Agree türkçesi Agree nedir

Agree ile ilgili cümleler

English: Ali and I seldom agree on anything.
Turkish: Ali ve ben nadiren herhangi bir şey üzerinde anlaşırız.

English: Ali and I both agree with you.
Turkish: Ali ve ben ikimiz de seninle aynı fikirdeyiz.

English: "Do you agree to always be by my side and promise to take care of me?" "I do!"
Turkish: "Her zaman benim tarafımda olmaya ve bana bakmaya söz vermeyi kabul ediyor musun?" "Elbette ediyorum!"

English: Ali and I usually agree on things like this.
Turkish: Ali ve ben genellikle böyle şeylerde anlaşırız.

English: "I agree with him." "So do I."
Turkish: "Ona katılıyorum." "Ben de."

Agree ingilizcede ne demek, Agree nerede nasıl kullanılır?

Agree on : Üzerinde mutabık kalmak. Kararlaştırmak. Üstünde anlaşmak. Üzerinde anlaşmak. Okeyleşmek.

Agree to : Mutabık kalmak. Anlaşmak. Muvafakat etmek. Uymak. Kabul etmek. Boyun eğmek. Rıza göstermek. Uygun bulmak.

Agree to differ : Karşıt görüşte olmaya razı olmak. Aynı fikirde olmamaya razı olmak. Ayrı şeyler düşünebilmek.

Agree together : Birlikte kabul etmek. Birlikte razı olmak. Sözleşmek.

 

Agree upon : Kararlaştırmak. Anlaşma sağlamak. Üzerinde anlaşmaya varmak.

I quite agree : Oldukça aynı fikirdeyim. Kesinlikle katılıyorum. Oldukça katılıyorum.

Agree with : Aynı görüşte olmak. Tetabuk etmek. (alınan karara vb) sıcak yaklaşmak. Bağdaşmak. Yaramak. İyi gelmek. İle mutabık kalmak. Aynı fikirde olmak. Katılmak. Uymak.

I agree with you : Sana katılıyorum. Aynı fikirdeyiz. Size katılıyorum.

Fail to agree : Anlaşamamak.

Agreeable to : Uygun. Mutabık. -e uygun. Anlaşmaya hazır.

İngilizce Agree Türkçe anlamı, Agree eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Agree ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arranges : Sıralamak. Sıraya koymak. Planlamak. Ayarlamak. Yoluna koymak. Düzenlemek. Halletmek. Hazırlamak. Aranje etmek.

Affiliate : Üyeliğe kabul etmek. Üye olarak almak. Katılmak. Tanımak. Yakınlaşmak. Bağlamak. Üye etmek. Evlat edinmek.

Avail : Sonuç. Yararlı olmak. Kar. Fayda sağlamak. İstifade etmek. Kullanış. Yararlanmak. Kendisine yarar sağlamak. Avantaj.

Closes : Bitirmek. Kapamak. Kilitlemek. Kesmek. Yaklaşmak. Kapatmak. Örtmek. Sürgülemek.

Comports : Yakışmak. Davranmak.

Grant : İmtiyaz. Bağışlama. Vermek. Onaylamak. Yerine getirmek. Burs. Bahşetmek. Feragatname.

Come to terms : Anlaşmaya varmak. Hesaplaşmak.

Consent : Onay. Rızası olmak. Muvafakat etmek. İzin. Rıza. Razı gelmek. İzin vermek.

Click : Şapırdatmak. Tıklamak. Başarmak. Anlamak. Tutulmak. Tıkırdatmak. Ses çıkarmak. Kapanıvermek. Jetonu düşmek (argo terim). Jetonu düşmek.

Compromise : Taviz. Karşılıklı ödün vererek anlaşmaya varmak. Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. Şerefini tehlikeye atmak. Anlaşmaya varma. Ara bulmak. Tutum, görüş, kanıların birbirine uygun düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşması. Ödünleşmek.

 

Agree synonyms : plea bargain, benefitted, consorted, come to terms with, settle, cohered, clicking, acquiesces, resolve, patch up, close with, to approve of, adjudicate, weigh in with, come to a mutual understanding, be of one mind, agrees, get on well with, accepting, make up, consort, subscribe, hold, clicked, accretes, ally, be in agreement with, acknowledges, acquiescence, call the shots, come into line, abides, adjudicates.

Agree zıt anlamlı kelimeler, Agree kelime anlamı

Disagree : Dokunmak. Karşıt görüşte olmak. Uymamak. Atışmak. Uyuşmamak. Anlaşamamak. Aynı fikirde olmamak. Aynı düşüncede olmamak. Yaramamak. Bozuşmak.

Dissent : Çekişmek. Bozuşmak. Kabul etmemek. Aynı fikirde olmamak. Farklı düşünmek. Karşı koymak. Aynı görüşte olmamak. Uyuşmazlık. Anglikan kilisesinden ayrılmak. Ayrılmak.

Refuse : İmtina etmek. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Elinin tersiyle itmek. Ayak diremek. Bir fiziksel ya da kimyasal süreçte işlenen özdeklerin, artakalıp işe yaramayan bölümü. yeniden eritilip dökülebilir, bozuk dökme metaller. Refüze etmek. İzin vermemek. Reddetmek. Geri çevirmek. Artık.

Agree ingilizce tanımı, definition of Agree

Agree kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, all parties agree in the expediency of the law. To reconcile or make friends. To be in unison or concord. To concur. To harmonize in opinion, statement, or action. To make harmonious. To be or become united or consistent.