Dudak nedir, Dudak ne demek

  • Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri.
  • Ağız

"Dudak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Birdenbire kavalı dudaklarına götürdü ve üfürmeye başladı." - H. E. Adıvar
  • "Eve dudağınızda bir şarkı ile dönüyorsunuz." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Sapanın kullanılmasına yarayan kol.

Biyoloji'deki anlamı:

Birçok hayvanlarda ağız açıklığını çevreleyen ve genel olarak iki parça olan etli yapı.

Gramer anlamı:

Alt çene ile üst çeneyi birleştiren, dişleri örten ve konuşma sırasında yuvarlak ünlüler ile dudak ünsüzlerinin boğumlanmasında başlıca etken olan organ. Bu organ alt dudak ve üst dudak olmak üzere iki parçadan oluşmuştur.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Birçok hayvanda ağız açıklığını çevreleyen ve genel olarak iki parça olan etli yapı.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Gastropod kabuğunun ağzının iç kenarı.

Labiyum.

Böceklerde birleşmiş halde bulunan ikinci maksil parçası.

Zooloji alanındaki anlamı:

Birçok hayvanlarda ağız deliğini çevreleyen ve genel olarak iki parça olan etli yapı.

İngilizce'de Dudak ne demek? Dudak ingilizcesi nedir?:

lip, labium

Fransızca'da Dudak ne demek?:

lèvre

Osmanlıca Dudak ne demek? Dudak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

 

şefe

Dudak hakkında bilgiler

Dudak, birçok insan ve hayvanın ağzının görünen kısmına denir.

Yumuşak hareket eden bir yapıya sahiptir. Yemek yeme, konuşma, öpme gibi fonksiyonları sağlar.

Dudak ile ilgili Cümleler

  • Goriller konuşmak için dudaklarını ve dillerini kullanamazlar ama insanlarla başka yollarla iletişim kurabilirler.
  • Ali "Sadece gözlerini kapat." diye fısıldadı ve Mary gözlerini kapatınca, onun dudaklarını hafifçe öptü.
  • Bir şey söylemesi gerekiyordu ama dudaklarından tek bir kelime dökülmedi.
  • Dudak okur musun?
  • Dudakları dokundu.
  • Dudak okurum.
  • Bu doğru mu? Paul Lily'yi dudaklarından öptü mü?
  • Dudakları mavileştikçe, ambulansı sinirli sinirli bekledim.
  • Sadako daha fazlasını demek istiyordu ama dudakları artık kımıldamak istemedi.
  • Dudakları benimkine dokundu.
  • O, sağır ama dudak okumayı biliyor.
  • Dudaklarım kışın sık sık çatlar.
  • Dudaklarım mühürlüdür.
  • Onun dudaklarından kaçan sözler hiçbir anlam taşımıyor.

Dudak tanımı, anlamı:

Dudak bükmek : Bir şeyi beğenmediğini, küçümsediğini belli etmek, umursamamak, pek aldırış etmemek.

Dudak büzmek : Ağlayacak gibi olmak.

Dudak dudağa gelmek : Öpüşmek.

Dudak ısırmak : Hayrete, şaşkınlığa düşmek. hayran kalmak.

Dudak payı bırakmak : Bardak, fincan vb. kapları, ağzına kadar doldurmayıp dudağın yanaşabileceği kadar boş bir yer bırakmak.

Dudak sarkıtmak : Somurtmak.

Dudak ucuyla söylemek : Belli belirsiz anlatmak, isteksizce söylemek.

Dudağını ısırmak : Yakışıksız bir durum karşısında şaşmak.

Dudağının ucuna gelmek : Hemen söyleyecek durumda olmak.

Dudak benzeşmesi : Dudak ünsüzlerinin veya yuvarlak ünlülerin düz ünlüleri etkileyip yuvarlaklaştırması.

 

Dudak boyası : Dudakları boyamak için kullanılan kokulu, renkli madde, ruj.

Dudak çukuru : Üst dudağın ortasındaki oluk.

Dudakdeğmez : Lebdeğmez.

Dudak eşlemesi : Sözlendirmede, perdedeki görüntüde yer alan dudak hareketlerine uygun ses çıkarma.

