Monuments türkçesi Monuments nedir

Monuments ingilizcede ne demek, Monuments nerede nasıl kullanılır?

Ancient monuments : Asarıatika. Eski eserler. En az orta çağdan kalmış. Tarihi anıtlar. Korunmaya ve araştırılmaya değer olan anıtlar.

Preservation of monuments : Anıtların korunması. Anıtların ve çevresinin bakım, onarım ve değerlendirilmesine ilişkin kuralları ve yöneltileri uygulamaya geçirme eylemi.

Monument of liberty : Abidei hürriyet.

Erect a monument : Bir insan veya bir olay anısına birşey inşa etmek. Abide dikmek. Anıt dikmek.

National monument : Ulusal anıt. Bir kişi veya olayın anısına ulusal işaret olarak tasarlanmış olan alan.

Monumentality : Anıtsallık.

Monumentalize : Abideleştirmek. Anıtlaştırmak.

Ceylon cinnamonum : Defnegiller (lauraceae) familyasından, 7-10 m kadar boyunda, sert yapraklı, sarı, beyaz çiçekli, gövde ve dal kabukları baharat olarak kullanılan bir tür. Seylan tarçın ağacı.

Monument : Heykel. Sınır taşı. Önemli tarihsel olayların geçtiği ya da kazıbilim, çağbilim ve sanat yönünden bir önemi ve özelliği bulunan, bunlarla ilgili kişilerin ve olayların anısını yaşatmak amacıyla, kentlerin herkesin gezip görebileceği yerlerine yerleştirilen, korunması ve çevresiyle birlikte değerlendirilmesi gerekli her türlü taşınmaz yapıtasarcılık yapıtlarıyla, benzer nitelikleri olan yontular. Eser. Anıt. Dev yapıt. Önemli bir olayı gelecek kuşaklara yansıtmak için yapılan simge niteliğinde büyük yapı. Abide. Olağanüstü eser.

 

Emphysema pulmonum interstitiale : Kimi nedenlerle akciğer alveolleri yırtılarak içlerindeki havanın akciğer dokusuna geçmesiyle akciğer hacminin artması, akciğerlerin interstisyel dokusunda hava birikmesi. İnterstisyel akciğer amfizemi.

İngilizce Monuments Türkçe anlamı, Monuments eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Monuments ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cenotaph : Temsili mezara dikilen taş. Anıt mezar. Kenotaf. Simgesel mezar.

Seven wonders of the world : Yedi tansık. Antik zamanlarda inşa edilmiş yedi hayranlık uyandırıcı yapı (piramitler, babil'in asma bahçeleri, olimpia'da zeus ve midas heykelleri, iskenderiye feneri, rodos heykeli, efes'teki artemis tapınağı, halikarnas mozolesi). Dünyanın yedi harikası.

Gravestone : Mezar. Mezar taşı. Mezartaşı.

Site : Tesis. Bir kentin kurulmuş olduğu yerin taşıdığı ve kentin gelişmesine olumlu ya da olumsuz etkisi olan yerbetim koşullarının tümü. bk. konum. Oturtmak. Mekan. Yerleştirmek. Arsa. Orun. Mevki. Yerleşim yeri.

Tombstone : Mezar taşı. Kaldırıldı. Masa üstü aksesuar. Arizona eyaletinde şehir. Mezartaşı.

National monument : Ulusal anıt. Bir kişi veya olayın anısına ulusal işaret olarak tasarlanmış olan alan.

Plaque : Levha. Süs tabağı. Plak. Madeni levha. Diş kiri. Tabela. Vücut lekesi. Sürüngenlerde bulunan ve vücudu dıştan örten pul biçiminde boynuzsal parçacıklar; herhangi bir yassı parça. birkaç virüs üreme devresi sonunda bitişik hücrelerin ölmesi veya erimesiyle hücre tabakasında meydana gelen yuvarlak ve açık renkli bölgeler. Düzlem.

 

Brass : Bando. Yüksek rütbeli subaylar. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Pirinçten yapılmış eşya veya kaide. Küstahlık. Tıngır. Pirinçle kaplamak. Pirinçten yapılmış eşya. Para. Bakır-çinko alaşımlarının genel adı.(halk arasında sarı da denir.).

Memorial : Anısına yapılmış. Tezkere. Muhtıra. Önerge. Bildiri. Önemli bir olayı gelecek kuşaklara yansıtmak için yapılan simge niteliğinde büyük yapı. Anmalık. Hatırlatıcı.

Triumphal arch : Zafer takı.

Monuments synonyms : market cross, land site, memorial tablet, seven wonders of the ancient world, empty tomb, megalithic structure, monument, construction, memorials, megalith, pantheon, headstone, structure.

Monuments zıt anlamlı kelimeler, Monuments kelime anlamı

Insignificant : Manasız. Cüzi. Naçiz. Pek az. Silik. Cavalacoz. Anlamsız. Küçük. Önemsiz. Ehemmiyetsiz.

Small : Zayıf. Minik. Sıradan. Mütevazı. Küçük küçük. Hafif. Az. Küçük. Mini. Alçak.

Little : Önemsiz. Ufak şey. Cici. Az miktarda. Azıcık. Az miktar. Kısa. Be.az miktarda. Hemen hemen hiç. Küçük.