Pink türkçesi Pink nedir

  • Pembe.
  • Tavşanağzı.
  • Bıçaklamak.
  • Süngü ile delmek.
  • Kliketli çalışmak (araba).
  • Saplamak.
  • Kenarını oyalamak.
  • Kenarını zikzaklı kesmek.
  • Delmek (süngü ile).
  • Teklemek.

Pink ile ilgili cümleler

English: Ali picked some pink flowers for Mary.
Turkish: Ali Mary için bazı pembe çiçekler topladı.

English: Here is my pink notebook.
Turkish: İşte benim pembe defterim.

English: Ali can't remember where he bought his pink socks.
Turkish: Ali pembe çoraplarını nerede aldığını hatırlayamıyor.

English: Ali took a bottle of pink pills out of his pocket.
Turkish: Ali cebinden pembe bir hap şişesi çıkardı.

English: He drives a pink Cadillac.
Turkish: Pembe bir Cadillac sürüyor.

Pink ingilizcede ne demek, Pink nerede nasıl kullanılır?

Pink bollworm : Pembe kurt. Yılda birkaç kuşak üreyerek, pamuk ve bamya tarlalarında büyük yıkımlara yol açan, kırmızımsı tırtıl.

Pink eye : Göz yangısı (medikal tıp terimi). Epidemik konjunktivit.

Pink slip : İhbarname. İhtarname. İşten çıkarma bildirimi.

Pink tooth : Pembe diş hastalığı. Eritropoetik protoporfiri.

In the pink of condition : Tam formunda. Sağlıklı. Çok iyi.

Shocking pink : Çingene pembesi.

Be tickled pink : Zevkten dört köşe olmak. İki seksen uzanmak.

Pale pink : Uçuk pembe.

 

Tickled pink : Zevkten dört köşe.

Salmon pink : Somon rengi. Somon pembesi.

İngilizce Pink Türkçe anlamı, Pink eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pink ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Misfired : Patlamamak. Ateş almamak (silah). İstenen sonucu elde edememek. Tutukluk yapmak. Ateş almak. İyi çalışmamak (içten yanmalı motor). Anlaşılmamak (espri). Ateş almamak. Sonuca varamamak.

Dig into : Batırmak. Delmek. İtmek. Yemeğe girişmek. Sokmak. Yemeğe başlamak.

Carnation : Karanfil. Tarla karanfili. Washington eyaletinde şehir. Karanfil çiçeği.

Knifes : Arkadan vurmak. Bıçak. Çakı. Tığ. Bıçakla kesmek. Kesmek. Boya bıçağı.

Stabbed : Bıçaklanmış. Hançerlemek. İhanet etmek. Delmek.

Jab : İğne. Dürtmek. İtme. Batırma. Şırınga. İtmek. Yumruk. Batırmak. Saplama.

Hesitates : Duraksamak. Tereddüd etmek. Çekinmek.

Spectral colour : Tayf rengi. İzge rengi.

Pinkish : Pembemsi. Solcu.

Pierces : İçinden geçmek. Oymak. Nüfuz etmek. Etkilemek. İçine işlemek. İşlemek. Delik açmak. Delip geçmek. Delmek.

Pink synonyms : purplish pink, chromatic colour, spectral color, chromatic color, yellowish pink, lancinating, knifed, stab, jabbed, carnations, pinkest, knocks, lodge, empierce, rosier, lancinate, knocked, misfires, apricot, knife, rose coloured, knock, chugged, hesitated, chug, jabs, malfunction, anchoring, chugs, pinkness, chive, kick, chromatic.

Pink zıt anlamlı kelimeler, Pink kelime anlamı

Achromatic : Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renksiz. Perdesi değişmeyen. Akromatik. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Renksemez. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz.

 

Achromatic color : Şeffaf.

Pink ingilizce tanımı, definition of Pink

Pink kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To blink. To cut the edge of, as cloth or paper, in small scallops or angles. Called also pinky. Pink ribbons. Resembling the garden pink in color. Of the color called pink (see 6th Pink, 2). A vessel with a very narrow stern. Half-shut. To pierce with small holes. A stab. A name given to several plants of the caryophyllaceous genus Dianthus, and to their flowers, which are sometimes very fragrant and often double in cultivated varieties. The species are mostly perennial herbs, with opposite linear leaves, and handsome five-petaled flowers with a tubular calyx. As, a pink dress. To wink. Winking.