Opposed türkçesi Opposed nedir

  • Aksi.
  • Çelişken.
  • Aleyhtar.
  • [#karşı Karşıt].
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Ayrışçı.
  • Karşılıklı.
  • Karşı çıkan.
  • Karşı.
  • Zıt.

Opposed ile ilgili cümleler

English: Both parties opposed war.
Turkish: Her iki taraf savaşa karşı çıktı.

English: Every one opposed it, but Mary and John got married all the same.
Turkish: Herkes ona karşı çıktı fakat her şeye rağmen Mary ve John evlendi.

English: Ali opposed the plan.
Turkish: Ali plana karşı çıktı.

English: Both men opposed the war in Vietnam.
Turkish: Her iki adam Vietnam'da savaşa karşı çıktı.

English: Ali is opposed to the plan.
Turkish: Ali plana karşı çıkıyor.

Opposed ingilizcede ne demek, Opposed nerede nasıl kullanılır?

Opposed cylinder engine : Boksör motor. Boksermotor. Düz motor. Karşıt silindirli motor.

Opposed cylinder type engine : Düz motor. Yuvguların anadingilden geçen bir düzlem üzerinde karşılıklı iki sıra biçiminde dizili olduğu motor yapısı.

Opposed piston engine : Makus pistonlu makine. Karşılıklı pistonlu motor. Karşıt pistonlu makine.

Opposed to : Aleyhtar. Aleyhte. -e karşı. Aleyh.

As opposed to : -e zıt olarak. -in aksine. -e karşın. -e karşı olarak. -e karşılık. -in aksine olarak.

Oppose : Karşı koymak. Karşı gelmek. Engel olmak. Muhalefet etmek. Başkaldırmak. Karşılaştırmak. -e karşı olmak. Karşı çıkmak. Karşısına koymak. Kafa tutmak.

 

He is opposed : O –ye karşı duruyor. O karşı tarafta duruyor. O - aleyhinde. O - karşı. O karşı koyuyor.

Directly opposed : Tamamen karşısında.

Spring opposed bellow : Yaylı körük.

Oppose candidacy : -e karşı gelmek için adaylar göstermek. Adaylığına karşı çıkmak. -e karşı adaylar göstermek.

İngilizce Opposed Türkçe anlamı, Opposed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Opposed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Encounterers : Beklenmedik bir şekilde başka bir kimseyle karşılaşan kimse. Karşı karşıya gelen. Karşıki. Muhasım. Düşman. Karşılaşan.

Contradictory : Çelişkili iddia. Muhalif. Birbirini tutmayan. Tutarsız. Çelişik. Tezatlı. Aykırı. Ters.

Acts contra bonos mores : Töreye aykırı işlemler.

Administration of justice : Adliye. Yargı. Yargı idaresi. Kaza uygulamaları. Adalet yönetimi.

Derogate : Alçalmak. Eksiltmek. Azaltmak. Almak. Küçültmek. Küçümsemek. Küçülmek. Bozmak. İhlal etmek.

Opposed to : Aleyhte. -e karşı. Aleyh.

Antipathetical : Antipati duyan. Antipatik. Karşı olan. Zıt olan. Antipatisi olan.

Naysayer : Hayır diyen. Uzlaşmaz. Kötümser. Negatif (kişi). Reddeden. Hayır diye kimse. Reddeden kimse. İstemezükçü. Olumsuz yanıt veren kimse.

Agin : Zıt konumda olan. Ters.

Antithetic : Karşıt olan. Tezatlı. Aykırı. Zıt olan.

Opposed synonyms : mutual, bloody minded, antithetical, administer an oath, antipathetic, awkward, contrary, ill affected, mutually, correspondent, bad tempered, averse, churlish, athwart, conjugate, alternatively, interactively, antipathic, allegation, contra, antagonist, before, carnaptious, exceptor, bear like, atrabilious, bilious, ill disposed, adverse, opposing, abstention, correlatives, antis.

Opposed zıt anlamlı kelimeler, Opposed kelime anlamı

Unopposed : Karşı gelinmemiş. Muhalefetsiz. Karşı çıkılmayan. Rakipsiz.