Pairings türkçesi Pairings nedir

Pairings ingilizcede ne demek, Pairings nerede nasıl kullanılır?

Pairing season : Çiftleşme dönemi.

Pairing time : Çiftleşme dönemi.

Chromosome pairing : Mayozun profazında anadan ve babadan gelen homolog kromozom çiftlerinin geçici olarak birleşmesi. Sinapsis. Kromozom çifti.

Dual pairing : Çifteş çift.

Pairing : Eşlenme. Çiftleme. Özdecik oluşumuna giren ayrı öğeciklerin eksicikilerinden birinin ya da birkaçının çiftler halinde eşlenerek bağlanmayı sağlamaları. Eşleme. Eşleşen. Çiftleşme.

Despairing : Umutsuz. Ümitsiz. Ümidini yitirme. Çaresiz.

Pair bonding : Eş bağı. Yakın ilişki (iki hayvan arasında). Yakın ilişki kurmak (iki hayvan arasında).

Pair of bellows : Körük.

Pair of bags : Pantolon.

Repairing : Onarma. Zararını ödemek. Onarıyor. Gitmek. Telafi etmek. Onarmak. Yamamak. Onarım. Tamir etmek. Çekilmek.

İngilizce Pairings Türkçe anlamı, Pairings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pairings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Coituses : Cinsel birleşme.

Coition : Cinsel birleşme. Cinsel ilişki. Bkz.coitus. Cinsel münasebet. Cinsi münasebet.

Matings : Çiftleştirme. Birleşme.

Map : Haritasını yapmak. Plan. Planlamak. Haritasını çıkarmak. Eşlemek. Haritalamak. Bilgisayar, coğrafya, ekonomi alanlarında kullanılır. Yeryüzünün ya da bir parçasının belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen tasarı. Saptamak.

 

Coitions : Cinsel münasebet. Cinsi münasebet. Cinsel ilişki. Cinsel birleşme.

Couplings : Bağlantı. Bağlama. Eşleşme. Rakorlar.

Appositions : Yanyana koyma. Koşuntu. Appozisyon (dilbilgisi terimi). Ekleme. Biraraya koyma. İlave etme. Yan yana koyma. Bir araya koyma.

