Karşılıklı nedir, Karşılıklı ne demek

Karşılıklı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil.
  • Birbirine karşı bulunan.
  • Birbiriyle ilgili olarak.
  • Birbirlerine karşı bir biçimde

"Karşılıklı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Salıncağın üzerinde karşılıklı ayakta duran kızlar, fıldır fıldır dönüyorlardı." - O. C. Kaygılı
  • "Köşedeki itibarlı masalardan birine karşılıklı oturduk." - Ç. Altan
  • "Karşılıklı yardım. Karşılıklı saygı."

Felsefi anlamı:

Kaplamları aynı olan (kavramlar). (Ör. eşkenarlı üçgen-eşaçılı üçgen.) bk. eşgeçerli, eşdeğerli

Eşitlik gibi her iki yönde geçerli olan (bağlantı). (Ör. a b ye eşitse b de a ya eşittir.)

Koşullu önermelerde koşulun sonuç, sonucun koşul olmasıyle kurulan (önerme). (Ör. Bir üçgen eşkenarsa üç açısı birbirine eşittir; bir üçgenin üç açısı birbirine eşitse o üçgen eşkenardır.)

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

(matematik) bk. yöndeş.

İngilizce'de Karşılıklı ne demek? Karşılıklı ingilizcesi nedir?:

mutual, reciprocal

Karşılıklı kısaca anlamı, tanımı:

Karşılıklı yapraklar : Sapların her düğümünde karşılıklı olarak ikişer ikişer bulunan yapraklar.

 

Karşılık : Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Cevap, yanıt. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

Kişi : Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Erkek.

Toplu : Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Vücutça dolgun. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Topu olan. Bir arada, bütün, kombine. Topunu, tamamını, bütününü içine alan.

Hareket : Deprem. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Yola çıkma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Davranış, tutum. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon.

Değer : Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.

 

Mütekabil : Karşılıklı.

Biçim : Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Tarz.

Karşı : Karşıt, zıt, muhalif. İçin, hakkında. Karşılık olarak, mukabil. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek. -e doğru. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Ön, kat, huzur.

Bir : Ancak, yalnız. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Tek. Bir kez. Beraber. Sayıların ilki. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Karşılıklı açılar : (matematik)

Karşılıklı akreditif : Transit ticarette, aracı vasıtasıyla yapılan satışlarda kullanılan aracı firmanın hem dışalımcı hem de dışsatımcı olduğu durumda, bu firmanın satış yapacağı ülkede lehine açılmış bulunan akreditifi güvence göstererek, kendisinin dışalım yapacağı ülke (firma) lehine bir açabildiği akreditif türü.

Karşılıklı aktarma : Ayaktopu vuruş beceri (teknik)lerine göre iki oyuncunun topa, kullanılır biçimlerde karşılıklı olarak vurmaları ile yapılan çalışmalar.

Karşılıklı alacaklar : Kişilere ilişkin iki yönlü, sayışımdan doğan alacaklar.

Karşılıklı asalaklık : Konukla konakçının karşılıklı olarak birbirinden geçinme, birbirine yarar sağlama durumu.

Karşılıklı atış : Karşılıklı sapkıdan doğan karşılıklı ceza atışı.

Karşılıklı benzeşme : iki sesin birbirini etkileyerek benzeşmeleri: (bu+ile) > böyle, (şu+ile) > şöyle, (o+ile) > öyle, (ızdırap) > ıstırap vb.

Karşılıklı çek : Karşılığı bulunduğu bir bankaca açıklanan ve kabul edilen çek.

Karşılıklı çıkar kuralı : Bildirmelik görüşmelerinde, alınıp verilecek ödünlerin her iki yan ülkenin tecim çıkarlarına uygun düşmesi gereği.

Karşılıklı dans : On yedinci yüzyılda, sayısı belli olmayan eşlerle karşılıklı yapılan bir dans türü.

Karşılıklı ile ilgili Cümleler

  • Karşılıklı adımlar atmak gerekmektedir.
  • Karşılıklı kaldırımlardan yürüyüp geçtik.
  • Tartışma karşılıklı saygıya dayalıdır.
  • Karşılıklı çıkarlar bulursanız, birbirinizle anlaşırsınız.
  • Onu seviyorum, ama duygu karşılıklı değil.
  • Karşılıklı birbirimize kızgınlıklarımızda ikimizin de haklı olduğu noktalar vardı.
  • Bizim karşılıklı arkadaşlarımız var.
  • Duygu karşılıklıydı.
  • Evlilik karşılıklı olarak ve son derece eğitici olmalı.
  • Ali ve Mary karşılıklı oturdular.
  • Karşılıklı anlayış, barışı sağlar.
  • Hata yapma, duygu karşılıklıdır.

Diğer dillerde Karşılıklı anlamı nedir?

İngilizce'de Karşılıklı ne demek? : adj. mutual, reciprocal, reciprocating, opposing, opposed, conjugate

adv. tete a tete

pref. inter

Fransızca'da Karşılıklı : réciproque, mutuel/le, en regard, respectif/ive

Almanca'da Karşılıklı : adj. beiderseitig, gegenseitig, mutual, mutuell, reziprok, wechselseitig

adv. untereinander

Rusça'da Karşılıklı : adj. взаимный, обоюдный, двусторонний