Kolo nedir, Kolo ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Boynuzlu olması gerektiği halde, boynuzsuz ya da kısa ve kırık boynuzlu olan hayvan.

Kolo ile ilgili Cümleler

  • Kolonlar sağlam bir temel sağlamaktadır.
  • Kolombiya'ya hoş geldin Dave.
  • Ali kolonya kullanıyor mu?
  • Bilim adamları, sadece Antarktika'da yaşayan bir uçan penguen kolonisi keşfetti.
  • Kolombiya'da İspanyolca konuşurlar.
  • Kolombiya'da Katolik gelenekleri hakimdir.
  • Kolombiya'da yaşıyorum.
  • Biz Kolomb'un 1492 yılında Amerika'yı ziyaret ettiğini biliyorduk.
  • Ay'da kolonileşmeye inanıyorum artık.
  • Kolombiya'da nüfus birden altıya kadar değişen sosyal katmanlara göre sınıflandırılır. Bir en fakir olma ve altı en zengin olma.
  • Kolombiya'ya hoş geldiniz!
  • Kolombiya'da İspanyolca konuşuyorlar.
  • Diğer koloniler yardım etmek için asker göndermeye başladı.

Kolo anlamı, tanımı

Çıkan kolon : Kolonun sekumla colon transversum arasındaki bölümü, kolon assendens

Çift kontrast kolon grafisi : Kalın bağırsağın negatif ve pozitif kontrast maddelerin birlikte verilmesinden sonra görüntülenmesi.

Derin kistik kolon yangısı : Kolon bezlerinin kistik genişlemesi ve serozadan nodüler kitlelerin görülmesi ve bezlerin submukoza içine girmesiyle belirgin patolojik değişim, kolitis kistika profunda. Tüm hayvan türlerinde görülmesine ve kesin nedeni bilinmemesine rağmen, özellikle domuzlarda domuz dizanterisi olgularında rastlanır.

 

Destek kaplı açık borusal kolonlar : İç duvarları katı bir destek ile kaplanmış kılcal GLC kolonu.

Doğuştan kolon agangliozisi : Kolon agangliozisi.

Dolgulu kolon : Analitleri, hareketli faza aktarmak veya hareketli fazdan almak için gerekli olan büyük bir yüzey alanını sağlamak amacıyla gözenekli maddelerle doldurulmuş kromatografik kolon.

Dörtlü kolon : Dört kişinin birbirinin omuzuna çıkarak oluşturdukları görünüş.

Duboscq kolorimetresi : Bir analit çözeltisi ve bir optik standart içinden geçen ışın yolunda değişikliğin yapılabildiği bir cihaz. Her birinden gelen ışın bir mercekle gözlenir ve ikisinin renginde bir uyuşum görülünceye kadar ışınlar ayarlanır.

Eluent bastırıcı kolon : İyon kromatografisinde, kolondan geçerken analit iyonları değişmeden kalırken diğer iyonik türlerin moleküler türlere dönüştürüldüğü analitik kolon.

Enine kolon : Colon ascendens ile colon descendens arasında kalan ve karın boşluğunda sağdan sola enine olarak geçen kolon bölümü, kolon transversum.

Eozinofilik ülserli kolon yangısı : Aşırı duyarlılık reaksiyonu, parazitlere bağlı veya yabancı cisim reaksiyonu olarak değerlendirilen, köpeklerde görülen, kolonun eozinofil lökositlerden zengin hücre infiltrasyonu ve ülserleşmesiyle belirgin yangısı. Eozinofilik mide-bağırsak yangısının bir parçası olarak değerlendirilir.

Fotoelektrik kolorimetre : Fotometre ile eş anlamlıdır. Sıvıların yoğunluğuna bağlı olarak ışığı farklı derecede geçirmesi esasına dayanan yöntemle çalışan bir cihaz. Yoğunluğu az olan örnekler ışığı fazla, çok olan örnekler ışığı daha az geçirir. Farklı yoğunluktaki sperma içerisinden geçen ışık bir galvanometreyle okunur. Bu değer daha önceden hazırlanmış bir skala üzerindeki rakamlarla karşılaştırılarak veya dijital olarak spermanın yoğunluğu belirlenir.

 

Havalık kolonu : Pissu kolonunun en üstteki bağlantı yerinden çatı üzerine kadar çıkan bölümü.

