Page türkçesi Page nedir

  • Bir yazının sayfalarını numaralamak.
  • Çağrı cihazını aramak.
  • Uşak.
  • Sayfaları numaralamak.
  • Sayfaya numara vermek.
  • Sayfa numarası vermek.
  • Sayfalarını numaralamak.
  • Otelde birini komiyle çağırttırmak.
  • Hoparlör ile çağırmak.
  • Sayfa.
  • Çağırmak.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.

Page ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't find the page he was looking for.
Turkish: Ali aradığı sayfayı bulamadı.

English: Ali purposely left the last page blank.
Turkish: Ali bilerek son sayfayı boş bıraktı.

English: Ali decided to delete his email address from every page on his website.
Turkish: Ali web sitesindeki her sayfadan e-posta adresini silmeye karar verdi.

English: Ali tore a page out of his notebook.
Turkish: Ali defterinden bir yaprak yırttı.

English: Ali ripped a page out of his sketch book.
Turkish: Ali taslak defterinden bir yaprak yırttı.

Page ingilizcede ne demek, Page nerede nasıl kullanılır?

Page addressing : Sayfa adresleme.

Page at a time printer : Bir kerede tek sayfa basan yazıcı.

Page back : Önceki sayfa.

Page border : Sayfa kenarlığı.

Page boundary margin : Sayfa sınır boşluğu.

Page break between groups : Gruplar arasında sayfa sonu.

Page dimensions in millimeters : Milimetre olarak sayfa boyutları.

Page break before : Önce sayfa sonu. Sayfa sonu önce.

 

Page change : Sayfa değişimi.

Page control : Sayfa denetimi.

İngilizce Page Türkçe anlamı, Page eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Page ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flunkey : Evet efendimci. Dalkavuk.

Call in : Yardıma çağırmak. Ödenmesini istemek (borcun). Toplamak. Tahsil etmek. Çağırmak (yardımcı veya danışman olarak). Telefonla görüşmek. Ödenmesini istemek. Şüphelendirmek. Yardım çağırmak.

Pagination : Sayfalarını numaralama. Sayfalandırma. Sayfaları numaralama. Sayfalara numara koyma. Sayfa numaralamak. Sayfa düzenleme.

Beckon : Parmak işaretiyle çağırmak. El etmek. İşaret etmek. El işaretiyle çağırmak. Baş işareti yapmak. İşaretle çağırmak. Parmak işaretiyle çağırma. Baş işaretiyle çağırmak.

Flunkies : Hizmetçi. Dalkavuk. Birinin emirlerine koşan. Piyon. Evet efendimci.

Call for : İstemek. Gerektirmek. Gerekli olmak. Gönderilmesini istemek. İcap ettirmek. Çağrıda bulunmak. Uğrayıp almak. Gidip gelmek. Gerekmek.

Abnormal end : Olağandışı sonlanma.

Beckons : El işaretiyle çağırmak. İşaret etmek. Baş işaretiyle çağırmak. El etmek. Parmak işaretiyle çağırma. İşaretle çağırmak. Baş işareti yapmak.

Drum : Sınava çalışmak. Tekrar ede ede öğretmek. Bk. mıknatıslı davul. Çok çalışmak. Davul şeklinde şey. Kafasına sokmak. Sütun gövdesi. Buhar kazanından buharın alındığı kubbeli kısım. Tıkırdatmak. Dümbelek.

Access control entry : Erişim denetim girdisi. Erişim denetleme girişi.

Page synonyms : spreadhead, half page, spread head, foldout, sports page, abstract syntax tree, do all, abbreviate, pages, accelerator key, evocate, acception, body servant, paginating, facing pages, access key, verso, cry out, absolute loader, sheet of paper, call, leafs, leaf, paginal, garcon, page size, call out, abort sequence, paginate, spread, dog ear, factotum, absolute device.

 

Page zıt anlamlı kelimeler, Page kelime anlamı

Verso : Sikkenin tersi. Arkayüz. Kitabın sol sayfası. Arka sayfa. Bir kitapta, genellikle çift sayılarla numaralanan ve sol yanda kalan sayfa. bir yazmada genellikle çift sayılarla numaralanan, sağ yanda kalan sayfa. Sol sayfa.

Recto : Bir kitabın sağ tarafta olan sayfaları. Sağ sayfa. Bir kitapta, genellikle tek sayılarla numaralanan ve sağ yanda kalan sayfa. bir yazmada, genellikle tek sayılarla numaralanan ve sol yanda kalan sayfa. Önyüz. Sağ taraftaki sayfa.

Idle : İşsiz güçsüz. (motor) boşta çalışmak. Boşta çalışmak. Haylaz. Rölantide çalışmak. Boşta olmak. Boşa geçen. Çalışmayan. Oyalanmak. Yersiz.

Page ingilizce tanımı, definition of Page

Page kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A serving boy. To attend (one) as a page. To mark or number the pages of, as a book or manuscript. Now commonly, in England, a youth employed for doing errands, waiting on the door, and similar service in households. One side of a leaf of a book or manuscript. To furnish with folios. In the United States, a boy employed to wait upon the members of a legislative body. Formerly, a youth attending a person of high degree, especially at courts, as a position of honor and education.