Obstructions türkçesi Obstructions nedir

Obstructions ingilizcede ne demek, Obstructions nerede nasıl kullanılır?

Obstruction icterus : Obstruksiyon ikterusu. Tıkanma sarılığı.

Obstruction of justice : Adaletin engellenmesi. Adaleti aksatma. Adaleti engelleme.

Brachycephalic airway obstruction syndrome : Kısa kafalı köpeklerin hava yolu tıkanıklığı sendromu. Kısa kafalı köpeklerin hava yolu hastalığı.

Angle of light obstruction : Bir yapının, bitişiğinde ya da yakınında bulunan öteki yapıların ışık almasına engel olmaması için, ışık kaynağı özek olmak üzere, söz konusu yapılarla arasındaki açıklık. Işık engellemesi açısı.

Esophageal obstruction : Yemek borusu tıkanması. Yemek borusunun yabancı cisim, tümör ve çevredeki organların sıkıştırmasıyla tıkanması, obstruksiyo özofagi, özofagus tıkanması.

Relatively pelvic obstruction : Yalancı pelvis darlığı. Leğen ölçüleri normal olduğu halde yavrunun büyük olması durumu.

Nasal obstruction : Burun tıkanıklığı.

Urethral obstruction : Üretra tıkanması. Doğuştan yapılış bozuklukları, piyelonefritis, idrar kanalı içinde veya dışındaki lezyonlara bağlı olarak idrar kanalının tıkanması. ani tıkanmalar şiddetli karın ağrısına neden olur, kronik tıkanıklıklar sonucu hidronefrozis gelişir.

 

Oviductal obstruction : Yumurta kanalı tıkanıklığı. Doğuştan bir yapılış bozukluğu, enfeksiyon veya yaralanma sonucu yumurta kanalı iç çapının tam veya kısmı tıkanması, ovidukt obstrüksiyonu. yapışmalar yumurtanın geçişini engelleyerek kısırlığa neden olabilir. Ovidukt obstrüksiyonu.

Pyloric obstruction : Pilorik obstruksiyon. Yabancı cisimler, pilorik sfinkter spazmı ve tümör gibi nedenlerle pilorisin kısmi veya tam tıkanması.

İngilizce Obstructions Türkçe anlamı, Obstructions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Obstructions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stop : Bitmek. Resim durdurma. Ciğerlerden gelen havanın gırtlağa çarpması ve ses tellerindeki açılıp kapanma yüzünden hava akışının birdenbire engellenmesiyle oluşan kesintili ses. türkçede bulunmayan ve arapçada (:) işareti ile karşılanan bu ses, arasıra dilimize arapçadan geçmiş be’s, mebde’, mes’ele, mes’ul, neş’e, hey’et gibi kelimelerde göze çarpar. ancak, söyleyişteki zorluk dolayısıyla bu kelimeler ya yerlerini türkçe karşılıklara bırakmış yahut da araya bir ünlü eklenerek veya hemze atılarak genellikle beis, mebde, mesele gibi şekillere dönüştürülmüştür. Işık düzengeci. Duraklamak. Alıkoymak. Durmak. Tıkamak. Duruş. Dolgu yapmak.

Hindrance : Mani. Önleme. Mani teşkil eden. Ayak bağı. Engelleyen.

Causeway : Cadde. Geçit. Kazıklı yol (göl veya bataklık üzerinden geçen). Bataklıktan geçen yol. Geçit yol. Dolgu yol. Şose. Bozuk arazide yapılmış geçit. Sedde üstü yolu.

 

Stoppage : Alıkoyma. Kaynakta kesme yöntemi. İnkıta. İşi durdurma. Tatil. Tıkanma. Durgu. Kesinti (grev yüzünden meydana gelen).

Casualty : Şehit. Acil servis. Kayıp. Kaza. Yaralı veya ölü. Kazazede. Felaket. Yaralı. Zayiat.

Glitch : Bir sistemdeki kısa süreli hata. Kusur. Yanlış veya sahte elektronik sinyal. Bozukluk. Hata. (astronomi) titreyen yıldız rotasyonunda kısa süreli olağandışılık. Öngörülmemiş aksama. Hata (bilgisayar).

Detainment : Alıkoyma. Geciktirme. Nezarethanede tutma. Gözaltı.

Stall : Kaçamak yanıt vermek. Stop ettirmek. Savsaklamaya çalışmak. Durmak (motor). Oyalamak. Zaman kazanmak. Durdurmak. Geciktirmek. Oyalamaya çalışmak. Arızalanarak stop etmek (motor).

Disallowances : Men olunma. Red. Reddolunma. İzin vermeme. Müsaade olunmama. Geçersiz sayma. İnkar. Ret.

Choking : Boğucu. Kısma. Boğma. Dolma. Tıkanma. Şok.

Obstructions synonyms : caulkings, encasing, baulks, disallowance, bank, fault, impedimenta, barring, interference, stalling, barriers, obstructor, detentions, a set of, breakdowns, barrages, occluding, dike, dikes, closured, obstructer, hinderance, defecting, inclosure, clothes, countercheck, block, clogging, enclosures, blockade, disappointment, forestallment, banks.