Living thing türkçesi Living thing nedir

Living thing ile ilgili cümleler

English: When the trumpets sounded, the army shouted, and at the sound of the trumpet, when the men gave a loud shout, the wall collapsed; so everyone charged straight in, and they took the city. They devoted the city to the LORD and destroyed with the sword every living thing in it—men and women, young and old, cattle, sheep and donkeys.
Turkish: Trompetler ses çıkardığında, ordu bağırdı ve trompet sesinde, adamlar yüksek sesle bağırdığında, duvar çöktü; bu yüzden herkes doğruca içeriye hücum etti ve şehri aldılar.Şehri LORD'a verdiler ve kılıçla onun içinde yaşayan her şeyi yok ettiler-erkekler, kadınlar, gençler ve yaşlılar, sığırlar, koyunlar ve eşekler.

English: All living things die some day.
Turkish: Tüm canlılar bir gün ölür.

English: All living things on earth depend one another.
Turkish: Dünyada yaşayan her şey birbirine bağlıdır.

English: All life is based on chemistry and all living things are composed of chemical compounds.
Turkish: Tüm yaşam kimyaya dayalıdır ve yaşayan her şey kimyasal bileşiklerden oluşur.

English: No living thing could live without air.
Turkish: Yaşayan hiçbir şey havasız yaşayamazdı.

Living thing ingilizcede ne demek, Living thing nerede nasıl kullanılır?

 

Living : Yaşama. Yaşam tarzı. Geçim. Güncel. Canlı. Oturma. Kullanılan. Geçerli. Hayat. Geçinme.

Thing : Olay. Eşya. Kişi. Canlı. Konu. Şey. Yaratık. Obje. İhtiyaç. Nesne.

Living account : Yatırım ve çekimleri gereği genel görüntüleri bakımından canlı ve devinmeli sayışımlar. Devinimli sayışım. Canlı hesap. Hareketli hesap.

Living allowances : Yeme-içme ve barındırma giderleri. Geçim parası. Görevli ve işçilerin işyerlerinde ya da işyeri dallarındaki yeme, içme ve barındırılmalarıyla, tedavi, ilaç, güvence ve emekli kesenekleri, giyimleri ve benzerlerini kapsayan giderler.

Living and other : Sabit ve diğer.

Living being : Canlı. Canlı varlık.

İngilizce Living thing Türkçe anlamı, Living thing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Living thing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bouncy : Yaşam dolu. Zıpır. Yerinde duramayan. Hevesli. Canli. İstekli.

Airiest : Havalı. Neşeli. Havai. Çevik. Gevşek. Hava gibi hafif. Boş. Hayali. Hafif.

Beany : Kıpır kıpır. Yerinde duramayan. Enerjik.

Bounciest : Yerinde duramayan. Yaşam dolu. Zıpır. Hevesli. Canli. İstekli.

Animated : Neşeli. Hareketli. Hayat dolu. Canlandırılmış. Anime edilmiş. Canlandırılan. Animasyonlu.

Bobbish : Cıvıl cıvıl. Göz alıcı. Parıltılı.

Alive and well : Hareketli. Sağ salim. İyi durumda. Sağ ve sağlıklı. Cıvıl cıvıl. İyi ve hayat dolu. Hayat dolu. Sağ selamet.

Active : Pratik. Kıvrak. Enerjik. Çalışan. Etkin, işler durumda, etkili. Faal. Çalışkan. İşleyen. Üretken.

Bio : Yaşamla ve canlı şeylerle ilgili. Öz. Diri. Yaşam. Biyografi. Hayat. Öz (yunanca). Biyo.

Alive : Elektrikli. Elektrik yüklü. Hayat dolu. Farkında. Uyanık. Sağ. Haberdar. Yaşam dolu. Diri diri. Yaşayan.

Living thing synonyms : above ground, animate, bouncier, airier, breezier, airy.