Trust türkçesi Trust nedir
- Bakım.
- İtimat.
- Emniyet etmek.
- Kredi.
- Ummak.
- Koruma.
- İnanç duymak.
- Ümit.
- Veresiye vermek.
- İnanmak.
- Güven.
- Azel piyasasında, aynı malı üreten birbirine rakip iki veya daha fazla firmanın aralarındaki rekabeti önleyerek karlarını artırmak amacıyla hukuki varlıklarını sona erdirip tek bir firma altında birleşmeleri.
- Güven duymak.
- Ümit etmek.
- İnancı olmak.
- Emanet.
- Sorumluluk.
- Birine güveni olmak.
- Tröst.
- Mutemetlik.
- İnanma.
- Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
- Kredi vermek.
- Güvenilir kişi.
- Birtakım tecimevi ya da tüzel kişiliği olan ortaklıkların yapım, üretim evi ve yerlerin satağı elde tutmak amacıyla aralarında yaptıkları anlaşma. güvenceye dayanan işleri inalcının bir kişi ya da kuruluş adına yönettiği mallar.
- Güvenmek.
Trust ile ilgili cümleler
English: Ali and Mary don't trust each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerine güvenmiyor.
English: Ali always deceives us; I don't trust him.
Turkish: Ali bizi hep aldattı; ona güvenmiyorum.
English: Ali and Mary trust each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerine güvenirler.
English: "Mary, you have to trust me." "I don't trust you!"
Turkish: "Mary, bana güvenmek zorundasın." "Sana güvenmiyorum!"
English: Algeria deserves trust and support.
Turkish: Cezayir güveni ve desteği hak ediyor.
Trust ingilizcede ne demek, Trust nerede nasıl kullanılır?
Trust account : Emanet hesabı. Tröst hesabı. Güven hesabı.
Trust company : Yatırım danışmanlığı şirketi (amerikan ingilizcesi). Bankalarla birlikte büyük girişimlerin ya da durağan malların yönetimini üzerine alan ortaklık. Tröst şirketi. Tröst ortaklığı. Yatırım ortaklığı.
Trust deed : Tesis senedi. Vekalet belgesi. Yediemin sözleşmesi. Vekaletname. Vazgeçme belgesi. Vekalet senedi.
Trust fund : Güven fonu. Uluslararası para fonunun altın satışları, üye ülkelerin gönüllü katkıları ile yatırım ve krediden sağladığı gelirleri, az gelişmiş ülkelere borç ya da bağış olarak aktarmada kullandığı, 1975 yılında oluşturulup 1981 yılında sonlandırılmış fon. gereksinimi olan kişi, kurum ya da ülkelere yardım etmek amacıyla ulusal ya da uluslararası tüzel veya gerçek kişilerin oluşturduğu fon. Vakıf fonu.
Trust in : İnanmak. Güvenmek.
Anti trust policy : Tekelleşme karşıtı politika. Tekelleşmeye engel olmak ve tekelleşmenin yol açacağı zararları önlemek ya da azaltmak amacı güden hükümet politikası.
Anti trust laws : Piyasada kartel veya tekel işini önlemek ve serbest rekabeti korumak için tasarlanmış olan kanunlar. Tekelleşme karşıtı yasalar. Tekelcilik karşıtı kanunlar. Hükümetler tarafından, tekelleşmeyle mücadele etmek ve haksız rekabeti önlemek amacıyla çıkartılan yasalar. krş. sherman yasası, clayton yasası.
Trust to : Bel bağlamak.
Trust territory : Vesayet altındaki bölge.
Trust somebody with something : Borç vermek. Emanet etmek.
İngilizce Trust Türkçe anlamı, Trust eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Trust ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bet : İddiaya tutuşmak. Bahis. Bahse girmek. Bahis olarak yatırılan para. Bahis tutuşmak. Üzerine oynamak. İddia. İddiaya girmek. Para sürmek. Bahis yapmak.
Trusteeing : Vasi. Kayyum. Yediemin. Emanetçi. Kendisine mal veya para emanet edilen. Vekil. Vakıf yöneticisi. Mütevelli.
Imprest : Peşin verilen para. Avans. Devlet hazinesinden verilen avans. Peşin para. Hazineden verilen avans.
Encumbrances : Engel. Yük. Sorumlu olunan kişi. Engeller. Borç. Yükümlülük. İpotek.
