Lips türkçesi Lips nedir

  • Cinsel organ dudağı.
  • (argo) dudaklar.
  • Kadın cinsel organı dudakları ile ilgili yapılan konuşma diline özgü ima.
  • Dudaklar.

Lips ile ilgili cümleler

English: Georgina bit her lips until they bled.
Turkish: Georgina kanayıncaya kadar dudaklarını ısırdı.

English: As his lips got bluer, I nervously waited for the ambulance.
Turkish: Dudakları mavileştikçe, ambulansı sinirli sinirli bekledim.

English: Don't worry. My lips are sealed.
Turkish: Endişe etme. Dudaklarım kapalı.

English: Clean your lips with the napkin.
Turkish: Peçeteyle dudaklarını temizle.

English: Ali comes from a culture where women artificially color their lips and put holes in their earlobes.
Turkish: Ali dudaklarını yapay olarak boyayan ve kulak memelerini delen kadınların bulunduğu bir kültürden geliyor.

Lips ingilizcede ne demek, Lips nerede nasıl kullanılır?

Hang on the lips of : Can kulağı ile dinlemek. Can kulağıyla dinlemek.

Kiss on lips : Sevgi ve muhabbet işareti (internette sohbet lisanı). Kol. Dudaklarından öpüyorum.

Kissed her on the lips : Onu dudaklarından öptü. Onun ağzını öptü.

Smacked his lips : Dudaklarını şapırdatmış. Dudaklarını yumup bir ses çıkaracak şekilde onları tekrar ayırmış.

Zip your lips : Çenene kilit vur. Ağzını kapat. Sır olarak tut. Çeneni kapalı tut. Duyduklarını hemen söyleme. Ağzının fermuarını çek.

 

Oil lipstick : Yağ çubuğu. Yağ düzeyini ölçmek için yağlıktaki yağa daldırılan metal çubuk.

Lipschitz mapping : Lipschitz gönderimi.

Lipstick : Dudak boyası. Ruj.

Be eclipsed : Tutulmak.

Augmented phillips curve : Genişletilmiş phillips eğrisi.

İngilizce Lips Türkçe anlamı, Lips eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lips ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Articulator : Telaffuz ile ilgili olan organ. İfade eden bir şey. Artikülatör. Eklemleyici. Takma diş yapma aleti.

Labium : Böceklerde birleşmiş halde bulunan ikinci maksil parçası. gastropod kabuğunun ağzının iç kenarı. labiyum. Dudak. Alt dudak. Böceklerde, birleşmiş halde bulunan ikinci maksil parçası. labyum; gastropod kabuğunun ağzının iç kenarı. 3.insanda dudakların altta olanı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Edge : Eşik (kıyamet veya sorun vb). İlerletmek. Kenarına bordür yapmak. Kuşak izgesi gibi bir girişim ya da kırınım kuşağı çizgi dizgesinin sınır dalga boyu. Keskinletmek. Yan yan ilerlemek. Yavaş yavaş ilerletmek. Uç. Kenarlarını belirginleştirmek. Kıyı.

Labia : Labiya. Alt dudak. Labya.

Brim : Siperlik. Ağız. Şapka siperi. Kenar. Silme dolu olmak. Ağız (bardak). Bardak ağzı. Dolmak. Ağzına kadar dolmak. Ağzına kadar dolu olmak.

Rim : Kenar. Tekerlek lastiğinin içine oturduğu oluk biçiminde metal bölüm. Süslemek. Çember. Ağız. Çıkıntı. Yaka. Kasnak. Çember geçirmek. Çerçeve.

Collar : Yaka şekline benzer yapılar. yarım kordalılarda üç kısımdan oluşan vücudun orta bölgesi. Sıkma bileziği. Yaka. Yakalamak. Yaka takmak. Tasma takmak. Yürütmek. Durdurmak. Tasma.

 

Mouth : Dudak bükmek. Dırdır etmek. Tane tane söylemek. Geme alıştırmak. Boğaz. Akarsuyun göle döküldüğü yer. Kesici aletlerin keskin yanı. Zırlamak. Dudaklarını oynatarak konuşur gibi yapmak. Sürekli aynı şeyleri söylemek.

Vessel : Damar. Tonajı ve adı ne olursa olsun denizlerde ve iç sularda su ürünleri araştırmasında, istihsalinde, naklinde, işlenmesinde kullanılan kayık, sandal, yelkenli, şat, sal, mavna gibi vasıtalarla buharlı veya motorlu bilumum yüzer araçlar. Gemi. İçinde kan ve lenf gibi sıvıların dolaştığı ve gelişmiş duvarları bulunan kanallar. böceklerin kanatlarında bulunan trakea sisteminin ince uzantıları. 3.bitki yapraklarındaki iletim sisteminin uzantıları.

Lips synonyms : labial artery, overlip, external body part, underlip, arteria labialis, shoe collar, labial vein, vena labialis.