Lend oneself to türkçesi Lend oneself to nedir

Lend oneself to ingilizcede ne demek, Lend oneself to nerede nasıl kullanılır?

Lend : Faizle borç vermek. Eklemek. Faizle borç para verme. Vermek. Ödünç vermek. Katkıda bulunmak. Borç vermek. İğreti vermek. Katmak.

Oneself : Bizzat. Kendi. Kendini. Kendi kendine. Kendi kendini. Kendine. Kendisi.

To : -e kadar. Arasında. -mek -mak (mastar). Göre. E doğru. İla. Kadar. Oranla. -e göre. Kala.

Abandon oneself to : Kendini -e vermek. Kendini kaptırmak. Bağımlı hale gelme (kendinden vazgeçme). -e kapılmak. Tüm sınırları kaybetme. Kendini teslim etme. Dalmak.

Abandon oneself to grief : Tamamen ümitsiz bir yas hali içerisine girmek (beise kapılmak).

Apply oneself to : Kendini adamak. Kendini bir işe vermek. Bütün dikkatini bir işe çevirmek. Kendini -e vermek.

Adjust oneself to : Kendini yeni koşullara uydurmak. Kendini alıştırmak. İntibak etmek.

Attach oneself to : Takılmak. Katılmak. Bağlanmak. Askıntı olmak. Asılmak.

Accommodate oneself to : Ayak uydurmak. Uyum sağlamak.

Apply oneself to something : Kendini bir şeye vermek.

İngilizce Lend oneself to Türkçe anlamı, Lend oneself to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lend oneself to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Oblige : Bağlamak (anlaşma vb.). İyilikte bulunmak. Lütufta bulunmak. Memnun etmek. Zorunda bırakmak. Bağlamak (anlaşma). Zorlamak. Lütfetmek. Mecbur etmek.

Coast : Yokuştan kızakla kayma. Kıyı boyunca gitmek. Kızakla yokuştan kaymak. Kızakla kayılabilecek yokuş. Yokuş aşağı kaymak veya inmek (kayak veya bisikletle). Sahil boyunca gitmek. Yokuş aşağı inmek. Karanın deniz boyunca uzanan bölümü. Kızakla yokuştan kayma.

Access : Giriş. Bilgisayar sistemine girip bilgi almak izni (bilgisayar). Methal. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Kullanma. Nüfuz. Ulaşma. Yol. Yaklaşım. Erişme.

Come alongside : Aborda olmak. Bordaya gelmek.

Obliges : İyilik etmek. Bağlamak (anlaşma vb.). Mecbur etmek. İyilikte bulunmak. Lütfetmek. Zorunda bırakmak. (anlaşma vb) bağlamak. Minnettar kılmak. Minnettar bırakmak. Memnun etmek.

Bear up : Neşelenmek. Cesareti elden bırakmamak. Destek olmak. Dayanmak. Göğüs germek. Başa çıkmak. Dayanabilmek. Katlanmak.

Approach : Yaklaşma. Yaklaşım. Çok benzemek. Varmak. Başvurmak. Yaklaşım sergilemek. Gelişme koşusu. Ele almak. Temasta bulunmak.

Coasted : Yokuş aşağı kaymak veya inmek (kayak veya bisikletle). Sahil. Kızakla yokuştan kaymak. Sahil boyunca gitmek. Deniz kenarı. Kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak. Deniz kıyısı. Yokuş aşağı salıvermek. Kıyı.

Acceding : Kabul etmek. Uymak. Katılmak. İş başına gelmek. Razı olmak. Yerine getirmek. Tahta çıkmak. İktidara gelmek. Yönetime geçmek.

Abets : Yoldan çıkarmak. Yardakçılık etmek. Suç ortaklığı yapmak. Cesaret vermek. Kışkırtmak. Özendirmek (suç). Yardımda bulunmak. Suça katılmak. Tahrik etmek.

Lend oneself to synonyms : accosting, bear out, bear somebody out, approached, accommodate, accosted, befriended, be of use, assisting, accedes, aiding, be of service to, assist, assist at, accommodates, accost, accede, afford assistance, aid, accosts, bear a hand, assists, acceded, minister to, abet, lend a hand to, accesses, approaches, befriend.