Old town türkçesi Old town nedir

  • Eski şehir.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Sonradan büyüyüp, çevresine doğru genişleyen kentlerin, dar sokakları, tarihsel yapıları ile ilgiyi çeken, ve kentin ilk kurulduğu kesimlerini içine alan bölümü.
  • İçinde yaşadığımız yüzyıldan daha önceleri kurulmuş bulunan kent. 2 -bir kentin, ilk kurulduğu çağdaki çekirdeği çevresinde, ona daha sonraki çağların ve uygarlıkların kattığı ekinsel değerlerle bir bütün oluşturan, genellikle ekin ve turizm amaçlarıyla korunan kent kesimi.
  • Eski kent.
  • Şehrin tarihi kısmı.
  • Maine eyaletinde şehir.

Old town ingilizcede ne demek, Old town nerede nasıl kullanılır?

Old : Eski. Önceki. Köhne. İhtiyarlamak. Eski zamanlar. Eskimiş. Büyük. Pişkin. Kart. İhtiyar.

Town : Belde. Başta tecim, işleyim, yönetim ve eğitim olmak üzere çeşitli görevleri bir araya toplayan ve bu görevlerden daha egemen olanına göre yaşam biçimi ve çevresine etkileri bakımından ayrımlı büyük yerleşim özeği. Şehir. İlçe. Kent. Çarşı. Kasaba. Megapol. Şehir merkezi.

Old age : Sosyal güvenceler anlamında güvencelinin belirli bir yaşa gelmesi ya da geçmiş sayılması ve belirli bir süre güvenceliliğinin süregelmiş olması, belirli bir süre kesenek ödemiş olması durumu. Yaşlılık dönemi. Yaşlılık. Kocalık. İhtiyarlık.

 

Old age annuity : Emekli maaşı.

Old age insuarence : Yaşlılık sigortası. Çalışanlara emekli olduktan sonra aylık veya toptan ödeme sağlayan sigorta türü.

Old age insurance : Yaşlılık güvencesi. Çalışma güçlerini yitiren yaşlı kişilere geçimleri sağlanılmak üzere kurumlarca yapılan yaşlılık güvencesi. Yaşlılık sigortası. İhtiyarlık sigortası.

Old age pension : Yaşlılık sigortası. Emekli aylığı. Sosyal sigorta aylığı. Yaşlılık aylığı. İhtiyarlık sigortası. Yaşlılık maaşı. Emeklilik maaşı. Emekli maaşı.

İngilizce Old town Türkçe anlamı, Old town eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Old town ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agricultural specialisation : Tarımsal özelleştirme. Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi.

Brewer : Bira yapımcısı. Bira yapan kimse. Bira yapan kişi. Biracı.

Adventife cone : Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler. Yan koni.

Abrasion platform : Dalga aşındırması düzlüğü. Dalga aşındırma düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey.

Caribous : Kuzey amerika ren geyiği. Rengeyiği. Karibu. Ren geyiği.

Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Alluvial deposit : Lığ. Alüvyon. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın.

 

Aluvial terrace : Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme. Akarsu sekisi.

Agricultural co operative : Tarım kooperatifi. Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık.

Old town synonyms : historic nucleus, the old city, afforestation, portland, augusta, agrarian geography, air route, aboriginal population, age pyramid, agricultural production, caribou, ancient town, abandoned meander, ageing of the population, belfast, altimetric profile, calais.