Buys : Satın almak. Pahasına elde etmek. Yutmak. Almak. Rüşvetle elde etmek. Satın alma gücü olmak. Kiralamak.
Security : Borçlanım, tutu, yapı tutusu, değerli kağıt, pay ve borç belgitleri, taşınır değer, güvence ödeği, her çeşit tecimsel belgit, borsaya verilsin verilmesin iyesi ya da taşıyanına bir alacak sağlayan belge. Güvenlik. Kimi gümrük işlemleri sırasında, bu işlemlerin bitimine ya da bir anlaşmazlığın sonuca bağlanmasına ilişkin, giriş vergilerine karşılık alınan para (banka inanca mektubu, ya da gümrük yönetimince bunların yerine onanacak benzerleri). Hisse senedi, devlet tahvilleri, özel kesim tahvilleri ve poliçe gibi finansal varlıklara verilen genel ad. Kefalet. Emniyet. Güvenlik önlemleri. İnanca. Güvence.
Auspices : Yardım. Destek. İyilik. Gözetim. Nezaret. Bir araştırmanın gerçekleşmesine ön ayak olan ve sorumluluğunu üstlenen kişi ya da kurum. Himaye. Üstlenici.
Bank : Yığmak. Yığın. Yığılmak. Para ve para gibi geçerli olan tecimsel belgitler üzerinde işlem yapan tecim kuruluşu. yatırım kabul eden, kendi güvenirliğini karşıtının güvenirliği yerine koyarak onlara satın alma gücü sağlayan, para kullanılmadan da işlerin yürütülmesini kolaylaştıran anamal, para saygınlık ve ürem üzerine her türlü işlemi düzenleyen ve yürüten, gerçek ve tüzel kişilerin ve devletin bu alandaki gereksemelerini yerine getirici uğraşlarda bulunan ve bunları yapmağa yasalarla yetkilendirilen akçalı ve tecimsel kuruluş. Kıyı. Küme. Para sürmek. Para yatırmak. Set çekmek. Akarsu yüzü ile yatak yanlarının dokunum çizgisi.
Commitment : Yüklenme. Bağlılık. Kesin karar. Sadakat. Bağlanma. Bağlantı. Suç işleme. Vaat.
Foresees : Önceden görmek. Önceden bilmek. Öngörmek. Hissi kablel vuku. Önceden sezmek. Geleceği görmek. Tahmin etmek. Sezmek. İleriyi görmek.
Trust synonyms : expect of, care, fiduciaries, depositum, calculate upon, trusteeships, asylum, bailment, anticipate, build, conservancy, blame, faiths, expectations, lean, loan, flatter oneself, expects, reliability, foresee, have something in prospect, confidences, expect, buy, anticipates, safety deposit, trusteeship, credit, attach credence, chalk up, bank on, accountableness, faith.
Trust zıt anlamlı kelimeler, Trust kelime anlamı
Distrust : Şüphe duymak. -e itimat etmemek. Güvensizlik. Güvenmeme. İnanmamak. Emniyet etmemek. Güveni sarsılmak. İtimat etmemek. Güvenmemek. İtimatsızlık.
Mistrust : Kuşku. Şüphe. Güvenmemek. Sıtkı sıyrılmak. Kuşkulanmak. İtimatsızlık. İtimat etmemek. Güvensizlik. Sorumsuz alan taramaları nedeniyle kamuoyunda bilimsel araştırma ve yoklamalara karşı duyulan güvenin sarsılması. Sıdkı sıyrılmak.
Disbelieve : İman etmemek. Güvenmemek. İnançsız olmak. Kuşkulanmak. İnanmamak.
Trust antonyms : forbid, disallow.
Trust ingilizce tanımı, definition of Trust
Trust kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Confidence. An equitable right or interest in property distinct from the legal ownership thereof. To confide. Also, a property interest held by one person for the benefit of another. Trusts are active, or special, express, implied, constructive, etc. In a the trustee simply has title to the trust property, while its control and management are in the beneficiary. To be won to confidence. A use (as it existed before the Statute of Uses). Held in trust. To rely on, to confide, or repose faith, in. To place confidence in. Trustmoney. Assured resting of the mind on the integrity, veracity, justice, friendship, or other sound principle, of another person. As, we can not trust those who have deceived us. As, trust property. Reliance. To be credulous. To have trust. Reliance.

Bu kısımda Trust kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Trust ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Trust anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Trust ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.