Noises türkçesi Noises nedir

  • Belli bir etki yaratmak veya dikkat çekmek için yapılan yorumlar veya hareketler.

Noises ile ilgili cümleler

English: I heard strange noises coming from his bedroom.
Turkish: Ben yatak odasından gelen garip sesler duydum.

English: Don't make any loud noises.
Turkish: Hiç gürültü yapmayın.

English: A cacophony is a mixture of grating noises.
Turkish: Kakofoni ızgara seslerin bir karışımıdır.

English: I really want to go away, far from the noises of the city.
Turkish: Şehrin gürültüsünden uzak bir yere çekip gitmeyi çok istiyorum.

English: Don't make noises when you eat soup.
Turkish: Çorbanızı içerken ses çıkartmayınız.

Noises ingilizcede ne demek, Noises nerede nasıl kullanılır?

Noises of wings : Kulis gürültüsü. Sahne dekorunun arkasından gelen sesler, gürültüler. Sahne dekorunun arkasından gelen gereksiz, gösteri için dikkat bozucu ve tehlikeli, seyirci için rahatsız edici seslerin tümü.

Make noises about : Söz etmek.

Make noises : Söz etmek. Bahsetmek.

Noise contamination : Gürültü kirlenmesi.

Noise figure : Gürültü faktörü. Gürültü kazancı. Gürültü kat sayısı. Gürültü niteliği. Gürültü sayısı.

Noise modulation : Gürültü sinyali kiplenimi.

Noise machine : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çeşitli sesleri ve gürültüleri sağlayan aygıt. Çeşitli ses etkilerini gerçekleştirmekte kullanılan aygıt. Gürültü aygıtı.

 

Noise immunity : Gürültü bağışıklığı.

Noise intensity : Gürültü yoğunluğu. Gürültü yeğinliği.

Noise peaks : Gürültü dorukları.

İngilizce Noises Türkçe anlamı, Noises eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Noises ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Explosion : Coğrafya, kimya, jeoloji alanlarında kullanılır. Artış. Yanardağ patlaması. Galeyan. Ateş alma. Parlama. Magmadaki gazların birdenbire yeğin gürültüyle patlaması. Tepesi atma. Çok hızlı, düzensiz ve gürültülü bir kimyasal değişim sonucu ısı, ışık ve gazların çevreye yayılması. Kudurma.

Scrape : Kazıma. Kazıyarak çıkartmak. Sürtme. Zar zor başarmak. Kazıma sesi. Güç bela idare etmek. Gıcırtı. Gıcırdatarak çekmek. Sürtünmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Clangour : Madeni ses çıkarmak. Gürültü. Şıkırdatmak. Tınlama. Madeni ses. Şıkırdamak. Çınlama. Şakırtı.

Rustle : Gıcırdamak. Var gücüyle çalışmak. Gayret etmek. Haşırdamak. Çalmak (hayvan). Fışırdamak. Çaba harcamak. Hışırtı. Hışırdatmak. Çalmak (davar veya at).

Racket : Telaş. Haraç. Dolandırıcılık. Tenis, masa tenisi alanlarında kullanılır. Patırtı. Cümbüş. Gününü gün etmek. Kar raketi. Tehditle ya da kazıklayarak para kazanma. Tenis raketi.

Splattering : Su çarpmak. Serpiştirmek. Sıçratmak. Su sıçratarak yıkanmak. Şapır şupur yıkanmak. Sıçramak. Serpmek. Yağmak. Damlatmak (boya vb).

Spattering : Sıçratmak. Lekelemek. Sıçramak. Kirletmek. Sıçrayan. Sıçratma. Çamur atmak.

 

Snore : Horuldamak. Yutaktaki daralmalara bağlı olarak oluşan solunum sesi, farengeal stenoz sesleri. Horlamak. Horlama. Horultu. Hırıldamak.

Boom : Gelişmek. Yükselmek. Uğuldamak. Işıldak direği. Artırmak. Üzerine üst üste çeşitli ışıldaklar yerleştirilebilen direk. Çıkış yapmak. Gümlemek. Gürlemek. Gümbürtü.

Rattle : Dırdır etmek. Tangırdatmak. Tıngırdatmak. Cırcır. Sinir etmek. Tıngırdamak. Şaşırtmak. Çok konuşmak. Kakırdamak. Tıkırdatmak.

Noises synonyms : arteria ethmoidalis, human face, bam, anterior naris, shrieking, internasal suture, schnoz, ethmoidal artery, grumble, upper respiratory tract, sutura internasalis, crash, hooter, scratch, conk, thunder, uproar, crackling, report, turbinate bone, splutter, swoosh, honker, nostril, hubbub, sputtering, roar, rumbling, face, blare, blaring, rumble, scream.

Noises zıt anlamlı kelimeler, Noises kelime anlamı

Winnings : Kazanç (para olarak). Kazanılan para. Kumarda kazanılan para. Kazanç.

Unbalanced : Muvazenesiz. Çılgın. Denksiz. Dengesiz (kimse). Üşütük. Deli. Akli dengesi bozuk. Aklen dengesiz. Kaçık. Dengesiz.