Massaged türkçesi Massaged nedir

Massaged ile ilgili cümleler

English: He massaged her back.
Turkish: Onun sırtına masaj yaptı.

English: Ali massaged my temples with his fingers.
Turkish: Ali parmaklarıyla şakaklarıma masaj yaptı.

English: Jale massaged my shoulders.
Turkish: Jale, omuzlarıma masaj yaptı.

English: Have you ever massaged your legs with this ointment?
Turkish: Sen hiç bu merhemle bacaklarına masaj yaptın mı?

Massaged ingilizcede ne demek, Massaged nerede nasıl kullanılır?

Massage parlor : Masaj salonu.

Massage therapy : Masajla tedavi.

Cardiac massage : Kalp masajı.

Massage : Ovuşturma. Masaj. Ovuşturmak. Ovmak. Tedavi amacıyla yapılan sürtme, vurma, ovalama gibi hareketler. Masaj yapmak. Ovma.

Massager : Masajcı.

Massachusetts bay colony : Masachusets körfez kolonisi. 1600'lerin başlarında ve ortalarında yeni dünya püritenleri tarafından kurulan koloni.

Massages : Ovuşturma. Ovma. Masaj yapmak. Ovuşturmak. Ovmak. Masaj.

Massachusetts trust : Bir servetin yediemin ve yatırımcıların satın aldığı güvenilir birimler tarafından yönetilmesi şeklindeki iş organizasyonu tarzı (bir şirketin hisse senetlerini satın almaya benzeyen). Masachusets itimadı.

Massaging : Ovmak. Masaj. Masaj yapmak. Ovma. Ovuşturmak. Ovuşturma.

 

Massa : Kitle, yığın, küme. Massa.

İngilizce Massaged Türkçe anlamı, Massaged eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Massaged ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Communication : Haber (mektup veya not veya telgraf gibi iletilen). Yayma. Bir düşüncenin, bir duygunun yüz anlatımı, el, kol ve baş hareketleri, konuşma yoluyla ya da yazı, telefon, radyo, televizyon gibi bildirişim araç ve gereçlerinden yararlanarak bir kimseden başka bir kimseye iletimi. İletişim. İletiliş. Haber. Nakletme. Düşünce ve duyguların bireyler, toplumsal kümeler, toplumlar arasında söz, el-kol devimi, yazı, görüntü vb. aracılığı ile değiş tokuş edilmesini sağlayan toplumsal etkileşim süreci. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, eğitim, fizik, gramer, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kişiler arasında duygu, düşünce, bilgi, haber alış verişi. bu alış verişte, kaynak durumunda olan kimsenin ortaya koyduğu ya da koymak istediği anlam ile bunu algılayanın buna verdiği anlam arasındaki özdeşlik, benzerlik ya da uyuşum ilişkisi.

Scrubbing : Ovalama veya kazıyarak temizleme eylemi. Fırçalama. El yıkama. Temizleme. Ovalayarak yıkama veya temizleme eylemi. Ovalama.

Rub down : Üzerini aramak. Zımparalamak. Düzleştirmek. Kaşağılamak. Kurulamak. Tımar etmek. Silmek. Düzlemek.

Inscription : İbare. Yazılım. Tarih, ekonomi alanlarında kullanılır. Girişimin tüm ya da bazı çalışmalarını kapsayan ya da tanıtlayan, bir işelmi, bir sayışımı, kapsayan yazılık ya da belge. Yazıt. Bir anıyı kuşaktan kuşağa geçirmek için üzerine yazı kazılan ağaç, maden ya da taş. İthaf. Tescil. Madalya veya para üzerindeki yazı. Kitabe.

 

Rubbing : Silme. Merdane ile bastırma. Taşla silme. Delk. Frotman. Sürtme. Sürtünme. Ovalama.

Kneaded : Yoğurmak.

Rubdown : Dayak (argo sözcük). Ovalama.

Radiogram : Radyografi sonucu üzerinde görüntü oluşturulmuş fotografik materyal. Telsiz telgraf. Ünalgılı gramofon. Radyogram. Pikaplı radyo. Röntgen filmi.

Rubbed : Klişe çıkarmak. Pürüzleri alınmış. Friksiyon yapmak. Kazımak. Ovalamak. Ovarak sürmek. Zımparalamak. Sürtmek. Sürtünmek.

Massaged synonyms : phone message, massages, telephone message, chafes, wrung, frictions, cypher, scour off, change of state, scouring, broadcast, chafe, knead, massaging, fossilisation, kneads, packet, segue, wire, massage, dedication, heliogram, scourings, rubdowns, rubs, enchafe, wring, rubbings, chafed, transition, scour, alternative medicine, rub.

Massaged zıt anlamlı kelimeler, Massaged kelime anlamı

Approval : Uygun bulma. Onama. Onaylama. Resmi izin. Bir ölçekle ölçüye vurulan kişinin herhangi bir ölçek sınarında dile getirilen yargıyı olumlaması ya da ilgili görüşe katılması. Onay. Tasvip.

Disapproval : Kabul etmeme. Ayıplama. Bir toplumsal kümede yaptırıma bağlanmış davranış ölçülerine aykırı düşen davranışlar karşısında kümece takınılan olumsuz yönde eleştirici ya da suçlayıcı tutum. Kınama. Uygun görmeme. Beğenmeme. Doğru bulmama. Hoşnutsuzluk. Reddetme. İtiraz.