Lashes türkçesi Lashes nedir

  • Vuruşlar.
  • Kırbaç vuruşları.
  • [#kirpik Kirpikler].
  • Kamçı vuruşları.

Lashes ile ilgili cümleler

English: Jale wore false eyelashes.
Turkish: Jale sahte kirpikler taktı.

English: He had handsome dark eyes with long lashes.
Turkish: Onun uzun kirpikli güzel koyu gözleri vardı.

English: The carpet clashes with the drapes.
Turkish: Perdelerle halı uyuşmuyor.

English: Why does she apply olive oil on her lashes?
Turkish: O neden kirpiklerine zeytin yağı sürer?

English: She has fake eyelashes.
Turkish: Onun takma kirpikleri var.

Lashes ingilizcede ne demek, Lashes nerede nasıl kullanılır?

Backlashes : Aralık. Geri tepmek. Ters tepme. Geri tepme. Salgı (mühendislik terimi). Beklenmedik sonuç (kötü). Beklenmedik kötü sonuç. Laçka. Boşluk (mühendislik terimi). Güçlü tepki (siyasal veya toplumsal bir gelişmeye karşı).

Clashes : Gümbürdemek. Çarpışmak. Çarpmak. Anlaşamamak. Çatışmak. Çatırdamak. Bindirmek. Gitmemek. Uyuşmamak. Uymamak.

Eyelashes : Kirpikler. Kirpik.

False eyelashes : Takma kirpik.

Flashes : Yakmak. Aydınlatmak. Çakmak. Akla gelmek. Atmak (bakış). Işık tutmak. Parlamak. Böbürlenmek. Görünüp hızla kaybolmak. Yıldızı parlamak.

Lashed : Kirpikli. Belirli türden veya çeşitten kamçı ucu ve kirpikleri olan (genellikle kombinasyon halinde kullanılan). Kırbaçlanmış. Kırbaçlı.

 

Whiplashes : Boyun incinmesi. Kamçı vuruşu. Araba kazasında kafa ve omurganın şiddetle sarsılmasından ileri gelen travma. Omurga incinmesi. Kırbaç ucu. Kamçı ipi. Kamçı ucu.

Newsflashes : Önemli haber. Son dakika haberi. Sıcak ve veya veya kısa güncel haber.

Goulashes : Gulaş. Macar tas kebabı.

Plashes : Şapırdatmak. Şırıldamak. Su sıçratmak. Sıçratmak (suyu). Şırıltı. Gürüldemek (su). Çağıltı. Şapırtı. Foşurdamak. Çamurlu gölcük.

İngilizce Lashes Türkçe anlamı, Lashes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lashes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sunglasses : Güneş gözlüğü.

Nosepiece : Burun kayışı (at). Mikroskopta mercek yeri. Burun siperi. Mikroskopta merceğin takıldığı yer. Nesnel mercek.

Frame : Gizli dolaplar çevirmek. Belirtmek. Beden. Uydurma kanıtlarla suçsuz birini suçlu göstermek ya da mahkum ettirmek. Alıcının penceresinden dolayı, bir filmin üzerinde her bir resmin yüzeyini sınırlayan, dikdörtgen oluşturan doğrular. (çalışmaları, ilişkileri, faaliyetleri) bir çerçeveye oturtmak. Dile getirmek. Tesis etmek. Sınırla çevrelemek. Düzenlemek.

Financial loss : Mali kayıp. Maddi kayıp. Maddi bilanço. Maddi hasar.

Hits : Çarpmak. Ulaşmak. İsabet etmek. Olmak. İsabet ettirmek. Yumruk atmak. Rastgelmek. Yaralamak. Vurmak.

Spectacles : Gözlük.

Pince nez : Yaylı gözlük. Kıskaç gözlük. Kelebek gözlük.

Eyeglasses : Gözlük.

Lorgnette : Opera dürbünü. Uzun saplı gözlük. Katlanır gözlük. Saplı dürbün.

Bridge : İner-çıkar taban. Sahne asansörü. Sahne içinde dekor değiştirmeye ya da yükselti sağlamaya yarayan inip çıkan taban. Birleştirmek. Köprü. Köprü kurmak. (aradaki) boşluğu doldurmak. Kukla köprüsü. Arayı kapatmak. Sahne üstünde geçit, köprü.

 

Lashes synonyms : optical instrument, goggles, eyelashes, losings, cilia, shades, dark glasses, bifocals, specs.

Lashes zıt anlamlı kelimeler, Lashes kelime anlamı

Winnings : Kazanç. Kazanç (para olarak). Kazanılan para. Kumarda kazanılan para.

Clergy : Papazlar. Rahipler. Ruhban sınıfı. Rahipler sınıfı. Rahip sınıfı. Rahip. Ruhban.