Mateship türkçesi Mateship nedir

  • Yakın arkadaşlık.
  • Kankalık.

Mateship ingilizcede ne demek, Mateship nerede nasıl kullanılır?

Cell mates : Hücre arkadaşları. Bir cezaevi hücresini paylaşan mahkumlar.

Mates : Çiftleşmek. Evlenmek. Mat etmek. Eşlemek. Uymak. Dengini bulmak. Evlendirmek.

Acclimates : İklime uyum. İklime alıştırmak. Alıştırmak. Ortama alıştırmak. İntibak ettirmek. İklime alışmak. Alışmak. İklimine alışmak. Havaya alıştırmak.

Amalgamates : Birleştirmek. Birleşmek. Cıva ile karıştırmak. Bileştirmek. Karışma. Karıştırıp birleştirmek. Karışmak. Katılmak. Firma. Kaynaşmak.

Animates : Anime etmek. Diriltmek. Can vermek. Neşelendirmek. Canlılık kazandırmak. Yaşam bulmak. Hayat bulmak. Hareketlendirmek. Hayat vermek. Canlandırmak.

Checkmates : Mat etmek (satranç). Yenilgi. Mat (satranç). Hezimet. Yenmek. Mat etmek. Yenilgiye uğratmak. Mat. Bozgun. Bozguna uğratmak.

Classmates : Sınıf arkadaşları. Sınıf arkadaşı.

Cold climates : Eksenucu çemberi dolaylarında yayılan, başlıca özelliği en yüksek aylık ortalama sıcaklığın + 10°'den aşağı olduğu iklimler. Soğuk iklimler.

Coelomates : Sölomlular. Çok hücrelilerin (metazoa), gerçek çok hücreliler (eumetazoa) bölümünden, iki yanlı bakışımlı, ektoderm ve endodermden başka mezodermleri de bulunan, ikincil karın boşluğu (sölom) oluşmuş, gelişme sırasında ilk ağzın (blastopor) aldığı duruma göre birincil ağızlılar (protostomia) ve ikincil ağızlılar (deuterostomia) olmak üzere 2 filuma ayrılan bir alt bölüm.

 

Bunkmates : Birinin kendisi ile yatak odasını paylaştığı kimse. Oda arkadaşı.

İngilizce Mateship Türkçe anlamı, Mateship eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mateship ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accomplishment : Kotarma. Beceri. Yetenek. Hüner. İfa. Başarıyla tamamlama. Üstesinden gelme. Yapma. Bir iş ya da uygulamayı başarıyla sonuçlandırma. Becerme.

Office : Hizmet. Çalışma yeri (ofis). Şirket veya kuruluş adına birtakım etkinlikler yapmakla görevlendirilen kurum veya kuruluş. Bakanlık. Memuriyet. Bölüm (orun). Ajans. Vazife. Kiler. Devlet dairesi.

Acquisition : Edinim. Yakalama. Bir gözlemcinin alanda kazandığı deneyim, uygulamada edindiği bilgi ve becerilerin tümü. Kazanma. Bir nesnenin iyeliğini ele geçirme. Hukuki açıdan bir firmanın başka bir firmanın varlıklarının yarısından fazlasını satın alması. krş. beyaz şövalye, kara şövalye. Edinme. Kazanç. Elde edilen şey. Dermede yer alması uygun görülen her türlü gereci, satın alma, bağış ya da değişim gibi yollarla kitaplığa kazandırma.

Situation : Mevki. Durum. Vazife. Görev. Ekmek kapısı. Yer. Şartlar. Yağday. Kişiler arasındaki ilişkide önemli bir durumu getiren ve seyirciyi etkileyen görünüm. tema, uygun bir durum üzerine oturtularak işlenir. Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. vaziyet.

Billet : Vazife. Pusula. Kışla. Ödev. Kütük. Konaklatmak. Konaklatmak (askeri terim). Baraka. Yerleştirmek. Çelik çubuk.

 

Attainment : Marifet. Ulaşma. Beceri. Edinme. Erişme. Ergi. Kazanma. Hüner. İdrak. Elde etme.

Position : Koymak. Vücudun, herhangi bir bölümü üzerinde, alıştırma için aldığı biçim. Görüş. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Sav. Rütbe. Makam. Fikir. Bir dizgide, bir damganın oturabildiği ve bir sıra sayısınca tanıtılabilen her bir yer. Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri.

Spot : Televizyonda çok kısa süreli sözlü ve görüntülü tanıtı. Görmek. Değerlendirmek. Lekelemek. Tiyatroda kullanılan, mercekli ve aynalı, parlak ışıklı, yüksek dirençli ışıklama aygıtı. ışıldaklarla sert ya da yumuşak yöresel ışık sağlanabilir. Nokta. Benek yapmak. Tanımak. Lekelenmek. Seçmek.

Intimacies : Samimilik. Kişisellik. Mahremiyet. Yakınlık (ilişki). Sıkı dostluk. Yakınlık. Samimiyet. Hususiyet. Cinsel ilişki.

Place : Kim olduğunu çıkarmak. Vermek (para). Makam. Koymak. Yerleşim yeri. Sıra. Yerleştirmek. Yer. Ev.

Mateship synonyms : acquirement, intimacy, chumminess, skill, post, berth.