Lend türkçesi Lend nedir

  • Katmak.
  • Ödünç vermek.
  • Borç vermek.
  • Vermek.
  • Faizle borç para verme.
  • Faizle borç vermek.
  • Katkıda bulunmak.
  • İğreti vermek.
  • Eklemek.

Lend ile ilgili cümleler

English: Ali asked Mary to lend him three hundred dollars.
Turkish: Ali Mary'den ona üç yüz dolar ödünç vermesini istedi.

English: "Hold on," Dima said, taking out his phone. "I know someone who could lend me some money."
Turkish: Dima " Bekle," "Ben, bana biraz borç verebilecek birini biliyorum." dedi.

English: Ali doesn't think Mary would be willing to lend him her guitar.
Turkish: Ali Mary'nin ona gitarını vermek için gönüllü olacağını düşünmüyor.

English: Ali doesn't like to lend his books to Mary.
Turkish: Ali kitaplarını Mary'ye ödünç vermeyi sevmiyor.

English: Ali finally mustered up the courage to ask Mary to lend him the money he needed.
Turkish: Ali sonunda Mary'nin onun ihtiyacı olan parayı ona ödünç vermesini isteme cesaretini topladı.

Lend ingilizcede ne demek, Lend nerede nasıl kullanılır?

Lend a hand : El atıvermek. Yardım eli uzatmak. Yardım etmek. El vermek.

Lend a hand to : İmdadına yetişmek. -e yardım etmek. Yardımına koşmak. -e elini uzatmak. Yardımına yetişmek. Yardım etmek.

Lend a helping hand : Yardım eli uzatmak.

Lend an ear : Kulak vermek. Dinlemek. Kulak asmak.

 

Lend an ear to : Kulak vermek. -in sözlerine önem vermek. Dinlemek. -e kulak vermek.

Lend money to somebody : Borç para vermek.

Lend ear : Kulak vermek. Sözlerine önem vermek. Dinlemek.

Lend help to : Yardım etmek.

Lend oneself to : Yanaşmak. -e yardım etmek. Yardım etmek.

Lend assistance : Yardımcı olmak. Yardım etmek.

İngilizce Lend Türkçe anlamı, Lend eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lend ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Loans : Borçlar. İkrazlar.

Trust somebody with something : Emanet etmek.

Affiliating : Bağlamak. Üyeliğe kabul etmek. Tanımak. Kabul etmek. Birleşmek. Evlat edinmek. Yakınlaşmak. Birleştirmek. Üye olmak.

Loan : Ödünç verme işlemi. Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük. Kitaplıktan dışarı çıkarılmasında sakınca görülmeyen gereçleri, belirli bir süre için, kitaplık dışında yararlanmak üzere okura verme. Kredi. Öneli geldiğinde geri alınmak ve ürem sağlamak amacıyla belirli bir süre için ödünç para verme. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Ödünç verme. Ödünç verilen şey. Kitabın belirli süre için bir okuyucuya ödünç verilmesi ile ilgili olan ve kitabın, kim tarafından alındığını, ne zaman geri getirilmesi gerektiğini belirten kaydı tutma işi.

Lend at interest : Faize vermek.

Allying : Müttefik. Birleşmek. Katılmak. Arkadaş. Müttefik ülke. Ticaret serbestliği. Dost. Birleştirmek.

Trust : Birtakım tecimevi ya da tüzel kişiliği olan ortaklıkların yapım, üretim evi ve yerlerin satağı elde tutmak amacıyla aralarında yaptıkları anlaşma. güvenceye dayanan işleri inalcının bir kişi ya da kuruluş adına yönettiği mallar. Tröst. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Birine güveni olmak. Güvenilir kişi. Güven duymak. Ummak. Ümit etmek. Azel piyasasında, aynı malı üreten birbirine rakip iki veya daha fazla firmanın aralarındaki rekabeti önleyerek karlarını artırmak amacıyla hukuki varlıklarını sona erdirip tek bir firma altında birleşmeleri. Koruma.

 

Affording : Göze almak. Satın almaya gücü yetmek. Maddi gücü yetmek. Zamanı olmak. Bulabilmek. Karşılamak (parasal olarak). Çıkışmak. Gücü yetmek. Parası yetmek.

Add : Karıştırmak. Çalmak. Neticelenmek. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Bindir. Resim seçiciye, belli bir alıcıdan gelen resmi, başka bir alıcıdan gelen resme bindirmesi için verilen komut. (bindirilecek resmi veren alıcının sayısı belirtilerek "üçü bindir!, biri bindir!" biçiminde söylenir). Ekleme yapmak. Artırmak. Ekleme. İlave etmek.

Tinsel : Sim. Gümüşi şeritler (kısa kesilmiş). Allı pullu. Gelin teli ile süslemek. Duvak teli. İncik boncuk. Sahte parlaklık. Pul. Gelin teli. Cicili bicili.

Lend synonyms : rent out, add on, accreted, adjoins, add to, annexes, amalgamate, allow, ally, promotes, redound, allows, adjoin, factor, advance, modify, conducing, affiliates, hire out, admixing, make a contribution, affix, transfuse, afforded, affixes, admixes, ascribe, ascribes, append, accommodate with, administer, instill, change.

Lend zıt anlamlı kelimeler, Lend kelime anlamı

Take : Etkili olmak. Alıntı. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Çevirmek. Yazmak. Çevirim eylemi. Tepki. Reaksiyon. Götürmek. Almak.

Borrow : Ariyeten almak. Borçlanma. Borç olmak. Borç almak. Ödünç almak. Ödünç alma. Almak. Alıntı yapmak.

Lend ingilizce tanımı, definition of Lend

Lend kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Opposed to borrow. To grant the temporary use of. As, to lend a book. To allow the custody and use of, on condition of the return of the same.