Piyon nedir, Piyon ne demek

Piyon; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Satrançta oyunun başında ön sıraya dizilen, bulundukları sıra üzerinde ilk hamlede bir veya iki hane gidebilen sekiz küçük taştan her biri, piyade.
  • Bir çıkar sağlamak için yararlanılan, istenildiği gibi kolayca kullanılabilen kimse

Piyon hakkında bilgiler

Piyon (♙♟, bazı kaynaklarda er olarak da adlandırılır), satranç oyunundaki en zayıf ve sayıca en fazla olan taştır. Satranç bir savaş oyunu olarak düşünülürse piyonlar bu savaştaki en yalın asker olan piyadeyi temsil eder. Satranç oyununda her oyuncu oyuna sekiz piyonla başlar. Bu piyonlar oyuncunun gördüğü taraftan bakıldığında satranç tahtasının ikinci sırasını kaplar. Piyonların başlangıç konumu beyaz taşlarla oynayan oyuncu için a2, b2, c2, d2, e2, f2, g2 ve h2, siyah taşlarla oynayan oyuncu için a7, b7, c7, d7, e7, f7, g7 ve h7 kareleridir. Piyon bir orduda rütbesiz bir askere benzetilebilir.

Satranç oyununda piyon her zaman düz ve ileri doğru hareket eder. Piyonların bir kere ileri gittikten sonra geri dönmesi mümkün değildir. Bir piyon açılış dışında her adımda yalnızca bir kare ileri gidebilir. Açılış durumunda hiç oynamamış bir piyon ilk hamle olarak iki kare ileri oynanabilir.

Piyon düz ve ileri doğru hareket etse de karşı oyuncunun taşlarını çapraz olarak yer (oyundan çıkarır). Piyon doğrudan önünde olan bir taşı alıp yoluna devam edemez. Bu nedenle piyonların önleri başka taşlar tarafından kesilebilir.

 

Piyonun diğer satranç taşlarının sahip olmadığı bir başka özelliği de, rakibin açılışta iki hamle ilerleyerek yanına gelen piyonunu, çaprazında olmasa da çaprazındaymış gibi arkasına hareket ederek oyun dışında bırakabilmesidir. Bu özellik yalnızca rakibin açılışta iki kare ilerleyen piyonları için geçerlidir.

Piyon ile ilgili Cümleler

  • Oyunda sadece bir piyon olan kişi çoğunlukla şirkette büyük konuşur.
  • onun yetenekli elleri ve parmakları, kolayca süzülüyor, dans ediyor piyononun tuşlarında.

Piyon anlamı, kısaca tanımı:

Satranç : İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun.

Oyun : Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Kumar. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Hile, düzen, desise, entrika. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma.

Hamle : Satrançta ve damada taş sürme işi. İleri atılma, atılım, saldırış, savlet. Atak.

 

Sekiz : Yediden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 8 ve VIII rakamlarının adı. Yediden bir artık.

Piyade : Bir çift kürekle yönetilen bir tür hafif kayık. Bu sınıftan olan asker. Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf. Piyon. Yaya.

Dizi : Dizi film. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri.

Hane : Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri. Birleşik kelimelerde "bina, yapı, yer, makam" anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz. Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz. Ev halkı. Ev, konut. Basamak.

Küçük : Geri aşamada. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niceliği az olan. Kısık, parlak olmayan (ses). Niteliği aşağı olan, bayağı. Yaşı daha az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Değersiz, önemsiz. Küçük abdest.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.

Yarar : Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Çıkar. Yarayan, elverişli, uygun.

Kola : Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kolalama. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Kaynak : İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Bir şeyin çıktığı yer, menşe. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer.

Piyone : 1882'de yapılan düz yönelteçli, yatay çatılı bir çifteker türü.

Piyonefrolitiyazis : Böbrekte irin ve taş bulunması.

Piyonefrozis : İdrar kanallarında tam veya kısmi tıkanmaya bağlı olarak korteks ve medulla kısımlarının incelerek böbreğin irinle dolu bir kese görünümü alması.

Diğer dillerde Piyon anlamı nedir?

İngilizce'de Piyon ne demek? : n. pawn

Fransızca'da Piyon : pion [le]

Almanca'da Piyon : n. Bauer

Rusça'da Piyon : n. пион (M), пешка (F)