Histiyositik ülserli kolon yangısı : Kronik kanlı-sümüksü ishal, kusma, protein kaybı ve kaşeksiyle seyreden, nedeni bilinmeyen ve sadece köpeklerde görülen mukoza, submukozada ve ilgili lenf yumrularında, PAS pozitif granüller içeren yoğun makrofaj infiltrasyonu ve ülserleşmeyle belirgin kolon yangısı, köpeklerde histiyositik ülserli kolitis. Özellikle bokser ve Fransız buldok ırkı köpeklerde görülür.

İdiopatik kolon yangısı : Köpeklerde bilinmeyen nedenler oluşan kolon yangısı. Bokser ırkı hariç diğer tüm köpek ırklarında görülür.

İndirgeyici kolon : Analiti ön indirgemeye tabi tutmak için numunenin geçirildiği granül metal ile doldurulmuş bir kolon. Kolon dolgusu çinko amalgamı veya gümüş metali olabilir.

İnen kolon : Kolonun, colon transversum ile rektum arasında uzanan kesimi, kolon dessendens.

İris kolobomu : İris üzerinde çok sayıda delik veya yırtık bulunması.

Kolobom : Bir dokunun doğuştan kusurlu gelişimi veya yokluğu. Göz küresinde organ oluşumunun geç dönemlerinde ortaya çıkan, genellikle çift taraflı, doğuştan oluşan, özellikle İskoç çoban köpeklerinde görülen yarık benzeri fistül.

Kolofi : Bir çeşit küçük ekmek.

Kolofon : Yazmaların ya da ilk basmaların sonunda yer alan ve yazar, kitap adı, kitap yazarı ya da basarı, basım yeri gibi bilgilerin verildiği bölüm.

Kolofon tarihi : Kitabın yazılması ya da basılması ile ilgili olarak kolofonda verilen tarih.

Kolofonik asit : Turpentinden türeyen bir asit. Sabun ve çimentolarda kullanılır.

Kolofonyum : Kırılgan, saydam, sarımtrak renkli bir doğal reçine. Ucuz yağlı vernik üretiminde kullanılır.

Kolomal : Selluloz asetat sentetik lifine verilen ticari isim.

Koloman : Pekmez konan büyük küp.

Kolombina : İtalyan tulûat tiyatrosu olan Commedia dell'Arte türünde kadın uşak tiplerinin en renklisi. Şuh, kıvrak, iyi yürekli bir kadındır. Çoğu zaman göz alıcı bir güzelliği vardır. İtalyan halk doğaçlama tiyatrosunda kadın uşak tiplerinden en renklisi. Şuh, kıvrak, iyi yürekli bir kadındır. Çoğu kez dansçı ve ezgici olarak sahneye çıkar.

Kolombiya koyunu : Amerika’da 2. yüzyılın başlarında Lincoln ve Amerikan Rombouillet melezlenmesi ve F1 melezlerinin kendi aralarında birleştirilmesi ve seleksiyonuyla elde edilmiş, et ve yapağı yönünde kombine verimli, vücut beyaz ve boynuzsuz, iri, uzun, geniş ve yuvarlak yapılı koyun ırkı.

Kolombo planı : Güney ve Güney Doğu Asya ülkelerine iktisadi yardım sağlamak amacıyla 1950 yılında Seylan (Sri Lanka)’nın başkenti Kolombo’da imzalanan ve ağırlıklı olarak ABD, Yeni Zelanda, Japonya, Avustrulya gibi ülkelerin desteğiyle 1951 yılında uygulanmaya başlanan plan.

Kolomborna : Demir gülle atan bir top türü.

Kolon agangliyonozisi : Myenterik pleksus’ta gangliyon hücrelerinin bulunmaması sonucu, kolonun açık olmasına karşın boşluğunun daralması ve önde kalan kolon bölümünün aşırı genişlemesiyle belirgin özellikle taylarda görülen, doğumdan itibaren şiddetli sancıyla ve yaklaşık 48 saat sonra ölümlerle belirgin bir yapılış bozukluğu, agangliyonik megakolon, doğuştan megakolon, doğuştan kolon agangliyonozisi, megakolon.

Kolon assendens : Çıkan kolon.

Kolon ayırma gücü : [kolon ayırma gücü, Rs] Kolonun, iki analit bandını ayırma yeteneğinin ölçüsü.

Kolon dessendens : İnen kolon.

Kolon kesesi : Atgillerde ve domuzda kalın bağırsaklarda iki plica spiralis arasındaki dışa doğru keselenme, haustra koli.

