Çapraz nedir, Çapraz ne demek

Çapraz; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Çapraz" ile ilgili cümleler

  • "Boynuna çapraz astığı tüfeğini yokladı." - S. Kocagöz
  • "Çapraz ateş."
  • "Oturuşunu değiştirdi, çaprazındaki masayı değil de hemen sağındakini görecek şekilde yan döndü." - E. Şafak

Çapraz anlamı, kısaca tanımı:

Çapraza almak : Herhangi bir konuda çeşitli yönlerden sıkıştırmak. karşı yönlerden kuşatmak.

Çapraza sarmak : Bir iş içinden çıkılmaz duruma gelmek, çaprazlaşmak.

Çaprazda sürmek : Çapraza alınan hasmı geriye doğru hızla sürmek.

Çapraz ateş : Karşılıklı yönlerden silahla saldırma.

Çapraz kafiye : Dörtlüklerde birinci ile üçüncü, ikinci ile dördüncü dizelerin birbiriyle kafiyeli olduğu düzen.

Çapraz kur : İki ülke parası arasında üçüncü bir ülkenin parasıyla belirlenen kambiyo sürüm değeri.

Çaprazölçer : Elde veya makinede çaprazlanan dişlerin eğimini denetlemede yararlanılan yardımcı alet.

Çapraz sorgu : Ceza yargılamasında cumhuriyet savcısının, müdafi veya vekil sıfatlı avukatın, sanığa, katılana, tanığa, bilirkişiye ve duruşmaya çağrılmış kişilere, hâkim önünde, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilmesi biçimindeki sorgulama tekniği, çapraz sorgulama.

 

Çapraz sorgulama : Çapraz sorgu.

Göğüs çaprazı : Güreşte karşısındakini koltuk altlarından çapraz yakalama.

Testere çaprazı : Testerenin ağzını açmak için kullanılan alet.

Çaprazlamak : Çapraz duruma getirmek.

Çaprazlamasına : Çaprazlama.

Çaprazlaşma : Çaprazlaşmak işi.

Çaprazlaşmak : İçinden çıkılamamak, ne yapılacağı bilinememek.

Çaprazlık : Çapraz olma durumu.

Çaprazvari : Çaprazlama.

Eğik : Dik veya paralel olmayan doğru. Bükülmüş. Yatay bir çizgi veya düzlemle açı oluşturacak biçimde olan, yalman, mail, şev. Eğilmiş olan, dik veya düz olmayan.

Kesiş : Kesme işi.

Taraflı : Yanı ve yönü olan. Yandaş. Herhangi bir yöreden olan.

Karşılık : Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Cevap, yanıt. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.

 

Taraf : Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yöre, yer.

Olta : Hile, düzen, oyun, yem. Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü. Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla naylon tellerden veya at kuyruğu kılından yapılmış iplik.

Kesişen : Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirini kesip geçen (çizgiler veya yüzeyler).

İki : Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı. Birden bir artık. Birden sonra gelen sayının adı.

Karşılıklı : Birbirine karşı bulunan. İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbiriyle ilgili olarak. Birbirlerine karşı bir biçimde.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Sadece. Bir kez.

Karşı : İçin, hakkında. Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. -e doğru. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşıt, zıt, muhalif. Ön, kat, huzur. Karşılık olarak, mukabil. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Yanı : "Sözün kısası, doğrusu" anlamlarında bir söz. "Demek oluyor ki" anlamlarında bir söz.

Tür : Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Dolaşma. Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş.

Kopça : Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç, agraf.

Düğme : Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı. Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça. Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı.

Çapraz yeğen evliliği : Hala kızıyle dayı oğlunun ya da hala oğluyle dayı kızının birbirleriyle evlenmesi a. bk. koşut yeğen evliliği.

Çapraza almak : karşı yönlerden kuşatmak. İlgili cümle: "“Mitralyözler onu çapraza almış, kızıl iğneleriyle gövdesini delik deşik ediyorlardı.”" A. İlhan. mec. herhangi bir konuda çeşitli yönlerden sıkıştırmak.

