Onomastics türkçesi Onomastics nedir

  • Belirli bir kelime hazinesi içindeki terimlerin oluşum kaynağı olan sistem.
  • Ad bilimi.
  • (leksikoloji) adbilim.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • İsimlerle ilgilenen bilim dalı.
  • Adbilim.
  • Özel isimlerinin köklerini araştırsan bilim.
  • Özel adlar üzerinde duran ve özel adları, köken bilgisi (etymologie), tarihi gelişme, dil ve kültür sorunları açısından inceleyen bilim dalı. bu bilim dalının yer adları (yer adı bilimi, toponymie veya toponomastique), kişi adları (onomastique) ve çeşitli coğrafi adlar üzerinde duran alt dalları da vardır. coğrafi adlardan ırmak, nehir, göl gibi su adları üzerinde duran dalı hydronymie diye adlandırılır. || (almanca bezeichnungskunde, onomasiologie; fr. onomasiologie; ing. onomasiology) geniş anlamıyla, adları kelime-kavram ilişkileri yönünden inceleyen bilim dalı. türkçede geniş ad bilimi diyebileceğimiz bu bilim dalında herhangi bir kavramın söz gelişi «sınav» kavramının dilden dile kelimelerle nasıl anlatıldığı (ar. imtihan «mihnetçekme»,ing. examination «teraziye vurma», tt. sınav «denemeye alma») ve bu anlatımda hangi etkenlerin rol oynadığı incelenir.

Onomastics ingilizcede ne demek, Onomastics nerede nasıl kullanılır?

Onomastic : İsimlere ait veya ilgili olan. İsimlere ilişkin. Başka bir el yazısıyla imzalanmış. İsimlerle ilgilenen.

 

Onomasticon : Adlar kümesi.

Onomasiology : Özel adlar üzerinde duran ve özel adları, köken bilgisi (etymologie), tarihi gelişme, dil ve kültür sorunları açısından inceleyen bilim dalı. bu bilim dalının yer adları (yer adı bilimi, toponymie veya toponomastique), kişi adları (onomastique) ve çeşitli coğrafi adlar üzerinde duran alt dalları da vardır. coğrafi adlardan ırmak, nehir, göl gibi su adları üzerinde duran dalı hydronymie diye adlandırılır. || (almanca bezeichnungskunde, onomasiologie; fr. onomasiologie; ing. onomasiology) geniş anlamıyla, adları kelime-kavram ilişkileri yönünden inceleyen bilim dalı. türkçede geniş ad bilimi diyebileceğimiz bu bilim dalında herhangi bir kavramın söz gelişi «sınav» kavramının dilden dile kelimelerle nasıl anlatıldığı (ar. imtihan «mihnetçekme»,ing. examination «teraziye vurma», tt. sınav «denemeye alma») ve bu anlatımda hangi etkenlerin rol oynadığı incelenir. Adbilim. Ad bilimi.

Antonomasia : Cins adlaştırma. İsim yerine unvan kullanma. Kişi ismini yerine cins isim koyma (örneğin, hain bir kişiye benedict arnold olarak seslenmek).

Paronomasia : Kökteşleme. Söz cambazlığı. Ayrı anlamlara gelmesine karşın, ses benzerliği olan sözcüklerin birbirinin yerine kullanılması. Cinas.

İngilizce Onomastics Türkçe anlamı, Onomastics eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Onomastics ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accentuation : Vurgulu okuma. Vurgulama. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Vurgu işaretlerini koyma. Vurgu. Vurgu işaretleri koyma. Önemle belirtme. Belirtme. Harekeleme.

 

Adams apple : Gırtlağın arka kıkırdak üzerine oturmuş bulunan ve iki kanadı ön tarafta birbiriyle birleşerek katlanmış kalkanı andırır bir çıkıntı meydana getiren kısmı. kalkan kıkırdağın erkeklerde, özellikle zayıf erkeklerde dıştan da belli olan bu çıkıntılı kısmına adem elması denir. Kalkan kıkırdak.

Action verb : Kılış fiili. Hareket veya eylem fiili. Eylem fiili. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb.

Ablative : İsmin den hali. İsmin -den hali. Ayrılma hali. Çıkışlık hal. İsmin -den halindeki. Den halindeki. Çıkma durumu. Ergiyen. Aşınan.

Accidence : Yapıbilim. Sarf usul ve prensipleri. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Morfoloji. Çekim. Tasrif. Büküm. Bükün.

Lexicology : Sözcükbilim. Leksikoloji. Sözcükbilik. Sözcük bilimi. Kelime bilim. Sözcük bilgisi. Sözcükbillm. Kelime bilimi. Sözlük bilimi.

Abstract noun : Soyut isim. Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut ad’dır. Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk). Soyut ad. Oyut ad.

Action noun : Kılış adı. Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar… (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211).

Active verb : Etken fiil. Etken eylem. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı.

Actif : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı.

Onomastics synonyms : onomasiology, accent of group, onomatology, active voice, ablaut, adjektive, accusative, adjectival construction, accent intensive.