Parallel türkçesi Parallel nedir

  • Bilgisayar, coğrafya, fizik, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Paralel daire.
  • Eşit olmak.
  • Örnek.
  • Bir düzlemde kesişmeden ilerleyen, iki ya da daha çok sayıdaki doğruların ya da ışınların özelliği.
  • Koşut çemberi.
  • İle karşılaştırmak.
  • Benzetmek.
  • Seki.
  • Paralel olarak koymak.
  • Benzer.
  • Koşut.
  • Benzemek.
  • Yeryuvarlağında eşleğe koşut, gökküresinde tutulum'a ya da gök eşleğine koşut daire.
  • Kıyaslamak.
  • Aynı doğrultuda olan.
  • Her iki yarımyuvarda eşleğe koşut olarak, geçtikleri düşünülen ve çevre uzunlukları giderek kısalıp, eksenucunda noktaya dönüşen çemberlerden her biri.
  • Karşılaştırmak.
  • Paralel.
  • Enlem.
  • Paralel yapmak.
  • Alıcı ile alıcı yönetmeni ve yardımcısının yüksek görüş noktasında çalışabilmelerini sağlamak için yapılmış ayaklı, dört köşe, yüksekçe kürsü.
  • Nazire.
  • Kıyaslanabilir.
  • Benzerlik.
  • Paralel çizgi.
  • Paralel olmak.
  • Yakın.
  • Okşar.

Parallel ile ilgili cümleler

English: Cats show emotional habits parallel to those of their owners.
Turkish: Kediler sahiplerininkine paralel duygusal alışkanlıklar gösterir.

English: In the Bermuda Triangle there is a parallel universe.
Turkish: Bermuda Şeytan Üçgeninde bir paralel evren var.

English: I'm really bad at parallel parking.
Turkish: Ben paralel parketmede gerçekten kötüyüm.

 

English: Ali isn't good at parallel parking.
Turkish: Ali paralel park etmede iyi değildir.

English: Ali isn't very good at parallel parking.
Turkish: Ali paralel park etmede çok iyi değil.

Parallel ingilizcede ne demek, Parallel nerede nasıl kullanılır?

Parallel access : Koşut erişim. Paralel erişim.

Parallel adder : Paralel toplayıcı. Koşut toplayıcı.

Parallel architecture : Paralel mimari.

Parallel arrangement : Boy sıralaması. Raf yüksekliğinden yararlanmak amacıyla kitapların raflarda boylarına göre sıralanması.

Parallel bars : Paralel çubuklar. Paralel bar. Paralel. Jimnastik aleti.

Parallel columns : Paralel sütunlar.

Parallel computer : Paralel bilgisayar. Koşut bilgisayar.

Parallel classification : Kitaplık gereçlerini hem belirli bir sınıflama yöntemine hem de boy ve türlerine göre ayırma. Koşut sınıflama. Paralel sınıflandırma.

Parallel compensation : Paralel dengeleme. Koşut denkleştirici.

Parallel connection : Koşut bağlantı. Paralel bağlantı.

İngilizce Parallel Türkçe anlamı, Parallel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Parallel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

By : Aşkına. Kadar. Eve. Geçecek biçimde. İkinci derecede. Yan. Geçip. -e bakarak. Takma. İkincil.

Bosom : Sine. Koyun. Samimi. Göğüs. Kucaklamak. Koyun merkez. Merkez. Orta. Döş.

Agree : Kararlaştırmak. Uymak. Hemfikir olmak. Birleşmek. Aynı fikirde olmak. Anlaşmak. Uymak (bir başka şeye). Yaramak. Razı olmak. Mutabık kalmak.

Community : Topluluk. Eşler arasındaki mal ortaklığı. Halk. Millet. Biyoloji, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Birbirleriyle çok sıkı işbirliği kurarak ortak bir yaşam savaşı sürdüren, belli bir yerde ve bir arada oturan ailelerden oluşan birlik, bk. yerel bölük, köy topluluğu, krş. soy, sınıf, boy, oymak, akrabalık. Ortak iyelik. Camia. Çevre. Ortaklık.

 

Amount : Olmak. Toplama ulaşmak. Bir nesneler kümesinin sayısal sıklığı ya da büyüklüğü, bk. nitelik. Tutar. Genel olarak para. Varmak. Miktar. Etmek. Değer.

Analogic : Benzeşen. Benzeterek. Kıyas yoluyla. Analojik. Andıran. Kıyaslanabilen.

Connection : Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. İlgi. Akrabalık. İki borunun birbirlerine eklenme yeri. Bir kelimenin son ses ünsüzü ile ondan sonra gelen kelimenin önses ünlüsünü veya ünlü ile başlayan ilk hecesini birleştirerek tek bir hece halinde söyleme veya okuma: deniz_anası, yıkım_emri, gök_ova, sözlük_anlamı vb. Dost. Ölçüye vurulan nesne ya da özellikler arasında bir sıra düzeninin kurulması için önkoşul olan "daha büyük " ve "daha küçük" ilişkilerinin tüm ölçümler için geçerli olmasını gerektiren kural. bk. sıralayıcı ölçek. Dostluk. İrtibat.

Match : Maç. Karşılaşma. Uymak (birbirine). Boy ölçüşmek. Eş. Eşlemek. Denk. İki takım arasında birbirini yenmek gereğiyle yapılan yarışmaların tümü.

Correspond : Yazışmak. Haberleşmek. Karşılamak. Uyum sağlamak. Karşılığı olmak. Uymak. Uyuşmak. -in karşılığı olmak. Yaramak. Muhabere etmek.

Parallel synonyms : paralleled, antiparallel, amount to, answer, contrast, confront somebody with, duplications, amounting, equate, gibe, confronted, similar, check, berm, closely, byss, analogous, check against, symmetric, be equivalent to, symmetrical, comparisons, parallel line, at close quarters, epitome, terrace, analogues, equidistant, blee, assimilating, equal, akin, terraces.

Parallel zıt anlamlı kelimeler, Parallel kelime anlamı

Perpendicular : Doğru. Dikey çizgi. Dik. Bir noktadan bir çizgiye ya da bir yüzeye dik açı altında inen doğru. Dikme. Dikey. Şakuli. Amudi. Düşey.

Oblique : Dolaylı. Mail. Sallanma hareketi. Yansı. Sapmak. Dolambaçlı. Eğik. Meyletmek. Eğilim. Şevli.

Incomparable : Emsali kalmamış. Eşsiz. Alternatifsiz. Karşılaştırılamaz. Mukayese kabul etmez. Benzersiz. Emsalsiz. Kıyaslanamaz. Kıyas kabul etmez. İle kıyaslanamaz.

Parallel antonyms : asymmetrical, disagree.

Parallel ingilizce tanımı, definition of Parallel

Parallel kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be parallel. To place so as to be parallel to, or to conform in direction with, something else. A parallel line, a parallel plane, etc. To place or set so as to be parallel. Called also multiple. Opposed to series. As, parallel lines. That arrangement of an electrical system in which all positive poles, electrodes, terminals, etc., are joined to one conductor, and all negative poles, etc., to another conductor. Parallel planes. To correspond. Extended in the same direction, and in all parts equally distant. To be like. A line which, throughout its whole extent, is equidistant from another line.