Not to mention türkçesi Not to mention nedir

  • Bundan bahsetmiyorum bile.
  • Bunun yanında.
  • Ağzına almamak.
  • Buna ilaveten.
  • Buna ek olarak.
  • Yanı sıra.
  • Cabası.
  • Şöyle dursun.
  • Ayrıca.
  • Hiç dikkate almamak.

Not to mention ile ilgili cümleler

English: He can speak German, not to mention English and French.
Turkish: İngilizce ve Fransızcanın yanı sıra, Almanca konuşabilir.

English: He has been to Europe, not to mention America.
Turkish: O, Amerika şöyle dursun, Avrupa'ya gitmedi.

English: He can speak Spanish, not to mention English.
Turkish: İspanyolca dışında İngilizce de konuşabiliyor.

English: He doesn't even drink beer, not to mention whiskey.
Turkish: O bira bile içmez, bırak viskiyi.

English: He does not know English, not to mention German or French.
Turkish: Bırak Almanca ya da Fransızcayı, o İngilizce bile bilmiyor.

Not to mention ingilizcede ne demek, Not to mention nerede nasıl kullanılır?

Not : Emes. Asla. Yoksa. Gayri. Yok. Olmayan. Değil.

To : -e göre. E doğru. -mek -mak (mastar). Kala. Ya. Ye. Karşı. E. Arasında. İle.

Mention : Bahsetmek. İleri sürme. Anmak. İma. Lafını etmek. Söz etme. Söylemek. -den söz etmek. Adını anma.

Not to be about to : -memek üzere olmak.

Not to be advisable : Akıl karı bir iş olmamak.

Not to care a whit : Birinin hiç umurunda olmamak.

 

Not to have a stitch on : Çırılçıplak olmak.

Not to be worth a shit : Boktan bir şey olmak. Beş para etmemek. Değersiz bir şey olmak. Aşağılık bir şey olmak.

Not to give a shit : Sikine takmamak. Siklememek. Birinin umurunda olmamak.

Not to be sure : Tam olarak bilmemek. Emin olmamak.

İngilizce Not to mention Türkçe anlamı, Not to mention eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Not to mention ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Btw : Şans eseri. Aynı zamanda (internet argosu). By the way (bu arada). Bu arada. Bu vesileyle.

Into the bargain : Bir de. Aynı zamanda. Üstelik. Caba. Ek olarak. Üstüne üstlük. İlaveten.

As well : Dahi. Aynı derecede. De. Hatta. Bile. Doğru. Dahi anlamında de. Makul şekilde. Da.

Elses : Daha başka. Başkaca. Başka. İlaveten. Başka türlü. Yahut. Yoksa. Başka zaman. Daha.

In addition to : Ekstradan. İlave olarak. Maada. -e ek olarak. Bir de. Fazla olarak. Ek olarak. İlaveten.

Else : Başkaca. Daha. Başka zaman. Başka. Aksi halde. Başka türlü. Yoksa. Yahut. İlaveten.

Also : De. Yine. Yanısıra. Keza. Da. Aynı zamanda. Hem de. Hem. Diğer bir yandan.

Again : Bundan başka. Yine. Tekrar. Yeniden. Bir kere daha. Kayta. Kaytadan. Üstelik. Daha. Bir daha.

Farther : Diğer. Ötedeki. Öteki. İlerdeki. Daha fazla. Öteye. Daha ileri. Daha uzağa. Daha uzaktaki.

Not to mention synonyms : much less, moreover, alongside, and what is more, besides, besides that, discriminately, and, let alone, as well as, inter alia, beyond, to crown it all, far from, additionally, in addition to this, beyond that, alongside with, furthermore, further.