Parallel bars türkçesi Parallel bars nedir

  • Paralel.
  • Paralel çubuklar.
  • Paralel bar.
  • Jimnastik aleti.

Parallel bars ile ilgili cümleler

English: The girl exercised on the parallel bars.
Turkish: Kız paralel çubuklarda egzersiz yaptı.

Parallel bars ingilizcede ne demek, Parallel bars nerede nasıl kullanılır?

Parallel : Kıyaslanabilir. Aynı doğrultuda olan. Eşit olmak. Benzemek. Paralel olmak. Bilgisayar, coğrafya, fizik, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Örnek. Seki. Her iki yarımyuvarda eşleğe koşut olarak, geçtikleri düşünülen ve çevre uzunlukları giderek kısalıp, eksenucunda noktaya dönüşen çemberlerden her biri. Alıcı ile alıcı yönetmeni ve yardımcısının yüksek görüş noktasında çalışabilmelerini sağlamak için yapılmış ayaklı, dört köşe, yüksekçe kürsü.

Bars : Parmaklıklar. Çubuklar. Barlar.

Parallel access : Paralel erişim. Koşut erişim.

Parallel adder : Koşut toplayıcı. Paralel toplayıcı.

Parallel architecture : Paralel mimari.

Parallel arrangement : Boy sıralaması. Raf yüksekliğinden yararlanmak amacıyla kitapların raflarda boylarına göre sıralanması.

İngilizce Parallel bars Türkçe anlamı, Parallel bars eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Parallel bars ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Paralleled : Nazire. Paralel olarak koymak. Aynı doğrultuda olan. İle karşılaştırmak. Paralel yapmak. Karşılaştırmak. Benzetmek. Kıyaslamak. Paralel olmak.

Collateral : Rehin. İkincil. Yardımcı. Bir sinir hücresi aksonunun ince yan uzantıları. akraba olmayan bireylerde ortak atadan gelen karakterin kalıtımı. esas damarın tıkandığı hallerde oluşan yan damarlar. aynı hizadaki odun ve soymuk borusu bantları. ana tomurcuğun yanındaki tomurcuk. Teminat (borca karşı gösterilen ve bir mülk, tahvil, senet vb'ne dayalı). Karşı teminat. Ek. Maddi teminat. Yan yana olan. Soydaş.

Latitude : Tolerans. Serbestlik. Enlem. Yeryuvarı üzerinde herhangi bir noktadan geçen koşut çemberi ile eşlek arasındaki yay parçasının açısal değeri. Özgürlük. Şümul. Enlem derecesi. Genişlik. Rahatlık.

Latitudes : Enlem. Tolerans. Özgürlük. Hoşgörü. Bölge. Serbestlik.

Parallel : Koşut çemberi. Karşılaştırmak. Koşut. Her iki yarımyuvarda eşleğe koşut olarak, geçtikleri düşünülen ve çevre uzunlukları giderek kısalıp, eksenucunda noktaya dönüşen çemberlerden her biri. Alıcı ile alıcı yönetmeni ve yardımcısının yüksek görüş noktasında çalışabilmelerini sağlamak için yapılmış ayaklı, dört köşe, yüksekçe kürsü. Paralel olmak. Bir düzlemde kesişmeden ilerleyen, iki ya da daha çok sayıdaki doğruların ya da ışınların özelliği. Paralel çizgi. Benzer. Kıyaslamak.

Unparalleled : Benzersiz. Alternatifsiz. Emsalsiz. Eşi bulunmaz. Eşsiz. Benzeri olmayan.

Equidistant : Aynı uzaklıkta. Eşit uzaklıkta. Aynı mesafede olan. Eş uzaklıkta. Eşit aralı. Ayni mesafede. Eşuzaklık.

 

Extension : Artırma. Bir olgu, kavram ya da anlatımın anlamsal çerçevesi ya da tanımsal kuşatımı. bk. içerim. Germe, açma. uzatma. Uzatma. İlave. Genişletme. İç hat. Büyütme. Ekleme. Uzatılma.

Analogous : Andıran. Benzeşen. Köken bakımından değişik olmakla beraber aynı görevi yapan yapılardan her biri. örnek: midye ve balık solungaçları gibi. Yakın. Benzer. Analojik. Analog. Muvazi.

Parallel of latitude : Enlem. Paralel daire.