Painter türkçesi Painter nedir

  • Badanacı.
  • Nakkaş.
  • Pruva halatı.
  • Boyacı.
  • Ressam.
  • Bezemleri boyayan kimse.
  • İmleç.
  • İbre.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Çıma.

Painter ile ilgili cümleler

English: I visited the atelier of a painter that I had not visited in a long time. This painter had just acquired a new model and he was in a very good mood.
Turkish: Ben uzun süre ziyaret etmediğim bir ressamın atölyesini ziyaret ettim. Bu ressam az önce yeni bir model edindi ve çok iyi bir ruh hali içindeydi.

English: He is a famous painter and should be treated as such.
Turkish: O ünlü bir ressamdır ve öyle davranılmalı.

English: A painter paints his pictures on canvas. But musicians paint their pictures on silence. We provide the music, and you provide the silence.
Turkish: Ressam resimlerini tuvalin üzerine yapar, müzisyenlerse sessizliğin üzerine. Biz müziği sunarız, siz ise sessizliği.

English: The painter died young.
Turkish: Ressam genç yaşta öldü.

English: I have wanted to be a painter for a long time.
Turkish: Uzun süredir ressam olmak istiyorum.

Painter ingilizcede ne demek, Painter nerede nasıl kullanılır?

Cut the painter : İlişkiyi bitirmek. Ayrılmak. İpleri koparmak. İlişkisini bitirmek. Arkadaşlığı bitirmek. Bağlarını koparmak. Yuvadan ayrılmak. Bağları koparmak. İlişkiyi kesmek. İlgiyi kesmek.

 

Decor painter : Sahne dekorunu boyayan kimse. Dekor ressamı.

Famous painter : Tanınmış ressam. Ünlü ressam. İsmi çoğu kimse tarafından tanınan ressam.

Format painter : Bir nesnenin özelliklerini diğer nesneye aktaran fırça. Biçim boyacısı.

House painter : Boyacı.

Scene painter : Sahne dekoru ressamı. Ressam-bezemci. Dekor ressamı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dip bezemlerinin resimlerini yapan sanatçı.

Portrait painter : Portre ressamı.

Painted beauty : Makyajlı güzellik.

Oil painter : Yağlıboya ressamı.

Painters : Ressam. Çıma. Pruva halatı. Ressamlar. Boyacı.

İngilizce Painter Türkçe anlamı, Painter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Painter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bootblacks : Ayakkabı boyacısı. Lostracı.

Sign painter : Tabelacı. Tabela ressamı. Afiş ressamı.

Dipper : Su tası. Anabatist. Maşrapa. Kova. Büyükayı. Biyoloji, madencilik alanlarında kullanılır. Vaftiz karşıtı hıristiyan. Kuşlar (aves) sınıfının, ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, su karatavuğugiller (cinclidae) familyasından, 18 cm kadar uzunlukta, sırtı kül rengi, karnı pas kırmızısı, kuzey afrika, avrupa ve kuzey asya'da hızlı akan ırmak kenarlarında yaşayan, türkiye'de orta anadolu'da kışlayan, diğer bölgelerde devamlı görülen, küçük yengeçler, su böcekleri ve küçük balıklarla beslenen bir tür. dere kuşu. Dalan kimse.

Muralists : Duvarları boyayan kimse. Duvar resimleri yapan kimse.

Illustrator : Tanımlayıcı. İllüstratör. Resimleyici. Çizimci. Resimci. Çizer. Çizimleri yapan kimse. Ressam (kitap vb.).

 

Needle : Alay etmek. Ağ iğnesi. Alkol derecesini artırmak. Pikap iğnesi. İğne. Laboratuvarda mikrobiyolojik ekim, preparat hazırlama ve izolasyon işlemlerinde kullanılan, uç tarafı iğne biçiminde platin telden oluşan metal çubuk. Tığ. Şiş. Doruk sivrisi. Şırınga iğnesi.

Realist : Gerçekçi kimse. Realist kimse. Gerçekçi.

Arrow : Ok. Temren. Okçuk (takımyıldızı). Yön belirtmekte kullanılan ok işareti. Ok işareti. Yayla fırlatılan, ucunda sivri bir taş, demir, kemik parça bulunan avlanma ya da savaş aracı. bk. ok kurbanı. Çıkış yönü oku.

Painter synonyms : genre painter, trained worker, postimpressionist, abstract artist, post impressionist, colourers, colorers, fauvist, index, pointers, watercolourist, impressionist, skilled workman, cubist, pine needle, ends, indexes, colourer, limner, portrayer, colorer, artist, creative person, cursor, dauber, dippers, muralist, colourist, letterer, old master, pointillist, fauve, control ball.

Painter ingilizce tanımı, definition of Painter

Painter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One whose occupation is to paint. A rope at the bow of a boat, used to fasten it to anything. The panther, or puma.