Thing türkçesi Thing nedir

Thing ile ilgili cümleler

English: "I have to pee." "Jonny, that's not the right thing to say. Say, 'Excuse me. I need to go to the toilet.'"
Turkish: "İşemek zorundayım." "Jonny, söylemek için bu doğru bir yol değil. Şöyle söyle, 'Affedersiniz. Tuvalete gitmem gerekiyor.'"

English: "Bracelet" means the same thing in English that it does in French.
Turkish: "Bracelet" İngilizce ve Fransızca'da aynı anlama gelmektedir.

English: A car is a handy thing to own.
Turkish: Bir araba sahip olmak için kullanışlı bir şey.

English: "To live is the rarest thing in the world. Most people exist, that is all."
Turkish: “Yaşamak dünyadaki en nadir şeydir. Birçok insan sadece var olur, hepsi bu.”

English: "What's the first thing you did when you woke up this morning?" "I went back to sleep."
Turkish: "Bu sabah kalktığında yaptığı ilk şey nedir?" "Tekrar yatmaya gittim."

Thing ingilizcede ne demek, Thing nerede nasıl kullanılır?

Thing in itself : Emin olmadan kabul edilen olgu. Kendinde şey. Kendisi. Yalnız akıl ile algılanan şey.

Thing short tale : Nesneler masalcığı. Konusu, insanlar gibi düşünerek hareket eden nesnelerle ilgili olaylar olan masalcık türü. krş. hayvan öyküncesi, hayvan masalcığı.

 

Be a thing of the past : Bir şey artık geçmişe ait bir şey olmak. Tarihe karışmak. Mazi olmak. Tarih olmak.

Best thing since sliced bread : (argo terim) kesinlikle şimdiye kadar görülenler arasında en iyisi. Şimdiye kadar görünenler arasında en iyisi. Bir grubun en iyisi. Tüm zamanların en iyisi. El üstünde tutulan.

First thing in the morning : Uyandıktan hemen sonra. Sabah erkenden. Sabah ilk şey. Sabah ilk iş. Sabahın erken saatlerinde.

The last thing he wanted : Onu tam anlamı ile ilgilendirmeyen şeyler. İstediği son şey.

Say a thing in sport : Şakasına birşey söylemek. Şakacı bir tarzda birşey söylemek.

Foolish thing to do : Aptalca davranış. Aptalca hareket. Bilinçsiz hareket.

Parlay one thing into another : Bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek.

The right thing to do : Yapılacak doğru şey. Yapılması gereken doğru hareket.

İngilizce Thing Türkçe anlamı, Thing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Thing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Freight : Nakletmek. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Gemi ile yapılan taşımacılıkta sözleşmeyle belirlenen mal taşıma bedeli. Gemi kirası. Hamule. Nakliye. Taşıma ücreti. Nakliye yapmak. Taşıma. Navlun.

Bods : Adam (argo terim). Şahıs. Body (vücut). Bir yaratığın fiziksel yapısı. Erkek. Adam. Vücut. Herif.

Airiest : Neşeli. Hava gibi hafif. Havalı. Gevşek. Çevik. Havai. Boş. Kendine bir hava veren. Hayali.

Anybody : Herhangi bir kimse. Kim olsa. Birisi. Hiç kimse. Kim olursa. Herhangi birisi. Herhangi biri. Herkes.

 

Cases : Görüş. Valiz. Kılıf. Sorun. Mahfaza. Davalar. Kanıt. Durum. Kasa.

Any : Hiç. Birisi. Hiçbir. Azıcık. Her ne. Herhangi bir tanesi. Birkaç. (herhangi) bir. Değme.

Doing : Birisinin yaptığı iş. Yapılan iş. Meydana getirme. Faaliyet. Sıkı çalışma. İş. İcra. Yapma. Zımbırtı.

People : İnsan yerleştirmek. İnsanlar. Bir kimsenin yakınları. Belli bir ülkede yaşayan, kan birliği taşıyan, aynı dili konuşan, benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren, ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik (halk terimi aynı zamanda; birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan, ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır. daha geniş anlamda, bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır: anadolu halkı gibi). Eller. Aile. Millet. Ulus. Kalabalık.

Heading : (yazılarda) başlık. İlerleme galerisi. Rota. Serlevha. Bir bildirmelik başlığına giren mal ya da malları ad, nitelik ve özellikleri ile belirten sözcüklerin topu. Lağım sürme. Baş kısım. Bilgisayar, gümrük, madencilik alanlarında kullanılır. Başı çekme.

Alien : Başka bir ülkeye ait. Yabancı uyruklu kimse. Ters. Ecnebi. Uymayan. Karşıt. Haklardan mahrum bırakılan kimse. Yabancı kelime. Farklı. Değişik.

Thing synonyms : dweller, musts, objected, airier, case, availableness, purviews, episodes, choses, appointments, caparisoned, extra terrestrial, clothing, casus, exigencies, active, objectives, fact, caparisoning, mattering, anybodies, apparels, availabilities, bioplasm, state of affairs, purview, causa sine qua non, bona, exigency, alive and well, cad, freightage, selfing.

Thing zıt anlamlı kelimeler, Thing kelime anlamı

Thing antonyms : natural object.

Thing ingilizce tanımı, definition of Thing

Thing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : In Scandinavian countries, a legislative or judicial assembly. Used, esp. in composition, in titles of such bodies. [Bakınız: Legislature], Norway. Whatever exists, or is conceived to exist, as a separate entity, whether animate or inanimate. Any separable or distinguishable object of thought.