Paran nedir, Paran ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bayramdan bir gün önce yakılan ateş.

Paran ile ilgili Cümleler

  • Paranız, altın ya da başka bir değerli emtia ile desteklenmiyor.
  • Bir avukat başka birinin paranı almasını önleyen bir kişidir.
  • Ali çok paranoyaktı.
  • Paranı sakla. Onu istemiyorum.
  • Paranız tek merkezdeki bir bilgisayarda yaşayan bir hayalet gibi.
  • Asabi ve paranoyaktır.
  • Gerçekten paranı yatağın altında mı saklıyorsun?
  • Babam paranın her şey olmadığını söylerdi.
  • Paranın mutluluk alamayacağını kim söylüyor?
  • “Şimdi burada yeni bir uzun parantez açmak ve bu dağ gezintisi hikâyesinden çok gerilere dönmek ihtiyacını duyuyorum.”
  • Yeterli paran yoksa, sana biraz ödünç veririm.
  • Paranın bir bankada güvenli olduğunu düşünüyor musun?
  • Paranızın üstünü unuttunuz.
  • Paranı almak istemiyorum.
  • “Şair bu kaba imalı latife parantezini çoktan kapatmış, şarkısına devam etmişti.”

Paran ile ilgili Atasözü veya Deyim

işin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol : “tanıklık boş oturan kimselerin, kefillik ise parası çok olan kimselerin işidir” anlamında kullanılan bir söz.

paranın üstü : satın alınan şeyin tutarından artan para.

paranın yüzü sıcaktır : paranın çekiciliğini ve geri çevrilemeyeceğini anlatan bir söz.

parantez açmak : söz veya yazının içine, sözü edilen konu ile ilgili bir bölüm koymak Mecaz anlamı anlatılan konudan farklı bir şey söyleneceği zaman kullanılan bir söz.

 

parantez kapatmak (veya kapamak) : söz veya yazının içine, sözü edilen konu ile ilgili eklenen bölümü bitirmek.

Paran anlamı, tanımı

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç

Parana : Asmaların dibine dikilen ağaç, sırık.

Paranazal : Yüz ve üst çene kemiklerinde bulunan hava boşlukları.

Paranazal sinüsler : Kafatasında burun boşluğuna komşu kemiklerin içerisinde içleri mukozayla kaplı ve bağ dokusunda serö-müköz bezler bulunan boşluklar.

Paraneoplastik : Kanser olgularında kanserle birlikte ve ona bağlı olarak görülen.

Paraneoplastik sendrom : Tümörün birincil etkisi dışında, kimi kanser hücrelerinden salınan maddelere bağlı olarak ortaya çıkan nöromüsküler ve hematolojik bozukluklar. Organizma için tümörden daha zararlı olabilir olabildiği gibi birincil tümörün tanısına da imkân sağlayabilir.

Paranın dolaşım hızı : Ekonomide genellikle bir yıl olmak üzere belli bir dönemde gerçekleştirilen tüm iktisadi ve ticari işlemlerde kullanılan bir birim paranın ortalama el değiştirme sayısı.

Paranın dolaşımı : Bir birim paranın belirli bir dönemde mal ve hizmet satın alımlarında iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi.

Paranın marjinal faydası : Bir tüketicinin bir birim ek paradan sağlayacağı fayda.

Paranın satınalma gücü : Bir birim paranın satın alabileceği mal ve hizmet miktarı. karşılığı satınalma gücü değerdeşliği.

 

Paranitroanilin : Formülü NO2C6H4NH2, mol kütlesi 138,1 g, e.n. 148 °C olan, alkolde çözünen sarı kristaller halinde bir madde.

Parankim : Parenkima.

Paranoit : Paranoya ile ilgili. Paranoyaya tutulmuş.

Paranoplocephala : Anoplocephalidae ailesinde bulunan sestod cinsi.

Paranoplocephala mamillana : Atlarda bağırsak enfeksiyonuna neden olan sestod türü.

Paranşima : Parenkima.

Paranthropus : Sonradan Australopithecus robustus olarak adlandırılan Güney Afrika'da bulunmuş bir hominid fosili.

Paranükleer : Çekirdeğe yakın, çekirdeğe bitişik.

Sinus paranalis : Etçillerde anüsün çevresindeki bezsel kese.

Sinus paranazales : Burun boşluğunu kuşatan kemikler içinde bulunan, doğrudan veya dolaylı olarak burun boşluğuyla ilişkide bulunan boşluklar.

Köşeli parantez : Köşeli ayraç.

Parankima : Özek doku.

Paranoya : Abartılı gurur, kuşku, sanrı, güvensizlik ve bencillikle belli olan bir ruh hastalığı.

Paranoyak : Paranoyaya tutulmuş kimse. Paranoya ile ilgili.

Parantez : Ayraç. Konunun dışında kalan söz ve yazı.

Diğer dillerde Paramorfizm anlamı nedir?

İngilizce'de Paramorfizm ne demek ? : paramorphism