Lockage türkçesi Lockage nedir

  • Havuzdan geçme parası.
  • Kanal havuzundan geçirme.
  • Lok yardımıyla bir su seviyesindiğerine hareket ettirme.
  • Lok işletilmesi (bir kanalda).
  • Havuzlama.
  • Lok yardımıyla yükseltme veya alçaltma miktarı.
  • Kanaldan geçme parası.
  • Kanal havuzundan geçme.
  • Lok ücreti.
  • Lok yapımı (bir kanalda).

Lockage ile ilgili cümleler

English: Emergency exits must be kept free of blockages for public safety.
Turkish: Acil çıkış yolları, kamu güvenliği için tıkanıklıklardan uzak tutulmalıdır.

Lockage ingilizcede ne demek, Lockage nerede nasıl kullanılır?

Lockages : Lok yardımıyla bir su seviyesindiğerine hareket ettirme. Lok ücreti. Kanaldan geçme parası. Lok yardımıyla yükseltme veya alçaltma miktarı. Kanal havuzundan geçirme. Lok işletilmesi (bir kanalda). Havuzlama. Lok yapımı (bir kanalda).

Blockage : Tıkama. Tıkanıklık. Blokaj. Tıkayıcı şey. Durdurum. Abluka. Bir değerin yetkilinin izni olmadan sahibi tarafından kullanılmasının engellenmesi. krş. bırakım. Tıkanma. Muhasara.

Blockages : Muhasara. Tıkayıcı şey. Tıkama. Abluka. Blokaj. Tıkanma. Tıkanıklık.

Deblockage : Bırakım. Durduruma konu olan bir değerin kullanılabilir hale gelmesi için yapılan işlem. krş. durdurum.

Neural blockage : Sinir blokajı. Sinir iletisinin kesilmesi. Anestezik madde enjeksiyonuyla sinirsel iletimi ortadan kaldırma, sinir blokajı.

 

Blockaders : Bir geçişi kapatan veya tıkayan kimse veya şey. Blokajcı.

Berlin blockade : Berlin ablukası.

Blockade : Kuşatma. Abluka altına almak. Abluka. Abluka altında tutmak. Abluka etmek. Denizden abluka etmek. Blokaj. Kuşatmak. Ablukaya almak.

Price blockage : Fiyatların artmasının idari bir kararla belirli bir süre için engellenmesi. Fiyat dondurma.

Blockader : Blokajcı. Bir geçişi kapatan veya tıkayan kimse veya şey. Abluka eden düşman gemisi vb.

İngilizce Lockage Türkçe anlamı, Lockage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lockage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Docking : Hangara çekme. Uzayda kenetlenme. Kenetlenme (uzay aracı). Dayama. Yanaştırma. Yerleştirme.

Pooling : Birleştirmek. Tröst kurmak. Para koymak. Karı paylaşmak. Ortaklama. Fon oluşturmak.

System : Usul. Vücut. Üzerinde ölçme yapılan ya da söz konusu olan belirli nesneler topluluğu. Yöntem. Sistem. Dizge. Katman. Düzen. Evren. Yerbilimin zaman birimlerine ilişkin bir dönem süresince oluşmuş katman topluluğu.

Fee : Yapılan iş karşılığı çalışanlara ödenen para. İktisat, sinema, televizyon, tarih, ekonomi alanlarında kullanılır. Ücret. Ödemek. Giriş vergini. Giriş ücreti. Ücretini vermek. Mirasla edinilen mülk. Fiyat. Resmi dairelerde görülen hizmet karşılığı olarak iş sahibinden alınan para.

Canal : İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. Arna. Yapay suyolu. İçinden sıvı geçen yol. Kanal. Oyuk. Ocak oluğu. İçinden sinir geçen yol. Suyolu. İçinden damar geçen yol.

Retting : Çürümek (kuru ot). Islatıp yumuşatmak (keten vb.).

Lockage synonyms : lockages.

Lockage ingilizce tanımı, definition of Lockage

Lockage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Materials for locks in a canal, or the works forming a lock or locks.