Agree upon türkçesi Agree upon nedir

Agree upon ile ilgili cümleler

English: When we hear of a divorce we assume that it was caused by the inability of those two people to agree upon fundamentals.
Turkish: Bir boşanma duyduğumuzda biz bunun o iki kişinin temel ilkeler üzerinde anlaşmaya varma yetersizliğinden kaynaklandığını varsayıyoruz.

English: What would happen if two powerful nations with different languages - such as United States and China - would agree upon the experimental teaching of Esperanto in elementary schools?
Turkish: Amerika Birleşik Devletleri ve Çin gibi farklı dilleri olan iki güçlü devlet ilköğretim okullarında Esperanto deneysel öğretimi üzerinde anlaşmaya varsalardı ne olurdu?

Agree upon ingilizcede ne demek, Agree upon nerede nasıl kullanılır?

Agree : Uymak (bir başka şeye). Kararlaştırmak. Razı olmak. Rıza göstermek. Yaramak. Mutabık kalmak. Uyuşmak. Uzlaşmak. Bağdaşmak. Uymak.

Upon : Üzerinde. Üstünde. İle. Göre. Üzerine.

Agree on : Üzerinde anlaşmak. Kararlaştırmak. Üstünde anlaşmak. Okeyleşmek. Üzerinde mutabık kalmak.

Agree to : Kabul etmek. Uymak. Boyun eğmek. Muvafakat etmek. Anlaşmak. Mutabık kalmak. Rıza göstermek. Uygun bulmak.

Agree to differ : Aynı fikirde olmamaya razı olmak. Ayrı şeyler düşünebilmek. Karşıt görüşte olmaya razı olmak.

 

Agree together : Birlikte razı olmak. Birlikte kabul etmek. Sözleşmek.

İngilizce Agree upon Türkçe anlamı, Agree upon eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Agree upon ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Make a deal : Anlaşmaya bağlamak. Kontrat yapmak. Anlaşma yapmak. Uzlaşmak. Anlaşma gerçekleştirmek.

Agrees : Anlaşmak. Birleşmek. Uyuşmak. Razı olmak. Uymak (bir başka şeye). Aynı fikirde olmak. Uymak. Bağdaşmak. Yaramak.

Appoints : Saptamak (tarih veya gün vb). Nasbetmek. Koymak. Tayin etmek. Saptamak. Döşemek. Belirlemek. Donatmak. Kararlaştırmak (tarih veya gün vb).

Concert : Planlamak. Ahenk. Konser. Elbirliği. Dinleti. Birlik. Anlaşmak. Birlikte hareket etmek. Bir araya gelerek karar almak.

Arranges : Aranje etmek. Hazırlamak. Düzenlemek. Halletmek. Yoluna koymak. Düzeltmek. Planlamak. Ayarlamak. Sıraya koymak.

Appoint : Atamak. Düzenlemek. Saptamak. Kararlaştırmak (tarih veya gün vb). Memur etmek. Donatmak. Belirlemek. Kurmak. Dayayıp döşemek. Görevlendirmek.

Come to an agreement : Anlaşmak. Anlaşmaya varmak. Mutabakata ulaşmak. Uzlaşmak. Antant kalmak. Görüş birliğine varmak. Mutabık kalmak. Mutabakata varmak.

Call the shots : Kararları vermek. İdare etmek. Sözü geçer olmak. İpler elinde olmak. Borusu ötmek. Kontrolü elde tutmak. Dinlenilir olmak. Yönetmek. Sözü geçmek.

Arrange : Aranje etmek. Planlamak. Yoluna koymak. Dizmek. Düzenlemek (toplantı). Ayarlamak. Yapıt yaratmak. Bitirmek. Düzenlemek.

Appointing : Dayayıp döşemek. Atama. Atamak. Belirlemek. Döşemek. Tayin eden. Saptamak. Tayin etmek.

Agree upon synonyms : calls the shots, concerting, adjudicate, adjudicates, agree, decide, agree on.