Kolon kromatografisi : Durgun fazın bir kolonun içinde veya yüzeyinde tutunduğu kromatografik metotlar.

Kolon sigmoideum : Geviş getirenlerde inen kolonun rektuma geçmeden az önce “s” biçiminde bir büklüm yapması sonucu oluşan kolon.

Kolon transversum : Enine kolon.

Kolona : Arabanın alt kısmını tutan ağaç.

Kolonan : Pekmez konan büyük küp.

Koloni hareketi : Bazı mikroorganizmaların nemli katı besi yerlerinde oluşturdukları kolonilerin çok yavaş bir kayma hareketi yaparak yer değiştirmesi.

Koloni hibridizasyonu : Kimerik vektör taşıyan bakteriyi tanımlamak için in situ kullanılan bir teknik.

Koloni oluşturan birim : Katı besi yeri kullanılarak mikroorganizma sayımı yapılırken koloni oluşturabilenlerin sayısını belirtmek için kullanılan birim, kob, cfu. Bir materyalde katı besi yeri kullanılarak mikroorganizma sayımı yapılırken kullanılan deyim, CFU.

Koloni sayıcı : Mikrobiyolojik ekim sonrasında plaklarda oluşan kolonileri saymak için kullanılan cihaz.

Koloni sayımı : Katı besi yerinde koloni oluşumunun belirlenmesiyle yapılan sayımlar.

Koloni uyarıcı faktör : Kemik iliğindeki öncü hücrelerin üremesini ve onlardan oluşan tamamıyla farklılaşmış kan hücrelerinin işlevlerini uyaran madde, CSF.

Kolonileşme : Bir türün yeni bir habitatı istila etmesi. Boş arazinin tohumlarla işgali. 3.Bağırsakta bakteri florası oluşması. Kolonizasyon.

Kolonizasyon : [Bakınız: kolonileşme]. Aynı türlerin, özellikle mikroorganizmaların kümeler oluşturması. Konakçı dokusuna veya diğer yüzeylere tutunduktan sonra mikroorganizmanın çoğalması.

Kolonların yer değiştirmesii : Kolonun sağ üst veya sol üst pozisyonlara yer değiştirmesi. Atlarda kolonlarda gaz toplanması veya yerde yuvarlanmaları sırasında biçimlenir.

Kolonyalanmak : Kolonya sürmek veya sürünmek.

Kolonyalizm : Sömürgecilik.

Kolonyasız : Kolonyası olmayan.

Kolopa : Ağaçtan yapılmış küçük kova.

Kolopeksi : Yineleyen rektum prolapsuslarını önlemek için kalın bağırsağın karın duvarına dikilmesi.

Koloproktitis : Kolon ve rektumun yangısı.

Koloratur soprano : En ince, en tiz seslere kadar çıkabilen kadın sesi.

Kolorektal : Kolon ve rektumla ilgili.

Kolorimetrik analiz : [Bakınız: kolorimetre].

Kolos : Sepet onarma işi. [Bakınız: devheykel].

Kolostat : Güneş gözlemlerinde kullanılan özel yapılı kule ırakgörürü.

Kolostridiyal bağırsak enfeksiyonları : Clostridium perfringens tipleri tarafından oluşturulan ve çoğunlukla otçullarda görülen enfeksiyonların ortak adı.

Koloş : Boyunduruk kayışı. (Yavuz Şavşat Artvin).

Kolot : Ocak ya da tandırda pişirilen una yoğurt, yumurta ve yağ karıştırılarak yapılan ekmek, bir çeşit pide. Kısa.

Koloti peyniri : Karadeniz bölgesinde yağsız inek veya koyun sütünden yapılan, pide biçiminde peynir çeşidi.

Kolotomi : Kalın bağırsağın ameliyatla açılması.

Kolotu : Ocak ya da tandırda pişirilen una yoğurt, yumurta ve yağ karıştırılarak yapılan ekmek, bir çeşit pide.

Kolov : Büyük kuyruklu karaman koyunu.

Koloz : Bir çeşit sarı buğday. Yalnız kâğıtla yapılan bir çeşit küçük uçurtma, şeytan uçurtması. Eğri bacaklı (insan için).

Kolozoik : Boşluklu organlar içerisinde yaşayan veya yerleşen.

L koloni tipi : Hücre duvarı oluşturamayan mikroorganizmalar ve L-formları tarafından meydana getirilen kenarları düzensiz, ortaları düğmeli ve granüllü koloniler.