Apposition : Biyoloji, gramer alanlarında kullanılır. Unvan. İlave etme. Yanyana koyma. Yan yana koyma. Kemik büyümesinde olduğu gibi, daha önce oluşmuş bir yüzeye materyal eklenmesi. Ana cümlede anlatılmak istenen duygu ve düşünceyi daha çok açıklamak ve pekiştirmek için kullanılan cümle veya cümleler. açıklama cümlesi, bir önceki cümleye yani, öyle ki, demek ki gibi sonuç ve açıklama bağlantısı kuran kelimeler ile de bağlanabilir. köylüler kış aylarını ocak başında aylak geçirirken kasabaya kağnı yükleriyle odun çekiyor, sözün kısası dev gibi çalışıyordu (k. tahir, köyün kamburu, s. 11). seferberlik olmasa, biz bu ekinden bu kadar daha alırdık hafız oğlum, dedi, alırdık da koyacak yer bulamazdık. (k. tahir, göst. e., s.260). her zamanki gibi ilk anlaşılmamazlık burada da görüldü, yüzler hayret içinde kırıştı (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 132). ama gene sanat olmuyor, sanata benzer bir şey oluyor, yani muvazi gidiyorlar (a.h. tanpınar, huzur, s. 164). nihayet yavaş yavaş yüreğini rahatlandıran karşılığı buldu: nedimeyi ihsan adam etmişti. çerkes dadıyı da makinist oğlu …yani onlara, gece gündüz anlıyacakları dille uğraşmışlar, bıkmadan, usanmadan, kızıp darılmadan söylemişlerdi” (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 283). iyi anlamadığımı görünce: yani, parasız devlet talebesi oldum, dedi. (r.n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 183.). türkiyemizde bugün her iki parti de hem iktidarda hem de muhalefette bulunmuşlardır. yani, her iki partinin muhtelif zihniyetlerini, politikanın her iki kutbunda görüyor ve serinkanlılıklarını ölçmek imkanına malik bulunuyoruz. (bedii faik, efendime söyliyeyim, s. 86). bir daha yapmam diye bağırdıkça benim dizlerimin bağı çözülüyordu, düşeceğim sanıyordum (a. rasim, falaka s. 112). tren hızını düşürüyordu; istasyona giriyordu (t. buğra, yalnızlar. s. 147). o zamana kadar yapmadığı bir şeyi yaptı; çay ısmarladı (t. buğra, göst.e. s. 105). ikinci kosova’dan sonra o zamanın en büyük ordu kudreti olan macaristan, artık kendi varlığını müdafaaya geçmişti. demek ki fethin saati çalmıştı (y. kemal beyatlı, aziz istanbul, s. 40). fakat bugün uzun bir cenk, bir esaret ve felaket devresinden sonra istanbul’a dönüp de yarı sakat, işsiz, parasız kalınca ve bütün malını, eşyasını elinden çıkarıp bir dilim ekmeğe muhtaç bir hale düşünce bu vakayı ve yahudinin manalı sözlerini hatırlamış, nihayet işte gelip fırçanın kıymetini sormuştu. demek beş paralık bir değeri yoktu ha… (r. h. karay, memleket hikayeleri; garip bir hediye, s. 136). bu şekil, ben hiçbir vakit zihnimde hayatıma verecek kat’i bir karar düşünmedim ve düşünmeğe niyetim yok. demek ki, senin beklediğin tarzda bende bir karar yok. (h. e. adıvar, handan, s. 10). bu sözleri, bu bilgiç edayı, bu bir küçük çocuga yakışmıyacak heyecanlarla değişip karışan küçük çehreyi hiç sevmemiştim. demek ki, ben yanılmış değilim (r. n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 178). yine, deli eniştemiz gayet kıskançtı. öyle ki, bu huyunu meydana koymaktan bile çekinmezdi. (a.ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 127). o gece, ilk defa olarak ağzımdan dökülüvermişti. öyle ki, söyledikten sonra ben de sözümün isabetine şaşakaldım (y. k. karaosmanoğlu, atatürk, s. 105). onunla başbaşa oldukları veya yalnız onunla meşgul olduğu zamanlardaki gibi düşünmüyor yaşamıyordu. öyle ki, kışın ortasına doğru kendisini hakikaten bu ruh dağınıklığına alışmış buldu (a.h. tanpınar, huzur, s. 278). Apozisyon. Appozisyon.

 

Ventilation : Belirtme. Havalandırma. Vantilasyon. Kapalı bir yerdeki hava veya gazın temizlenmesi, yer değiştirmesi. Hava verme. İşliklerde, düzlüklerde, sinema salonlarında kirli havayı atıp yerine temiz hava sağlama. korunaklarda filmin çabuk bozulmasını önlemek amacıyla aynı işin yapılması. büyük göstericilerde güçlü ışık kaynağının çıkardığı yüksek ısıyı ve zararlı gazları önlemek amacıyla sürekli olarak hava verme. Dahili hava dolaşımı. Ventilasyon. Açıkça tartışma. Havalanma.

Copulation : Bağ. Cinsel ilişki. İlişki. Birleşme. Erkek ve dişinin yavru meydana getirmek üzere çiftleşmesi, koitus, koyitus, kopulasyon. Erkek ve dişi, hayvan veya bitki hücrelerinin birleşmek için bir araya gelmesi, cinsel birleşme, kopulasyon. Cinsel birleşme. İki bireyin bir araya gelmesi ve bu sırada eşey hücrelerinin değiş tokuşu; bir hücreli hayvanlarda eşeyli birleşme. kopulasyon. Kopülasyon.

Pairings synonyms : physical object, two of a kind, correspond to, matching, synchronization, coitus, copulating, coupling, improvement, zygosis, syllepsis, pairing, object, copulations, mating, rutting, matchings, copulatory, corresponding to.

Pairings zıt anlamlı kelimeler, Pairings kelime anlamı

Pairings antonyms : disassortative mating, assortative mating.