Negotiating türkçesi Negotiating nedir
- Tartışma.
- Müzakerede bulunma eylemi.
- Mutavassıt.
- Mütedavil.
- Takas etme.
- Görüşme.
- Pazarlık etme.
Negotiating ile ilgili cümleler
English: We're done negotiating.
Turkish: Biz görüşmeyi bitirdik.
English: What are you negotiating?
Turkish: Neyi müzakere ediyorsunuz?
English: Have you tried negotiating with Tom?
Turkish: Tom'la müzakere etmeyi denedin mi?
English: Negotiating stairs for someone with a disability can be frightening.
Turkish: Özürlü biri için merdivenlerde görüşme korkutucu olabilir.
English: They are negotiating to reach a satisfactory compromise.
Turkish: Onlar tatmin edici bir uzlaşmaya varmak için müzakere ediyorlar.
Negotiating ingilizcede ne demek, Negotiating nerede nasıl kullanılır?
Negotiating bank : Akreditif lehtarının seçmiş olduğu aracı banka. İştira bankası. Adına akreditif açılan tarafın seçmiş olduğu aracı banka. Aracı banka. Akreditifin devir olanağı tanıması durumunda.
Negotiating documentary bill : İştira senedi. Vesikalı iştira. Belgeli iştira senedi. Ödemenin yapılacağı yerin farklılığından dolayı kırdırımlı senetlere göre daha düşük bir bedelden kırdırılabilen çek, bono, police gibi senetler.
Initial negotiating right : Gümrük bildirmelilerine ilişkin uluslararası alanda yapılan görüşmelerde, bir ülkeden bir malın vergisine ilişkin ödün alan bir başka ülkenin gaat'a göre taşıdığı hak. İlk görüşmeci hakkı.
Renegotiating : Yeniden müzakere etmek.
Negotiation : Anlaşmaya varma. Görüşme. Görüşme yöntemi. Müzakere. Paraya çevirme. Pazarlık. Devretme. Ciro etme. Uzlaşma.
Cessation of negotiations : Müzakerelere ara verme. Görüşmeleri dondurma. Tartışmayı kesme. Bağlantıyı koparma.
Collective negotiation : Toplu görüşme. Toplu müzakere. Türkiyede kamu görevlilerine verilecek hakların belirlenmesi amacıyla yetkili kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşları ile kamu işveren kurulu arasında yapılan ve teklif metninin yürürlüğe girebilmesi için başka bir makamın onayından geçmesi koşulu bulunan görüşme. Çalışma koşullarının düzelmesi veya maaşlarla ilgili olan işveren ve işçi sendikaları temsilcileri arasındaki müzakereler.
Negotiation fee : Para aktarımı için alınan ücret. Başka biri için banka işlemi gerçekleştiren kişiye ödenen para miktarı.
Bilateral negotiations : İkili görüşmeler.
Conducted negotiations : Anlaşmaya varmayı hedefleyen müzakereler yürüttü. Görüşmeler yürüttü.
İngilizce Negotiating Türkçe anlamı, Negotiating eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Negotiating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Collective bargaining : Toplu iş sözleşmesi. Kolektif iş pazarlığı. Toplu görüşme. Belirli bir dönemde uygulanacak ücret, çalışma saati ve koşulları gibi konuları belirlemek amacıyla işçi sendikası ve işveren arasında yapılan doğrudan görüşme. Toplusözleşme görüşmesi. İşverenle işçi temsilcileri arasında toplu görüşme. Toplu iş akdi. Toplu pazarlık. Toplu pazarlık sonucunda anlaşma sağlanması durumunda imzalanan sözleşme.
Bickerings : Münakaşa. Ağız kavgası. Atışma. Didişme. Önemsiz bir şey için yapılan tartışma. Çekişme.
Arguments : İşlenen konu. İddia. Konu. Kanıt. Delil. Görüş. Parametreler. Münakaşa. Savunma.
Give and take : İşbirliği. Karşılıklı özveri. Karşılıklı anlayış. Al gülüm ver gülüm. Karşılıklı fedakarlık. Uzlaşma. Fikir alışverişi. Elbirliği. İmece.
Diplomacy : Başarı. İkna yeteneği. Ustalık. Başkalarıyla ilişkide ustalık. Diplomatlık. Diplomasi. İlişkilerde ustalık. Diplomatik. İnsanlarla ilişkide incelik. Siyaset.
Concilium : Halk toplantısı.
Mediation : Tavassut. Dolayımlama. Aracılık etme. Arabulma. Aracılık. Arabuluculuk. Dolayım.
Intermediate : Orta derece. Ortaç. Ara kuşak. Ara. Orta. Orta seviye. Arada meydana gelen madde. Orta dereceli şey. Ara mallar.
Word : Emir. Kelime. Laf. Kısa görüşme. Söylemek. Sözcüklerle anlatmak. Anlatmak. Sözcük. Lügat. Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb.
Debate : Bir yöneticinin yönetiminde, belirli bir konunun uzmanlar, ilgililer arasında tartışılıp aydınlatılmasını amaçlayan izlence. Düşünüp taşınmak. Çok düşünmek. Danışmak. Münakaşa etmek. Müzakere. Görüşmek. Çekişmek. Dikkate almak.
Negotiating synonyms : diplomatic negotiations, horse trading, discussion, talks, mesne, discussing, hearings, parley, broker agent, conference, conversations, argumentation, disputation, hearing, bargaining, dialoguing, altercation, broil, bickering, circulating, conversation, contention, haggling, middle term, arguing, bust up, activity, conferring, contestation, discussions, contentions, argle bargle, broils.
Negotiating zıt anlamlı kelimeler, Negotiating kelime anlamı
Inactivity : Durgunluk. Avarelik. Tesirsizlik. Hareketsizlik. Etkisizlik. Tembellik. Üşengeçlik.

Bu kısımda Negotiating kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Negotiating ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Negotiating anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Negotiating ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.