesişmek. Düzenbaz. Haç. Geçirmek. Geçişmek. Kızgın. Yüksek organizmalarda, genetik olarak farklı dişi ve erkek bireyler arasındaki çiftleşme. mikroorganizmalarda genetik çaprazlama farklı eşey tiplerinin konjugasyonu ile yapılan, virüslerde ev sahibi hücrelerin farklı genotipteki viral parçalar ile enfekte olmasını gerektiren genetik madde değişimi. Kesişen. Hilekar.

Gyrose : Kıvrak. Dirsekli. Kıvrımlı. Bükümlü. Dalgalı.

 

Cabriole : Kavisli. Kıvrık. Keçi sıçraması. Klasik balede sıçramanın en zor biçimlerinden biridir. çapraz, açık, kapalı, arabesk olarak yapılabilir.

Crux : Düğüm noktası. Püf noktası. En önemli noktası. Öz. Sorunun en önemli noktası. Mesele. Sorunun merkezi. Temel özellik.

Catercorner synonyms : catty corner, catacorner, kitty corner, catty cornered, kitty cornered, cata cornered, leanings, crosstab, bandy, bandying, curving, declivous, bandies, canted, inclined, bevelled, leaning, askew, aslant, downhill, crosswise, across, curved, acock, capable, agee, cruciate, arcuate, catenaries, cornerways, cornerwise, downhills, crossest.

Catercorner zıt anlamlı kelimeler, Catercorner kelime anlamı

Parallel : Paralel olarak koymak. Yeryuvarlağında eşleğe koşut, gökküresinde tutulum'a ya da gök eşleğine koşut daire. Koşut. Paralel yapmak. Kıyaslamak. Benzer. Yakın. Enlem. Paralel olmak. Örnek.

Perpendicular : Dikey çizgi. Düşey. Bir noktadan bir çizgiye ya da bir yüzeye dik açı altında inen doğru. Dik. Dikme. Amudi. Dikey. Doğru. Şakuli.