Phosphor türkçesi Phosphor nedir

  • Işılışır.
  • Fosforlu şey.
  • Fosfor gibi ışıldayan şey.
  • Fosforesan madde.
  • Fosfor.
  • Işıl ışıyıcı madde.
  • Fosforlu madde.
  • Fosforlanmalı.
  • Işıl ışımaya elverişli (çoğu zaman katı) madde.
  • Flüorofor.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Fosforlanma özelliği taşıyan (özdek).

Phosphor ile ilgili cümleler

English: I don't believe in conspiracy theories. I just believe in facts like the use of depleted uranium explosives and phosphorus bombs in the Middle East and the annihilation of Iraq and Afghanistan for oil and other strategic goals.
Turkish: Ben komplo teorilerine inanmam. Ben sadece Orta doğu'da tükenmiş uranyum patlayıcı ve fosfor bombalarının kullanımı ve petrol ve diğer stratejik hedefler için Irak ve Afganistanın imhası gibi gerçeklere inanıyorum.

English: Do fertilizers contain phosphorus?
Turkish: Gübreler fosfor içerir mi?

Phosphor ingilizcede ne demek, Phosphor nerede nasıl kullanılır?

Phosphor bronze : Fosforlu bronz. Fosfor bronzu. Fosfor tuncu.

Phosphor dot : Fosfor noktası. Üçlü beneği oluşturan beneklerden her biri. Renkli benek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Phosphor s : Fosfor kaynakları. Monokalsiyum fosfat, dikalsiyum fosfat, trikalsiyum fosfat, potasyum fosfat, magnezyum fosfat, fosfat kayası, amonyum fosfat gibi kaynaklar.

 

Phosphor screen : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Fosforlu ekran. Bir eksiuç ışıtacı ya da almaç ışıtacının, iç çeperi fosforlanmalı özdekle sıvalı ve elektronlarla bombalanınca ışık yayan düz bölümü. Fosforlanmalı görüntülük.

Phosphorate : Fosfor ile birleştirmek veya doyurmak. Fosfor karıştırmak. Fosforlamak.

Phosphoric : Fosforlu. Fosfor içeren. Fosforik. Fosfora ait veya fosfor içeren.

Phosphorimetry : Özışınım ölçümü.

Phosphorilation : Bir moleküle fosfat grubu eklenmesi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir gruba fosfat grubu eklenmesi. Fosforilasyon.

Phosphoric acid : Fosforik asit. Kimyasal formülü h3p04 olan, renksiz kristaller halinde bulunan, fosfatlı gübrelerin yapımında ve ilaç endüstrisinde kullanılan bir katı. zayıf asit özelliğinde olan ve karbonatlı içeceklerde asitlendirici olarak kullanılır.

Phosphoresce : Yakamozlanmak. Fosfor gibi ışıldamak. Fosforlu gibi parlamak ya da parıldamak. Fosforlanmak.

İngilizce Phosphor Türkçe anlamı, Phosphor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Phosphor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Phosphorous : Fosforlu. Fosforlu deniz akvaryumları için önemli trace elementlerden biri. Fosforöz. Fosfor içeren.

Phosphorus : Seher yıldızı. Metal olmayan, zehirli ve yüksek derecede yanıcı, beyaz-sarı, kırmızı ve siyah olmak üzere üç biçimde bulunan, kemiğin mineral fazının en önemli komponenti olan, hemen hemen tüm metabolik olaylara katılan, p ile simgelenen allotropik bir element. Organizmada ortalama % 1 oranında bulunan, önemli bir kısmı iskelet ve dişlerde hidroksil apatit biçiminde bağlanmış olan, kanda mutlaka bulunması gereken, kemiklerin yapısal fonksiyonu dışında nükleik asitlerin, fosfolipitlerin bileşiminde yer alan, karbonhidrat metabolizmasında hekzofosfat, difosfat ve trifosfatların oluşumunda önemli rol oynayan, hayvanlara çeşitli bileşikler halinde verilmesi gereken bir mineral. Sabah yıldızı.

 

Phosphorescent : Fosforesan. Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sülfür tuzları gibi ışınlandıktan sonra bir süre ışıldamayı sürdüren (özdek). Yakamozlanan. Fosforışıma özelliği gösteren (özdek). Fosforışıl.

P : Standart yoğunluk. Metal olmayan, zehirli ve yüksek derecede yanıcı, beyaz-sarı, kırmızı ve siyah olmak üzere üç biçimde bulunan, kemiğin mineral fazının en önemli komponenti olan, hemen hemen tüm metabolik olaylara katılan, p ile simgelenen allotropik bir element. Basıncın simgesi. Piyanonun kısaltması. İngiliz alfabesinin on altıncı harfi. Momentin simgesi. Standart deniz seviyesi basıncı. Piano'nun kısaltması. P protonun simgesi.

Synthetic : Yapay. Doğal kaynaklardan doğrudan sağlanmamış, daha yalın yapılı bileşiklerden kimi tepkimelerle türetilmiş olan (özdek). Bir bireşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bireşim sürecinin ürünü. Bireşimsel. Bireşik. Sentetik deterjanlar. Bireşimli. Yanaşık. Sentez yoluyla yapılan. Suni.

Phosphor synonyms : synthetic substance, phosphors, luminescent material.

Phosphor ingilizce tanımı, definition of Phosphor

Phosphor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Phosphorus.