Çapraza sarmak : bir iş içinden çıkılmaz duruma gelmek, çaprazlaşmak.

Çaprazda sürmek : çapraza alınan hasmı geriye doğru hızla sürmek.

Çaprazgaga : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ispinozgiller (Fringillidae) familyasından 17 cm kadar uzunlukta, gagası çapraz biçiminde ve kuyruğu kısa, erkeğinin rengi tuğla kırmızısı, dişisinin sırtı kül kahverengi, karnı yeşil kül rengi olan, Avrupa, Asya, Kuzey ve Orta Amerika'da toplu hâlde ormanlarda yaşayan bir tür. (anlamdaş. yenidünya, Loxia curvirostra) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının ispinozgiller (Fringillidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 17 cm. Gagası çapraz biçimde ve kuyruğu kısadır. Erkek tuğla kırmızısı renginde, dişinin sırtı kül-kahverengi, karnı yeşil-külrengidir. Avrupa, Kuzey ve Orta Asya, Kuzey Orta Amerikada toplu halde dağ ormanlarında yaşar.

Çaprazlama : Testerenin keserken sıkışmaması için dişlerini belli ölçülere göre sağa sola bükme. zf. Çapraz olarak, makaslama, çaprazlamasına, çaprazvari. İlgili cümle: "“Cesedi çukura yerleştirip üzerini tahtalarla çaprazlama örttüler ve mezara kürek kürek toprak atılmaya başlandı.”" İ. O. Anar. Testerenin keserken sıkışmaması için dişlerini belli ölçülere göre sağa sola bükme. Aynı amaçla, dişucunu şişirme. Yüksek organizmalarda, genetik olarak farklı dişi ve erkek bireyler arasındaki çiftleşme. Mikroorganizmalarda genetik çaprazlama farklı eşey tiplerinin konjugasyonu ile yapılan, virüslerde ev sahibi hücrelerin farklı genotipteki viral parçalar ile enfekte olmasını gerektiren genetik madde değişimi. (Söz sanatı terimi) Önce geçen kelimelerin sırasını, değişik veya karşıt bir anlam verecek şekilde, tersine çevirerek onları tekrarlama. Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır gibi. Melezleme. [Bakınız: evirme] Değişik soylardan gelen ana ve babaların çifleştirilmesi; melezleme.

Çaprazlanma : (zooloji)

Çaprazlaştırma : Çaprazlaştırmak işi.

Çaprazlaştırmak : Çaprazlaşmasına yol açmak. İlgili cümle: "“Ön kısımlarını nasıl yaptıysa kibrit çöplerini çaprazlaştırarak daha ince buklelerle sardı.”" A. Kutlu.

Çaprazlı diş : Çapraz verilmiş diş.

Çapraz ile ilgili Cümleler

  • Caddenin çaprazlama karşısında bir mahalle bakkalı var.
  • Karşıtlar genetik mühendisliği bitkilerin çapraz döllenme yapabileceğini ve diğer bitkilere zarar verebileceğini söylüyorlar.
  • Bu çapraz bulmacadan bıktım.
  • Ali çapraz ateşe yakalandı.
  • Dükkân sokağın çaprazındadır.
  • Sandvici çaprazlama dilimledim.
  • Ali çapraz bulmacayı seviyor.

Diğer dillerde Çapraz anlamı nedir?

İngilizce'de Çapraz ne demek? : adj. traverse, transversal, diagonal, crisscross, bias, cross, decussate, groined, lattice, thwart, transverse

adv. crosswise, crossways, cornerwise, cornerways, across, slantwise, slantways

n. cross

Fransızca'da Çapraz : croisé/e, en oblique

Almanca'da Çapraz : adj. gekreuzt, quer laufend, kreuzen: sich kreuzend, Kreuz-, diagonal, zweireihig

adv. kreuzweise

Rusça'da Çapraz : adj. поперечный, перекрестный, диагональный

adv. крест-накрест