Moor türkçesi Moor nedir

  • Demir atmak.
  • Abosa etmek.
  • Fundalık.
  • Bozkır.
  • Palamarla bağlanmak.
  • Çalılık arazi.
  • Palamarla bağlamak.
  • Arazi.
  • Çorak tarla.
  • Halatla bağlamak.
  • Kır.
  • Beyazla az miktarda karışmasından oluşan renk.
  • Demirlemek.

Moor ile ilgili cümleler

English: A ship is moored at the pier.
Turkish: Bir gemi iskelede demirlemiş.

English: There is more moorland in Northern Germany than in Southern Germany.
Turkish: Kuzey Almanya'da, Güney Almanya'dan daha fazla bozkır vardır.

Moor ingilizcede ne demek, Moor nerede nasıl kullanılır?

Moor cock : Orman horozu.

Moor hen : Yeşil ayaklı sutavuğu. Orman tavuğu. Sutavuğu. Bataklık kuşları (grallae) takımının, su tavuğugiller (rallidae) familyasından, 31 cm kadar uzunlukta, sırtı yeşil kahverengi, ayakları yeşil, avrupa, asya ve afrika'da küçük su birikintilerinin etrafında yaşayan bir tür. Su kuşu. Yeşil ayaklı su tavuğu.

Moor macaque : Maymunlar (primates) takımının, eski dünya maymunugiller (cercopithecidae) familyasından, kendisi kara, bacakları kül rengi, selebes adalarında yaşayan bir tür. Kara makak.

Moor post : Palamar babası.

The moor has done his duty : Moor görevini yaptı. Görevini yapan fakat asla uygun şekilde ödüllendirilmeyen kimse.

Moore light : Moor ışığı. Yüksek gerilim altında boşalmayla işleyen ve içinde azot ya da karbondioksit bulunan, flüorışıl maddesi olmayan cam borularda üretilen ışık.

 

Moorfowl : Orman tavuğu.

Moores test : Moore deneyi. Karbonhidratlar üzerine alkalilerin etkisini göstermek için yapılan deney.

Moorhen : Sutavuğu. Saz tavuğu.

Moore smith set : Yönlü küme.

İngilizce Moor Türkçe anlamı, Moor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Moor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Heathy : Funda gibi. Çalılarla dolu veya örtülü. Süpürge otu (yapraklarını dökmeyen bir fundalık) gibi. Süpürge otu ile kaplı. Çalılık.

Cast anchor : Demir atma.

Roping : Kement atarak at ya da sığır yakalama. Bağlamak. İp ip olmak (sıvı). Kementle yakalamak.

Frostier : Buz tutmuş. Donmuş. Buzlu. Kırağı kaplı. Soğuk (tavır veya cevap vb). Dondurucu. Ağarmış. Soğuk. Kırağılı. Ayaz.

Harbors : Limanlar. Gütmek. Barınmak. Sığınmak. Barındırmak. Beslemek.

Harboured : Barınmak. Korumak. Sığınmak. Yataklık etmek. Barındırmak. Beslemek. Liman. Misafir etmek. Saklamak.

Landed property : Emlak. Gayrimenkul. Akar. Mülk. Toplum yararı amacıyla getirilmiş sınırlamalar dışında, iyelerine, bunları diledikleri gibi kullanma hakkı veren toprak ve yapılar. Taşınmaz. Taşınmaz mal.

Area : Saha. Bölge. Bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Alan, yer, saha. Mesaha. Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. en küçük mantıksal veri saklama birimi. Yüzölçümü. Area. İata'nın üç coğrafi bölgesinden biri.

Savannahs : Ağaçlı çayırlık. Geniş çayır. Tennessee eyaletinde yerleşim yeri. Missouri eyaletinde şehir. Büyük ova. Savana. Bir kadın ismi. Ağaçlı bozkır. Savan.

 

All terrain : Her arazide gidebilen.

Moor synonyms : bush, drop anchor, fasten, glebe, country, moored, veldt, put over, bents, savanna, domain, fells, dominion, harboring, fielded, prairie, field, scrubby, harbours, countries, grayish, holding, veld, countryside, fell, berths, estates, tundra, veldts, heaths, berth, heathland, shrubbery.

Moor zıt anlamlı kelimeler, Moor kelime anlamı

Undock : Çıkar. Havuzdan çıkarmak. (özellikle bir tekne veya uzay mekiği ile alakalı) limandan ayrılmak. Yatağından çıkarmak. Gemiyi havuzdan çıkarmak.

Unfasten : Açılmak. Çözmek. Açmak. Çözülmek. Gevşemek. Koyuvermek. Gevşetmek.

Moor ingilizce tanımı, definition of Moor

Moor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To fix or secure, as a vessel, in a particular place by casting anchor, or by fastening with cables or chains. One of a mixed race inhabiting Morocco, Algeria, Tunis, and Tripoli, chiefly along the coast and in towns. A heath. As, the vessel was moored in the stream. To cast anchor. To become fast. They moored the boat to the wharf. An extensive waste covered with patches of heath, and having a poor, light soil, but sometimes marshy, and abounding in peat.