Runner türkçesi Runner nedir

  • Sürüngen sap.
  • Yarış atı.
  • Atletizm, madencilik alanlarında kullanılır.
  • Kızak ayağı.
  • Ray.
  • Saban demiri.
  • Koşu dalındaki yarışlara katılan atlet.
  • Yarışçı.
  • Palanga ipi.
  • Yol halısı.
  • Ulak.
  • Haberci.
  • Kaçakçı.
  • Kızak demiri.
  • Dağıtıcı.
  • Atlet.
  • Çalıfasulyesi.
  • Simsar.
  • Ayak işlerini yapan kimse.
  • Çark.
  • Uzun ve ensiz masa örtüsü.
  • Koşucu.
  • Süren.
  • Çığırtkan.

Runner ile ilgili cümleler

English: Ali is a fast runner.
Turkish: Ali hızlı bir koşucudur.

English: Ali and Mary are fast runners.
Turkish: Ali ve Mary hızlı koşuculardır.

English: He is the fastest runner in his class.
Turkish: O sınıfındaki en hızlı koşucu.

English: Ali is a very good runner.
Turkish: Ali çok iyi bir koşucu.

English: Next to him, I'm the fastest runner in our class.
Turkish: Onun yanında, ben bizim sınıfta en hızlı koşucuyum.

Runner ingilizcede ne demek, Runner nerede nasıl kullanılır?

Runner bean : Çalıfasulyesi. Çalı fasulyesi.

Runner up : İkinci (yarış). İkinci gelen yarışmacı. İkinci gelen kimse. Yarış ikincisi. İkinci gelen takım.

First runner up : Bir müsabakada ikinci olan takım veya oyuncu.

Second runner up : Yarış ikincisi. Üçüncüden önce gelen yarışmacı.

Blockade runner : Abluka kaçağı. Ablukayı aşmaya çalışan gemi. Ablukayı yaran kimse.

 

Scarlet runner : Çalı fasulyesi. İspanyol fasulyesi. Çalıfasulyesi.

Seed runner : Tohuma kalkmış pancar.

First runner : Öncelik (oynatımı) sineması. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İlk koşucu. Öncelik oynatımına ayrılmış sinema.

Colour runners : Özdenetimli olarak, uzaktan ışıldakların önündeki renk süzgeçlerini değiştiren çerçeve. Renk değiştirici çferçeve.

Middle distance runner : Orta mesafe koşucusu.

İngilizce Runner Türkçe anlamı, Runner eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Runner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ongoing : Süregelmekte olan. Var olan. Sürekli. Süregitmekte olan. Devamlı. Devam eden. Süregelen. Süregiden. Sürmekte olan.

Aboutface : Geriye dönüş.

Despatch rider : Postacı.

Coyote : İnsan kaçakçısı. Koyote. Kırkurdu. Kır kurdu. Çakal. Sınırdan kaçak göçmen geçiren haydut. Etçiller (carnivora) takımının, köpekgiller (canidae) familyasından, 94 cm kadar uzunlukta 40 cm kadar kuyruğu olan, sırtı kül rengi, karnı daha açık, kafası uzun ve ince, kuzey ve orta amerika'da yaşayan bir memeli türü.

Driving : Kullanma. Çeviren. Araba gezintisi. Çalıştırma. Sürme. Sevk. Sürüş. İşletme. Hareket ettiren.

Competitors : Rakip. Yarışmacılar. Rakipler. Yarışmacı.

Exercisers : Tatbik eden. Uygulayan. İdman yapan. Kullanan. Egzersiz aleti. Egzersiz yada eğitim yapan kimse. Tecrübe eden. Egzersizci. Vücuda idman yaptıran araç.

Carriers : Nakliyeci. Taşıyıcı. Nakliye şirketi. Kızak. Portör. Nakliyeciler. Kurye. Port bagaj. Hamal.

Racers : Yarış arabası. Karayılan (amerikan ingilizcesi). Yarış motoru. Yarış bisikleti.

 

Shills : Yem. Diğer müşterileri kandırıp çekmek için müşteri gibi davranan kimse (kumarhanelerde, şans oyunlarında, vb.).

Runner synonyms : arms runner, moon curser, base runner, baseball player, flywheel, ongoings, deliveryman, auspicate, criers, middlemen, barker, rumrunner, brokers, scarlet runner, ploughshares, criminal, courier, summoner, track man, forerunners, joggers, shill, despatcher, herald, crook, galloper, athletes, plowshare, banishers, dissipative, diffuser, runner bean, impellers.

Runner ingilizce tanımı, definition of Runner

Runner kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, runs. A racer.