Dudak kalemi : Rujun daha kalıcı olmasını sağlayan ve dudak çizgilerini belirlemeye yarayan kalem.

Dudak tiryakisi : İçtiği sigaranın dumanını içine çekmeksizin dışarı üfleyen tiryaki.

Dudak ünsüzü : Ağız boşluğundan gelen havanın dudaklara çarpıp patlamasıyla veya dudakların aralığından sızmasıyla oluşan ünsüz.

Dudak yarığı : Tavşan dudağı.

Alt dudak : Dudaklardan altta bulunanı. Böceklerin ağız sisteminde bulunan alt parça.

Bal dudak : Bal dudaklı.

Diş dudak ünsüzü : Diş eti-dudak ünsüzü.

Diş eti dudak ünsüzü : Alt dudağın üst dişlere dokunmasıyla oluşan dudak ünsüzü, diş-dudak ünsüzü: f, v.

Tavşan dudak : Doğuştan üst dudağı yarık olan (kimse), yarık dudak.

Üst dudak : Eklem bacaklı hayvanlarda ağız parçalarını örten bir uzantı, karından bacaklılarda ağız bölgesinin dış yanı. Dudaklardan üstte bulunanı.

Yarık dudak : Tavşan dudak.

Dilberdudağı : Dudak biçiminde hazırlanan bir hamur tatlısı.

Dudaksıl : Boğumlanma noktası dudaklarda bulunan (ses).

Dudaksıllaşma : Bazı kelimelerde çeşitli sebeplerle düz ünlülerin yuvarlaklaşması veya ünsüzlerin dudak ünsüzlerine dönmesi: divar duvar, konşı komşu gibi.

Dudaksız : Dudağı olmayan.

Kiraz dudaklı : Dudağı kırmızı, kalın ve kısa olan kimse.

Kenar : Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Yan. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir şeyi çevreleyen çizgi.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Hayvan : At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

Yumuşak : Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Sessiz, hafif. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Okşayıcı, tatlı, hoş. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kolaylıkla işlenebilen.

Hareket : Devinim. Davranış, tutum. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Deprem.

Sahip : Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse.

Ağız : Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Üslup, ifade biçimi. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Uç, kenar. Çıkış yeri. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili.

Dudak atardamarı : (biyoloji)

Dudak değmez : İçinde dudak ünsüzlerinden (b p f m v) hiçbiri bulunmayan, divan yazınında sınırlı ölçüde kullanılan bir koşuk türü.

Dudak dudağa gelmek : öpüşmek. İlgili cümle: "“Bir zaman böyle birbirini karşılıklı öpücüklere boğduktan sonra, nefesleri kesilinceye kadar dudak dudağa kaldılar.”" N. Cumalı.

Dudak iği :

Dudak kösnüllüğü : Öncelikle, öpüşmek ya da sigara içmek ve benzeri yollarla dudakları uyarmaya karşı kösnül bir tutku gelişmişliği.

Dudak onarımı :

Dudak sesi : Boğumlanma yeri dudak olan ve ciğerlerden gelen havanın, yuvarlanan dudaklar arasından çıkması ya da dudaklarda engellenerek şekillenmesi ile oluşan ünlü, ünsüz türündeki ses. Türkçedi u, ü, o, ö ünlüleri ile b, p, m, v, f ünsüzleri dudak sesleridir. bk. dudak ünlüsü, yuvarlak ünlü.

Dudak sestopları : Genellikle çok kalabalık ve gürültülü yerlerde (örneğin spor karşılaşmalarında), konuşucunun sesinin öbür sesleri bastırması gerektiğinde kullanılan, konuşan kimsenin dudaklarına en yakın ve dudaklara dönük olarak yerleştirilen sestoplar çeşidi.

Dudak ülseri : Eozinofilik ülser.

Dudak yapımı :

Diğer dillerde Dudak anlamı nedir?

İngilizce'de Dudak ne demek? : n. lip

Fransızca'da Dudak : lèvre [la]

Almanca'da Dudak : n. Lefze, Lippe

Rusça'da Dudak : n. губа (F)

adj. губной