Liberties türkçesi Liberties nedir

Liberties ile ilgili cümleler

English: Paris did her best to defend her liberties.
Turkish: Paris, özgürlüklerini savunmak için elinden geleni yaptı.

Liberties ingilizcede ne demek, Liberties nerede nasıl kullanılır?

American civil liberties union : Amerikan yurttaş özgürlükleri birliği. Kişisel hakları (özgür konuşma, seçme özgürlüğü, ayrımcılığa karşı korunma gibi) savunan bir amerikan örgütü. Aclu.

Take liberties with : Laubalileşmek. Saygısızlık etmek. Küstahlığını göstermek. Senli benli olmak. Cüret etmek. Özgürlüğünü duymak.

Civil liberties : Temel haklar. Yurttaş özgürlükler. Kişilerin istediği ya da onlara tanınmış olan konuşma, yazma, yayınlama, toplanma, gezme, örgütlenme özgürlükleri. Medeni özgürlükler. Yurttaş özgürlükleri. İnsan hakları.

Take liberties : Alışılmışın dışına çıkmak. Başına buyruk yaşamak.

Liberticide : Hürriyeti ihlal etme. Hürriyeti ihlal eden kimse.

Libertarianism : Liberalizm. Kişinin özgürce düşünme ve hareket etme hakkını destekleme. Özgürlüğe inanma. Özgürlükçülük. Ekonomik ve siyasal ilişkilerde kişisel özgürlükleri savunan ekonomik felsefe. Özgür iradeye inanma.

Liberty of speech : Söz hürriyeti. Kişinin düşüncelerini ve görüşleri ifade etmesi özgürlüğü. Öz hürriyeti. Konuşma özgürlüğü.

 

Liberty : Saygısızlık. Serbestiyet. Küstahlık. Serbestlik. Muafiyet. Özgürlük. İstiklal. İzin. İmtiyaz. Hürriyet.

Libertinage : Hovardalık. Sefahat. Çapkınlık.

Liberty of conscience : Vicdan özgürlüğü. Kişinin kendi ahlaki bakış açısını seçme özgürlüğü. Vicdan hürriyeti. Din özgürlüğü.

İngilizce Liberties Türkçe anlamı, Liberties eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Liberties ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tramp : Ağır ayak sesi. Berduş. Sokak serserisi. Serserice dolaşmak. Kuvvetli adımlarla yürümek. Gezinme. Yürüyüp geçmek. Dolaşmak. Basmak. Rap rap sesi.

Immoral : Ahlaka mugayir. Ahlak dışı. Terbiyesiz. Edepsiz. Töretanımaz. Ahlaka aykırı. Ahlaksız. Faziletsiz. Ayıp.

Womaniser : Çapkın. Çok kadınla cinsel ilişkiye giren kimse. Kadınlara düşkün erkek. Kadın düşkünü. (britanya ingilizcesi) kadın peşinde koşan kimse. Kadın peşinden koşan erkek. Kadınlaştırıcı. Kadın avcısı. Zampara. Çapkın erkek.

Fornicator : Zampara. Zina eden. Zina eden kimse.

Degenerate : Dönüşmek. Yoz. Dövmek. Soyu bozulmak. Bozulma, normal yapı ve görevini kaybederek bozulma gösterme. bozulmuş, bozuk. Düşmek. Yozlaşmış. Soysuzlaştırmak. Soysuz.

Dissolute : Rezil. Bozuk ahlaklı. Çapkın. Sefahat düşkünü. Sefih. Hovarda. Kötü. Ahlaksız. Uçarı.

Ravisher : Tecavüzcü. Irza geçen kimse. Irz düşmanı. Zorba. Alçak. Alçak kimse.

Blood : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Dem. Kan bağı. Hayvanlarda vücut boşluğu içinde ya da kapalı damarlar içerisinde dolaşan hücreler ile oksijen, karbondioksit, hormonlar, besin, boşaltım ve bağışıklık maddelerini taşıyan sıvı. omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görev yapan kırmızı kan hücreleri ile organizmanın savunmasında görev yapan beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve serumdan oluşur. Adam öldürme. Soy. Akrabalık. Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görevli kırmızı kan hücreleri, organizmanın savunmasında görevli beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve plazmadan oluşan sıvısal doku. kan proteini, kıl, mide içeriği ve idrar vb. yabancı maddeden arındırılmış temiz, taze, bütün veya suyu alınmış hayvan kanının hızlı bir biçimde dondurulması veya soğutulmasıyla elde edilen ürün, hayvan kanı. İlkellere göre insana güç ve dirim veren, ruhu barındıran, kötülüğü uzaklaştıran, pisliği arıtan erginleme törenlerinde, kan kardeşliğinde, büyücülükte, beslenmede önemli yeri olan sıvı. Mizaç.

 

Degraded : Alçalmış. Alçalt. Değeri düşürülmüş. Rütbe veya konumdan aşağı düşürülmüş. Hovarda. Yozlaşmış. Ahlaki açıdan serbest. Alçaltılmış. Alçaltıcı. Düşürülmüş.

Bad person : Suça yatkın kimse. Kötü kimse. Kriminal kimse. Kötü insanoğlu. Kötü kişi. Hilekar. Düzenbaz. Aldatıcı. Günahkar. Günah işleyen kimse.

Liberties synonyms : rakehell, ladies' man, swinger, rip, debauched, roue, adulterer, womanizer, riotous, philanderer, fast, rounder, gigolo, dissipated, rake, lady killer, profligate, violator, debauchee, seducer, privileges, concessions, debaucher, rights.

Liberties zıt anlamlı kelimeler, Liberties kelime anlamı

Moral : Ahlaklı. Manevi. Dürüst. Mutlak olarak iyi olduğu düşünülen veya belli bir yaşam anlayışından kaynaklanan davranış kuralları bütünü. bir kimsenin iyi niteliklerini veya kişiliğini ifade eden tutum ve davranışlar bütünü, mizaç. Cesurluk, inançlılık ve kişisel bütünlük gibi niteliklerin kazandırdığı ruhsal güç. 2-göz korkutucu tehlikeler karşısında kümece geliştirilen birliktelik duygusu. Ahlaki. Kıssadan hisse. Değer. Hisse. Düstur.

Liberties antonyms : good person.