Blockage türkçesi Blockage nedir

  • Abluka.
  • Bir değerin yetkilinin izni olmadan sahibi tarafından kullanılmasının engellenmesi. krş. bırakım.
  • Tıkanıklık.
  • Tıkama.
  • Muhasara.
  • Tıkanma.
  • Tıkayıcı şey.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Durdurum.
  • Blokaj.

Blockage ile ilgili cümleler

English: Emergency exits must be kept free of blockages for public safety.
Turkish: Acil çıkış yolları, kamu güvenliği için tıkanıklıklardan uzak tutulmalıdır.

Blockage ingilizcede ne demek, Blockage nerede nasıl kullanılır?

Neural blockage : Anestezik madde enjeksiyonuyla sinirsel iletimi ortadan kaldırma, sinir blokajı. Sinir blokajı. Sinir iletisinin kesilmesi.

Price blockage : Fiyatların artmasının idari bir kararla belirli bir süre için engellenmesi. Fiyat dondurma.

Receptor blockage : Reseptör bloku. Almaç engellenmesi.

Blockages : Tıkanma. Muhasara. Tıkanıklık. Blokaj. Tıkama. Abluka. Tıkayıcı şey.

Deblockage : Bırakım. Durduruma konu olan bir değerin kullanılabilir hale gelmesi için yapılan işlem. krş. durdurum.

Blockade runner : Ablukayı yaran kimse. Abluka kaçağı. Ablukayı aşmaya çalışan gemi.

Military blockade : Askeri abluka. Askeri kuşatma.

Blockades : Kuşatma altına almak. Abluka. Kuşatmak. Abluka altına almak. Kuşatma. Ablukaya almak. Abluka altında tutmak. Abluka etmek. Blokaj.

 

Blockade : Denizden abluka etmek. Abluka altında tutmak. Kuşatma. Abluka etmek. Kuşatma altına almak. Abluka. Kuşatmak. Abluka altına almak. Blokaj.

Blockader : Bir geçişi kapatan veya tıkayan kimse veya şey. Abluka eden düşman gemisi vb. Blokajcı.

İngilizce Blockage Türkçe anlamı, Blockage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blockage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Intestinal obstruction : Bağırsak tıkanıklığı. Bağırsak obstrüksiyonu. Sindirilmemiş üzüme bağlı gelişen bağırsak tıkanıklığı. Bağırsak boşluğunun konglobat, kıl yumağı vb. gıda maddesi olmayan maddeler tarafından tıkanması, obstruksiyo intestini, obturasyo intestini, ileus. Kabızlık. Bağırsak tıkanması. İntestinal obstrüksiyon. Bağırsağın t-hücreli lenfoması.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Telford : Telfort. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. İngiltere'de yerleşim yeri. Kırık taşla çakıl ve kumdan yapılmış.

Deadlock : Durgunluk. Çıkmaza sokmak. Tıkanmak. Çıkmaz. Çıkmaza girmek. Yerinde saymak. Çözümlenemeyen anlaşmazlık. Sürmeli kilit.

Airlessness : Hava eksikliği. Havasızlık.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Blocking : Engel olma. Kapatma. Kalıplama. Oyuncuların sahne üzerinde nerede duracaklarını ve ne yöne gideceklerini, nasıl hareket edeceklerini saptama işlemi. Yerleştirme.

 

Dead lock : Durgunluk. Durma. Çıkmaz. Çıkmaz sokak.

Obstructions : Set. Engelleme. Arıza. Kapama. Engel olma. Engel.

Implosion : İçpatlamalı. İç patlama. İçe patlama. Patlamalı iç çökme. İçpatlama. İçe doğru patlama. İmplozyon. İçe doğru çökme.

Blockage synonyms : physiological state, physiological condition, being stopped, sieges, blockades, bottlenecks, blocking up, congestions, a type mutual funds, choking up, a shift in demand, hardcore, closure, blockading, atresia, tamponade, ability to pay approach, a pass through certificate, a change in individual demand, investments, blanking, a change in demand, abnormal budget expenditures, congestion, caulking, holdups, tamponage, being choked up, embolization, occluding, caulkings, abnormal budget receipts, hard core.

Blockage ingilizce tanımı, definition of Blockage

Blockage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of blocking up. The state of being blocked up.