Motorbus türkçesi Motorbus nedir

  • Genbinit.
  • Otobüs.
  • Çok sayıda yolcu taşıyabilen, patlamalı ya da patlamasız motorla çalışan büyük taşıt.

Motorbus ingilizcede ne demek, Motorbus nerede nasıl kullanılır?

Motorbuses : Otobüs.

Motorbike : Motorlu bisiklet. Moped. Motosiklet. Motor.

Motorbikes : Moped. Motor. Motorlu bisiklet. Motosiklet.

Motorboat : Deniz motoru. Motorlu tekne. Motor. Hız botu. Sürat teknesi. Motorlu kayık. Akaryakıtla işleyen basit balıkçı teknesi. Motorbot. Motorlu gemi. Motorlu bot.

Motorboats : Motorbot. Motorlu tekne. Motorlu kayık. Motorlu gemi. Deniz motoru. Hız botu. Motorlu bot. Sürat teknesi. Motor.

Motor insurance : Kasko. Araç sigortası. Trafik kaza sigortası. Oto sigortası.

Motor driven camera : Düzeneği motorla çalıştırılan alıcı çeşidi. kollu alıcının karşıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Motorlu alıcı.

Motor driven zoom : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Motorla çalışan değişir odaklı mercekle yapılan kaydırma. Özdevinimli kaydırma.

Motor body : Motor gövdesi.

Motor development : Vücudun duruşu, bir yerden başka bir yere doğru devinmesi ve elleri kullanma ile ilgili tepkilerin belli bir sıra izleyerek olgunlaşması. Devinsel gelişme. Motor gelişimi.

İngilizce Motorbus Türkçe anlamı, Motorbus eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Motorbus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Trackless trolley : Raysız tramvay.

Roof : Ruf. Üstünü kapamak. Çatı. Dam. En yüksek çekit ya da düzey. Üst kısım. Tavan. Çatı yapmak. Çatı olmak. Çatısını yapmak.

School bus : Okul taşıtı. Okul servisi. Okul otobüsü. Çocukları okula götürmekte ve okuldan almakta kullanılan büyük otobüs.

Omnibus : Çok maddeli. Geniş kapsamlı. Büyük otobüs. Tanıtım kitabı. Antoloji. Omnibüs. Çok amaçlı. Seçmeler.

Omnibuses : Seçmeler. Antoloji.

Fleet : Çabuk. Yürük. Park. Donanma. Alay. Süratli. Filo. Fani. Seyretmek. Çevik.

Window : Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir şeyi yapmak için elverişli zaman bölümü. Vitrin. Radarı şaşırtmak için uçaktan saçılan mermi. Gösteriş. Pencere menüsü. Cam. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan, pencereyi belirleyen dikdörtgen delik. Pencere. Camekan.

Coach : Araba ile gezmek. Eğitmek. Çalıştırıcı. Antrenör. Özel ders vermek. Antrenörlük yapmak. Koçluk yapmak. -i çalıştırmak. At arabası. Taşımak.

Trolleybus : Elektrikle çalışan büyük otobüs. Üstteki elektrik tellerinden akım alarak devinen kentiçi genbinit. Tellitaşıt. Tramvay. Troleybüs.

Motorbus synonyms : passenger vehicle, public transport, motorcoach, autobus, minibus, trolley coach, jitney, charabanc, buses, motorbuses, bus, autobuses, busbar, double decker.