Overladen türkçesi Overladen nedir

  • Aşırı yüklü.
  • Fazlasıyla yüklenmiş.
  • Aşırı yüklenmiş.
  • Fazla süslenmiş.
  • Fazla yüklenmiş.

Overladen ingilizcede ne demek, Overladen nerede nasıl kullanılır?

Overlade : Çok fazla yük yüklemek. Aşırı yüklemek. Haddinden fazla yüklemek.

Overladed : Çok fazla yük yüklemek. Aşırı yüklemek. Haddinden fazla yüklemek.

Overlades : Aşırı yüklemek. Haddinden fazla yüklemek. Çok fazla yük yüklemek.

Overlaid : Bindirmek. Üstünü kaplamak. Yüklemek. Kaplanmış. Üzerine sürmek. Kaplı. Fazla yüklemek.

Overlaid title : Başka bir görüntü üzerine bindirmeyle alınmış yazı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bindirmeli yazı.

Overlain : Üzerine yatmak. Üzerini örtmek.

Overlands : Kara. Karayolu ile yapılan. Kara yolundan. Kara yolu ile yapılan. Kara yoluyla. Missouri eyaletinde şehir. Karada. Karadan.

Overlap integral : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Kaplaşım tümlevi. İki yörüngeç çarpımının eksicik konsayıları üzerinden tümlevi.

Overland : Kara. Karadan. Missouri eyaletinde şehir. Kara yolundan. Karada. Karayolu ile yapılan. Kara yolu ile yapılan. Kara yoluyla.

Overlap : Çakışmak. İki yük dağılımının ortak bölgesi. Bindirmek. Binmek. Daha geniş olmak. Ek yerinde oluşan çift film kalınlığının durumu. İki ayrı özekteki, iki öğeciksel yörüngecin çarpımı üzerinden alınan tümlev. iki yük dağılımının ortak bölgesi. Aşırmak. Üstünü örtmek. Üstüne binmek.

 

İngilizce Overladen Türkçe anlamı, Overladen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Overladen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Top heavy : Havaleli. Aşırı sermaye ihraç eden. Aşırı değerlenmiş. Baş ağır. En ağır.

Overburdened : Fazla yüklemek. Çok sorumluluk vermek.

Overburdensome : Ağır. Aşırı yorucu. Yükü çok fazla olan.

Full : Çırpmak. Doluluk. Dolu. Öz. Yıkayıp büzmek. Komple. Dolu şey. Tam. Kalın. Yıkayıp çektirmek.

Overladen synonyms : overloaded.

Overladen zıt anlamlı kelimeler, Overladen kelime anlamı

Empty : İçeriksiz. Abuk sabuk. Tahliye etmek. Akıtmak. İçini çıkarmak. Boşaltmak. Aç. Dökülmek. Dökmek. Boşalmak.