Passer türkçesi Passer nedir

Passer ile ilgili cümleler

English: Ali was rescued by a passerby.
Turkish: Ali yoldan geçen biri tarafından kurtarıldı.

English: Ali was rescued by a passer-by.
Turkish: Ali yoldan geçen biri tarafından kurtuldu.

English: An innocent passer-by was shot dead in broad daylight.
Turkish: Yoldan geçen masum biri, güpegündüz vurularak öldürüldü.

Passer ingilizcede ne demek, Passer nerede nasıl kullanılır?

Passer by : Gelip geçen kimse. Yoldan geçen kişi. Geçen kimse.

Laissez passer : İktisadi gelişmenin bireysel çıkarlara dayandığı, dolayısıyla iktisadi karar birimlerinin etkinliklerine hiçbir biçimde müdahale edilmemesi gerektiğini savunan liberalizm ilkesi. Pasaport işlevi olan resmi belge veya geçiş izni. Geçiş izni. Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler ilkesi.

Passerby : Tesadüfen geçen kimse. Gelen geçen. Yoldan geçen.

Passeriforme : Mevcut kuş türlerinin yaklaşık yarısının dahil olduğu kuş sınıfı.

Passeriformes : Mevcut kuş türlerinin yaklaşık yarısının dahil olduğu kuş sınıfı. Ötücü kuşlar.

Passerine : Tüneyen ve ötücü kuşların bir grubu. Serçegiller.

Passe partout : Camlı resim. Paspartu. İç çerçeve.

Passers by : Gelip geçenler. Gelen giden.

 

Passe : Modası geçmiş. Geçmiş. Solmuş. Bk. boyun. Geçit. Geçkin. Eski. Yaşlanmış.

Trespasser : Mütecaviz. (başkasının mülküne) izinsiz giren. İzinsiz giren kimse. Tecavüzcü. Günahkar.

İngilizce Passer Türkçe anlamı, Passer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Passer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Runner : Saban demiri. Kızak ayağı. Süren. Yarışçı. Çalıfasulyesi. Dağıtıcı. Koşu dalındaki yarışlara katılan atlet. Yarış atı. Çark. Ray.

Pupil : Gözbebeği. Omurgalı gözünde irisin ortasında bulunan ve ışınların geçerek ağ tabakaya ulaştığı, irisin çevresindeki silli yapının kasılması ile genişliği değişen, aydınlıkta daralan, karanlıkta genişleyen küçük açıklık. Öğrenci. Göz bebeği. İriste, içinden görüntüyü doğuran ışınımların geçtiği, değişken açıklık. Biyoloji, eğitim alanlarında kullanılır. Öğrenim görmek amacıyla herhangi bir öğretim kurumunda okuyan kimse. bir öğretmenin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konu üzerinde çalışan kimse.

Transponder : Elektromanyetik taşıyıcı. Bir sinyali aldığında otomatik olarak nakleden cihaz. Uyduda bulunan ve alıcı frekans çevirici ve vericiden meydana gelen mikrodalga tekrarlayıcı cihaz. Kodlanmış belli bir sinyali gönderen cihaz. Uydu alıcı-vericisi. Yerdeki radar sistemi tarafından sorgulandığında kodlanmış belli bir sinyali gönderen cihaz.

Sparrow : Sparrow roketi. Çitserçesi. Becet. Dağbülbülü.

Translative : Olu durumu. Çeviri ile ilgili. Değişim ile ilgili. Tercüme veya çeviri ile alakalı veya tercümeye ilişkin.

 

English sparrow : Serçe kuşu. Ev serçesi.

Chippy : Can sıkıcı. Sarhoşluktan olan. Çentik. Bir tür amerikan serçesi. Çentikli. Balık ve patates kızartması satılan yer. Tatsız. Ufak sincap.

Tilers : Kiremitçi. Mason locası kapıcısı. Döşeme ustası. Çatı ustası. Masonlarda dış kapı gözcüsü.

Sparrows : Serçegiller. Sparrow roketi. Becet. Kuşlar (aves) sınıfının, ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, küçük boylu, gagaları koni biçiminde olan, böcek, meyve vb. yiyen serçe (passer domesticus), ağaç serçesi (p.montanus), söğüt serçesi (p.hispaniolensis), kaya serçesi (petronia petronia) türleri iyi bilinen bir familya. Dağbülbülü. Çitserçesi.

Passer synonyms : forward passer, educatee, ball carrier, transposer, testee, house sparrow, examinee, student, chipping sparrow, transmitter, chippies, play maker, transmissive, tiler.

Passer ingilizce tanımı, definition of Passer

Passer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who passes. A passenger.