Mandatary türkçesi Mandatary nedir

  • Kendisine yetki veya vekalet verilen.
  • Tarih alanında kullanılır.
  • Mandacı.
  • Manda uygulayan devlet.
  • Bir ülkeyi manda esasına göre yönetmesi için uluslar birliğince (cemiyet-i akvam) görevlendirilen (devlet). osmanlılarda, tersanede kıçtan kara yatan gemilerin bakımı ile yükümlü koruyucu, tersane görevlisi.
  • Mandater.

Mandatary ingilizcede ne demek, Mandatary nerede nasıl kullanılır?

Mandate : Dünya savaşından sonra, kimi az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya dek uluslar birliği (cemiyet-i akvam) adına yönetmek üzere kimi büyük devletlere verilen vekillik. Buyruk. Manda altına koymak. Emretmek. Zorlamak. Emirname. Manda altına almak. Mazbata. Manda.

Mandate of payment : Gerçekleşen bir alacağın ilgilisine ödenmesi sağlanılmak üzere düzenlenen belge. Ödeme yetkisi. Verile belgesi.

Mandated : Manda altına alınmış. Manda altında olan. Manda altında.

Mandated territory : Manda altındaki ülke.

Mandates : Manda altına koymak. Zorlamak. Emretmek. Manda altına almak. Mazbata. Vekillik. Manda. Emirname. Buyruk. Şart koşmak.

Mandatory access control : Zorunlu erişim kontrolü. Zorunlu erişim denetimi.

Mandator : Müvekkil.

Mandatory cartel : Üretimde etkinliği artırmak amacıyla büyük bunalım sonrasında gelişmiş ülkelerde yasalarla oluşturulan karteller. Zorunlu kartel.

 

Mandatorily : Zorunlu olarak.

Mandating : Mazbata. Zorlamak. Manda altına almak. Manda. Emretmek. Manda altına koymak. Emirname. Buyruk. Vekillik. Şart koşmak.

İngilizce Mandatary Türkçe anlamı, Mandatary eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mandatary ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Barbarian : Barbar. Gaddar. Kaba. Uygarlaşmamış kimse. Zalim. Greklerle romalıların, kendi kültür çevreleri dışında kalan budunlar için kullandıkları terim. Uygarlaşmamış. Yabancı. Vahşi.

Archon : Eski yunanistan'da en yüksek dokuz devlet görevlisinden her biri. Eski atina'da yüksek mahkeme yargıcı. Eski atina'da yüksek mahkeme yargıcı (yunanistan). Yönetici. Arhont. Hükümdar.

Archives : Resmi evrak ve kayıtlar. Arşiv binası. Arşivler. Belgelerin saklandığı yer. Belgelik. Kayıtlar. Arşiv odası. Arşiv. Evraklar.

Mandatory : Yetkili. Vekil. Kesin. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir başkasının adına ve sayışımma iş yapabilmek üzere yetkilendirilen kişi. Mecburi. Manda uygulayan. Zaruri.

Barbary : Kuzey afrika kıyısında mısır'ın batısında kalan ülkelerin topluca adı: libya, cezayir, tunus, fas. Afrika'nın kuzeyinde batı mısır'dan atlantik okyanusu'na kadar uzanan bölge. Batı mısır'dan atlantik okyanusu'na kadar uzanan bölge. Berberi. Mağrip.

Armour : Zırh kablo. Korumalık. Güney dakota eyaletinde şehir. Silah. Zırh. Zırhla kaplamak. Yarak. Düşman silahlarının etkisinden korunmak için giyilen çelik giysi. Zırhlı güçler.

Areopagite : Eski atina'da aeropagus meclisi üyesi. Antik yunan yasa organı areopagus'un üyesi kimse. Eski yunanistan'da ölünceye dek yerinde kalmak üzere, en saygın kimseler arasından seçilmiş yüksek yargıç, areopag üyesi. Areopagit.

 

Receiver : Reseptör. Işığı, elektro-manyetik dalgaları alıp değerlendiren araç. göz, fotoğraf plağı, radyo, radyo ırakgörürü gibi. Karşılayan. Ahize (telefon). Para toplayıcı. Başlama vuruşunu karşılayan oyuncu. Toplama kabı (distilasyon). Ahize. Para alıcısı. Tenis, bilgisayar, fizik, uzay, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır.

Recipient : Hassas. Duyarlı. Gönderileni alacak olan. Alan kimse. Teslim alan. Tebellüğ eden. Alacak olan kimse. Resipient. Alan. Kendisine kan verilen birey. embriyo naklinde embriyoların nakledildiği taşıyıcı dişi, resipient.

Armistice : Silahları bırakma. Silah bırakma. Mütareke. Savaşı bırakma. Savaşan iki gücün isteğiyle çarpışmaya belli bir süre için ara vermesi. Ateşkes.

Mandatary synonyms : almanac, areopag, autocracy, archer, axis powers, acropolis, barricade, apostle, antiquity.

Mandatary ingilizce tanımı, definition of Mandatary

Mandatary kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, specifically, a person to whom the pope has, by his prerogative, given a mandate or order for his benefice. One to whom a command or charge is given.