Loviband kolorimetre : Kalaylanmış cam sürgünün standart bir seri ile bir sıvının renginin karşılaştırılması için bir kolorimetre. Kırmızı, sarı ve mavi filtrelerle renklerin standartlaştırıldığı kolorimetre.

M koloni tipi : Kapsül veya mukoid salgı oluşturan mikroorganizmalar tarafından oluşturulan, özeye değdirilince iplik gibi uzama görülen koloni tipi.

Mikotik kolon yangısı : Candida, Zigomiset veya Aspergillus türü mantarlarca oluşturulan kanama ve ülserleşmeyle belirgin kolon yangısı. Genellikle kedilerin panlökopenisinde ikincil olarak biçimlenir.

Nedeni bilinmeyen kolon yangısı : Atlarda çeşitli nedenlerle bağırsak ekosisteminin bozulması sonucu Clostridium türlerinin salgıladıkları endotoksinlerden kaynaklanan ishal, dehidrasyon, deri altı ve serozalarda peteşiyel kanamalar, kolon mukozasında kanama, ödem, nekroz ve fibrinli yangıyla belirgin, sporadik ve perakut seyirli, ölümcül, toksemik hastalık, kolitis X.

R koloni tipi : Eski kültürlerdeki bakteriler veya uzun süre pasajlara maruz kalmış suşlar tarafından oluşturulan, kenarları çentikli, üzeri pürüzlü ve mat koloniler.

S koloni tipi : Kenarları muntazam, üstü düzgün, kabarık, parlak ve bağdaşık görünümdeki koloni tipi.

Üçlü kolon : Üç kişinin birbirinin omuzuna basarak oluşturdukları görünüş.

Yurtiçi koloni : Sınıf mücadelesini törpülemeye ve karşıtlıkları uzlaştırmaya yönelik olarak Robert Owen tarafından sanayi köyü olarak tanımlanan, daha sonra Alfred Marshall tarafından önerilen işçi ve işverenlerin, işçilerin yeniden işlendirilmesi ve benzeri sosyal amaçlar etrafında birleşmesini öngören bir toplum projesi. Krş. ütopik sosyalizm.

Ana kolon hattı : Kuruma veya ortaklığa ait besleme noktasından, abonenin sayacına kadar olan besleme hattı.

Kolodyum : Fotoğraf makinesi camı yapımında ve cerrahlıkta kullanılan, alkol ve eter karışımı içinde sıvı durumuna getirilen nitroselüloz.

Kolofan : Hidratlı doğal kalsiyum sülfat. Çam sakızının damıtılmasıyla oluşan, saydam, sarı renkli reçine.

Koloidal : Zamk, jelatin yapısında olan, koloit nitelikleri taşıyan.

Koloit : Jelatin niteliğinde olan ve suda dağılmışı zarlardan geçmemekle billursulardan ayırt edilen maddelerin genel adı, billursu karşıtı.

Kolokyum : Konuşu. Doçentlik sözlü sınavı.

Kolombiyum : Niyobyum.

Kolon : Sütun. Katlardaki döşemeleri birbirlerine bağlayan düşey boru. Kalın bağırsağın gödenden önceki bölümü.

Koloni : Sömürge. Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk. Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu. Göçmen topluluğu veya bu topluluğun yerleştiği yer.

Kolonya : İçinde, limon, lavanta, tütün vb. bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü bir madde.

Kolonyal : Sömürgeyle ilgili. Sömürgede yaşayan.

Kolonyal şapka : Sıcağı geçirmeyen, içi mantarlı bir şapka türü.

Kolonyalama : Kolonyalamak işi.

Kolonyalamak : Kolonya ile işlem yapmak, kolonya sürmek.

Kolonyalanma : Kolonyalanmak işi.

Kolonyalı : Kolonyalanmış, kolonya sürmüş.

Kolonyalı mendil : El ve yüz temizliğinde kullanılmak üzere özel olarak nemlendirilmiş ve hoş koku verilmiş ambalajlı mendil.

Kolonyalist : Sömürgeci.

Kolordu : Değişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askerî birlik.

Koloridye : Kolyoz balığının küçüğü.

Kolorimetre : Renkölçer.

Kolorimetri : Renk ölçme.

Kolostrum : Gebe kadının veya memeli hayvanların meme salgısı.

Diğer dillerde Kolmogroff smirnoff testi anlamı nedir?

İngilizce'de Kolmogroff smirnoff testi ne demek ? : kolmogroff-smirnoff test