Boom türkçesi Boom nedir

  • Güm etmek.
  • Gürlemek.
  • Patlama.
  • Işıldak direği.
  • Gelişmek.
  • İktisadi dalgalanmanın genişleme aşamasında büyüme oranında meydana gelen sürekli ve alışılmamış düzeyde artışın olduğu durum. krş. çöküntü.
  • Uğuldamak.
  • Gümlemek.
  • Üzerine sırayla ve üst üste ışıldakların bağlandığı direk. bu direkler çoğu kez tiyatro sahnesinin yanlarındadır.
  • Genel satakda canlılık.
  • İktisat, ekonomi, tiyatro alanlarında kullanılır.
  • Yükselmek.
  • Fırlamak.
  • Işık direği.
  • Geliştirmek.
  • Artırmak.
  • Çıkış yapmak.
  • Yıldızı parlamak.
  • Ortaklıktaki darlıktan yararlanarak aşırı kazanç sağlamak için kurulan düzenin ortaya çıkması sonucunda pay ve borç belgiti ederlerinin yükselmesini zorlama.
  • Patlama sesi.
  • Hızla artmak (ticaret).
  • Gümbürdemek.
  • Üzerine üst üste çeşitli ışıldaklar yerleştirilebilen direk.
  • Gümbürtü.

Boom ile ilgili cümleler

English: She is booming as a singer.
Turkish: O, şarkıcı olarak çıkış yapıyor.

English: The computer industry is enjoying a boom.
Turkish: Bilgisayar endüstrisi bir patlama yaşıyor.

English: Business was booming.
Turkish: İş canlanıyordu.

English: The small car boom is ending.
Turkish: Küçük araba artışı sona eriyor.

English: Business is booming.
Turkish: İş hızla artıyor.

Boom ingilizcede ne demek, Boom nerede nasıl kullanılır?

 

Boom and bust : Ani yükseliş ve düşüş.

Boom operator : Mikrofoncu.

Boom out : Gümbürdemek. Kalın sesle söylemek. Gürleyerek söylemek.

Boom town : Mantar kent. Hızla kalkınmış kent. Mantar şehir. Kurulduktan sonra olağanüstü bir hızla gelişip büyüyen, buna koşut olarak kalabalıklaşan kent. Hızla kalkınan kent.

Boom years : Patlama yılı.

Jib boom : Geminin baş tarafına uzanan sabit seren. Flok sereni. Cıvadra. Civadra. Büyük baston.

Hand boom : Sestoplar devinimlerini sağlamakta kullanılan çeşitli boyda sırıklar. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sestoplar kolu.

Baby boom : Bir ulusun doğum oranındaki keskin artış. Doğum oranında artış olan zaman dilimi (özellikle de ikinci dünya savaşı'nın hemen sonrası dönemi). Doğum oranındaki ani artış. Doğum oranında artış olan zaman dilimi (bilhassa ikinci dünya savaşı sonrası dönem). Bebek doğum oranındaki keskin artış. Bebek doğumundaki artış.

Economic boom : Ekonomide oluşan hızlı genişleme ve büyüme. Ekonomik iyileşme. Ekonomik canlanma. Ekonomik patlama.

Lower the boom on : Yerden yere vurmak.

İngilizce Boom Türkçe anlamı, Boom eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Boom ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Din : Gürültü etmek. Yankılanmak. Söyleyip durmak. Patırtı. Kafasını şişirmek. Kulak tırmalayıcı ses. Şamata. Çınlamak. Tekrar tekrar söylemek.

Aggrandised : Çoğaltılmış. Yüceltmek. Güçlendirilmiş (ayrıca aggrandized). Büyütülmüş. Abartılmış. Abartmak. Çoğaltmak. Büyütmek.

Add : Katmak. Ekleme. Çalmak. Bindir. İlave etmek. Eklemek. Neticelenmek. Ekleme yapmak. Toplamak.

 

Blowouts : Elektrik sigortasının erimesi. Parti. Araştırma. Şölen (argo terim). İnceleme. Lastik patlaması. Lastik patlağı. Kuyudan petrol veya gaz fışkırması. Rahat zafer.

Build up : Nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Negatif kurgusunda eşlemeyi sağlamak ya da çekimlerin gerçek uzunluğunu korumak amacıyla, görüntü ya da ses kuşağının eksik bölümlerinin yerine eklenen kılavuz. çalışma ya da dağıtım eşlemlerinin bozulmuş bölümlerinin yerini almak üzere hazırlanmış parça. Biriktirmek. Güçlenmek. Övmek. Toparlanmak. Oluşturmak. Güçlendirmek. Kurmak.

Flashes : Parlamak. Aydınlatmak. Atmak (bakış). Işık tutmak. Akla gelmek. Böbürlenmek. Yakmak. Görünüp hızla kaybolmak. Çakmak.

Flourished : Süslü konuşmak. Savurmak. Süslemek. Zenginleşmek. Güzelleşmek. Büyümek. Abartılı jestler yapmak. Sağlıklı olmak. Sergilemek.

Ameliorate : Düzelmek. İyileştirmek. Ondurmak. Düzeltmek. İyileşmek. Abat eylemek. Islah etmek.

Grumbles : Guruldamak. Dırdır. Dırlanmak. Yakınmak. Mırıldamak. Homurdanmak. Dırdır etmek. Mızırdanmak. Mırıldanmak.

Boom synonyms : booming sound, thudded, ameliorates, growled, arose, be up, buzzes, blossomed, breaks, betters, ascended, crashes, brew, dart, buoy, buzz, noise, plumps, clashed, arise, build, the clash, being in the ascendant, gnars, amplifies, roaring, flourishes, be in the ascendant, augment, gnar, ascends, gabbled, croaked.

Boom ingilizce tanımı, definition of Boom

Boom kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the jib boom, the studding-sail boom, etc. To cry with a hollow note. To cause to advance rapidly in price. A long pole or spar, run out for the purpose of extending the bottom of a particular sail. To create a "boom" for. To extend, or push, with a boom or pole. A hollow roar, as of waves or cannon. A booming. To make a hollow sound, as the bittern, and some insects. As, to boom railroad or mining shares. To boom off a boat. As, to boom out a sail. Also, the hollow cry of the bittern. As to boom Mr. C. for senator.