Pay slip türkçesi Pay slip nedir

  • Vergin makbuzu.
  • Ücret pusulası.
  • Ücret makbuzu.
  • Makbuz.
  • Ücret hesap pusulası.

Pay slip ingilizcede ne demek, Pay slip nerede nasıl kullanılır?

Pay : Maaş dağıtmak. Cezasını çekmek. Yararı olmak. Ücret. Para ödemek. Toslamak. Ödemek. Yarar sağlamak. Maaş. Para vermek.

Slip : Kaymak. Kaçırmak. Fiş. Ayağı kaymak. Alışverişlerde ödenen vergi dahil paranın miktarını, malın cinsini, firma adını ve alışveriş tarihini gösteren belge. krş. fatura. Kötüye gitmek (durum). Çözülmek. Kurtulmak (hayvan kendini bağlayan bir şeyden). Yanılmak.

Pay a bribe to : Rüşvet vermek.

Pay a call : Ziyaret etmek. Tuvalete gitmek.

Pay a compliment : İltifat etmek. Kompliman yapmak.

Pay a formal visit : Resmi ziyarette bulunmak. Resmi temasta bulunmak.

Pay a left handed compliment : Kaş yapayım derken göz çıkarmak.

İngilizce Pay slip Türkçe anlamı, Pay slip eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pay slip ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Quittances : Misilleme. Affolunma. Borcu kalmama. Karşılık. Alındı. Temize çıkma. Bedel. Ücret. Aklanma.

Dockets : Listeye kaydetmek. Etiketlemek. Özetlemek. İş listesi. Etiket. Adres etiketi. Bekleyen davalar listesine kaydetmek. Özet olarak deftere geçirmek. Fiş.

 

Vouchering : Tanıt. Doküman. Fiş. Kupon. Kefil. Senet. Vesika. Belge. Belgit.

Receipts : Gelir. Alındı. Hasılat. Reçete. İhracat gelirleri. Alma. Tarife. Yemek tarifi. Fiş. Gelirler.

Sale confirmation : Satış ispatı. Fiş. Bir satış muamelesini kaydetmek için satıcı ve müşteri arasındaki yazılı belge. Fatura. Satış onayı. Satış faturası.

Cheque : Adisyon. Fiş. Çek. Hesap. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Hesap (lokanta veya bar veya gece kulübünde yenilip içilen şeyler için). Çek keşide etmek. Bir kişinin, bir banka ya da başkası üzerinde bulunan alacağının tümünü ya da belirli bir çek karnesi bölümünü diğer bir kişiye ödetmek amacıyla düzenlediği belge, ödeme buyruğu. Herhangi bir kredi kurumunda hesabı bulunan bir kimsenin, satın aldığı hizmet veya ürün karşılığında para yerine verdiği ve karşılığı banka tarafından ödenen değerli kağıt.

Quittance : Karşılık. Aklanma. İbraname. Ücret. Affolunma. Alındı. Bedel. Borcu kalmama. İbra kağıdı.

Acquittance : Borcu ödeme. İbra. Ödenme. Tediye belgesi. Zimmetten kurtulma. Borcunu ödeme. Ödeme belgesi. Çek. İbra senedi.

Voucher : Doküman. Vesika. Kefil. Tavan fiyatın uygulandığı durumlarda istemin sunumu aşmasına bağlı olarak oluşabilecek karaborsayı önlemek amacıyla devletin belli önceliklere göre mal dağıtımını düzenlemek için verdiği ve üzerinde kullanıcının adı, geçerlilik süresi, geçerli olduğu bölge ve malın türünün belirtildiği belge. malların geçici olarak ödemeleri yapılmadan yurt dışına çıkarılmasına olanak sağlayan gümrük belgesi. Fiş. Belgit. Delil. Kupon. Tanıt.

Sales confirmation : Satış faturası. Fatura. Satış ispatı. Satış onayı. Bir satış muamelesini kaydetmek için satıcı ve müşteri arasındaki yazılı belge. Fiş.

Pay slip synonyms : receipting, docketing, docketed, receipt, docket.